Haber Detayı

Özel Amaçlı Fen Liseleri, Seçici Öğrenci Modelleri ve Eğitimde Dezenformasyonun Stratejik Zararları
Prof. dr. levent eraslan tv100.com
28/01/2026 00:02 (2 saat önce)

Özel Amaçlı Fen Liseleri, Seçici Öğrenci Modelleri ve Eğitimde Dezenformasyonun Stratejik Zararları

Eğitim sistemleri, yalnızca bireylerin akademik başarısını ölçen mekanizmalar değil; aynı zamanda ülkelerin bilimsel kapasitesini, teknolojik üretim gücünü ve stratejik insan kaynağını temellendiren yapılardır.

Bu nedenle, kuruluş amacı itibarıyla özel bir misyon taşıyan okulların, standart ve tek boyutlu ölçme araçlarıyla değerlendirilmesi hem pedagojik hem de stratejik açıdan ciddi eksiklikler barındırmaktadır.

Türkiye’de son dönemde TÜBİTAK Fen Lisesi ve BAYKAR Fen Lisesi üzerinden yürütülen “mülakat” tartışmaları, büyük ölçüde bu bağlamdan kopuk, yüzeysel ve dezenformasyona dayalı bir zeminde ilerlemektedir.Mevzuatın Çerçevesi ve Yanlış GenellemelerProje Okulları Yönetmeliği’nin “Özel Program Uygulayan Okullara Öğrenci Seçimi”ne ilişkin hükümleri, sıklıkla yanlış yorumlanmakta ve tüm proje okullarını kapsayan genel bir düzenleme gibi sunulmaktadır.

Oysa ilgili madde, yalnızca özel program uyguladığı mevzuatla açıkça tanımlanmış okullar için geçerlidir.

Bugün Türkiye’de bu kapsama giren okullar fiilen TÜBİTAK Fen Lisesi ve BAYKAR Fen Lisesi ile sınırlıdır.

Buna rağmen, istisnai ve sınırlı bir uygulamanın tüm proje okullarına teşmil edilmesi, kamuoyunda ciddi bir bilgi kirliliği ve güvensizlik üretmektedir.Fen Liselerinin Genel Kuruluş FelsefesiTürkiye’de fen liseleri geleneği, 1964 yılında kurulan Ankara Fen Lisesi ile başlamış olup, kuruluş amaçları itibarıyla üstün yetenekli öğrencileri erken yaşta bilimsel ve araştırma temelli bir eğitimle buluşturmayı hedeflemiştir.Bu okulların temel hedefi; analitik düşünme, problem çözme, sorgulama ve bilimsel yöntem becerilerini erken yaşta kazandırmaktır.

Dolayısıyla fen liselerinin tarihsel misyonu, nicel başarıdan ziyade nitelikli bilimsel insan kaynağı yetiştirme üzerine kuruludur.

Aşağıda kamuoyunda tartışmalara neden olan iki fen lisesinin kuruluş amaçlarını ele almak konunun önemini ortaya koyacaktır.TÜBİTAK ve BAYKAR Fen Liseleri: Kuruluş Amaçları ve Eğitim VizyonuTÜBİTAK ve BAYKAR Fen Liseleri, Türkiye’nin stratejik insan kaynağı ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulmuş, araştırma ve proje temelli eğitim anlayışını merkeze alan özel fen liseleridir.

TÜBİTAK Fen Lisesi, matematik, fizik, kimya, biyoloji ve bilgisayar bilimleri alanlarında ileri düzey yetkinliğe sahip, bilimsel yöntemi içselleştirmiş ve ulusal-uluslararası bilimsel faaliyetlerde aktif rol alabilecek öğrenciler yetiştirmeyi hedeflerken; BAYKAR Fen Lisesi, savunma sanayii, ileri teknoloji, mühendislik ve yapay zekâ odaklı alanlarda üretim ve proje temelli öğrenmeyi esas alarak, disiplinler arası düşünebilen ve teknoloji geliştirme süreçlerine erken yaşta entegre olabilen öğrenciler yetiştirmeyi amaçlamaktadır.

Her iki okul da yalnızca sınav başarısını ölçen değil; bilimsel merak, akademik süreklilik, araştırma disiplini, inovasyon kültürü ve entelektüel derinliği esas alan bir öğrenci profilini hedefleyen, seçici ve özel eğitim modellerini temsil etmektedir.Öğretmen Kadrolarının Özel SeçimiBu okulların seçici yapısı yalnızca öğrenci kabulüyle sınırlı değildir; öğretmen kadroları da kuruluş amaçlarıyla uyumlu biçimde özel olarak belirlenmektedir.

TÜBİTAK Fen Lisesi ve BAYKAR Fen Lisesi’nde görev alacak öğretmenler, klasik hizmet puanı veya kıdem esaslı atamaların ötesinde; alan uzmanlığı, akademik yetkinlik, proje ve araştırma deneyimi, mentorluk becerisi ve okulun eğitim vizyonuna uyum gibi ölçütler çerçevesinde görevlendirilmektedir.

Bu yaklaşım, öğretmeni yalnızca ders anlatan bir aktör değil; öğrencinin bilimsel ve teknolojik gelişimine rehberlik eden bir paydaş olarak konumlandırmakta, okulun nitelikli insan kaynağı yetiştirme misyonunun sürdürülebilirliğini güvence altına almaktadır.Kuruluş Amacı, Seçme Yöntemini BelirlerEğitimde temel ilke açıktır: Bir okulun kuruluş amacı, öğrenci seçme yöntemini belirler.

Araştırma, proje üretimi ve ileri düzey bilimsel faaliyetleri merkeze alan okullarda; yalnızca merkezi sınav puanına dayalı bir yerleştirme, hedeflenen insan kaynağını oluşturmada yetersiz kalmaktadır.

Bu nedenle mülakat, alan odaklı yazılı değerlendirme ve motivasyon ölçümü; eşitsizlik üreten araçlar değil, programın niteliğini korumaya yönelik pedagojik zorunluluklar olarak değerlendirilmelidir.Uluslararası Uygulamalar: Okul Bazlı ÖrneklerDünya genelinde özel amaçlı bilim ve teknoloji okullarında benzer seçici modeller yaygın biçimde uygulanmaktadır.

İngiltere’de Imperial College London Mathematics School ve King’s College London Mathematics School, matematik ve bilim ağırlıklı özel müfredatları doğrultusunda öğrenci kabulünde mülakatı temel bir unsur olarak benimsemektedir.

ABD’de Thomas Jefferson High School for Science and Technology, ileri düzey STEM ve araştırma odaklı programları nedeniyle yazılı değerlendirme, referans ve mülakat süreçlerini birlikte kullanmaktadır.

Almanya’da belirli Gymnasium bünyesindeki bilim programları ile Studienkolleg yapılarında sözlü değerlendirme ve mülakat uygulamaları yaygındır.

Singapur’da NUS High School of Math and Science, araştırma ve proje temelli eğitim anlayışı doğrultusunda akademik başarıya ek olarak öğrencinin bilimsel motivasyonunu ve düşünme becerilerini ölçen mülakat süreçleri yürütmektedir.Bu örnekler, özel program uygulayan okullarda mülakatın istisnai değil, uluslararası bir norm olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır.Eğitimde Dezenformasyonun Uzun Vadeli ZararlarıEğitimin, toplumların şekillenmesinde en etkili araçlardan biri olduğu, farklı ideolojiler tarafından da kabul edilen ortak bir gerçekliktir.

Bu nedenle gelişmiş ülkelerde eğitim alanındaki uygulamalar, günlük politik tartışmaların malzemesi hâline getirilmemekte; uzun vadeli, bilimsel ve toplumsal ihtiyaçlara dayalı bir yaklaşımla ele alınmaktadır.

Ne var ki ülkemizde, eğitimle ilgili bazı uygulamaların hâlen pedagojik ve yapısal gerekçelerden ziyade, dar ve ideolojik bakış açılarıyla değerlendirilmesi, sağlıklı ve sürdürülebilir eğitim politikalarının oluşmasını zorlaştırmaktadır.Bu bağlamda yukarıda açıklanan gerçekliğe rağmen, sınırlı sayıdaki okulda uygulanan seçici modelin tüm proje okullarına yaygınlaştırılmış gibi sunulması, eğitimde ciddi bir dezenformasyon sorunu doğurmaktadır.

Bu durum: Velilerde ve öğrencilerde gereksiz kaygı yaratmakta,eğitim kurumlarına duyulan güveni zedelemekte,uzun vadede nitelikli eğitim politikalarının tartışılmasını imkânsız hâle getirmektedir.Sonuç olarak eğitim gibi stratejik bir alanda yanlış bilginin yayılması, yalnızca algısal değil; yapısal zararlar üretmektedir.Sonuç: Amaç Odaklı Seçicilik, Eğitimde Kalitenin TeminatıdırSonuç olarak; TÜBİTAK Fen Lisesi ve BAYKAR Fen Lisesi’nde uygulanan mülakat ve ek değerlendirme süreçleri, mevzuata uygun, kuruluş amaçlarıyla uyumlu ve uluslararası iyi uygulama örnekleriyle örtüşen meşru ve gerekli bir eğitim politikasıdır.

Proje okullarının tamamında mülakat uygulanacağı yönündeki iddialar ise gerçek dışıdır ve kamuoyunu yanıltıcı nitelik taşımaktadır.Eğitim politikaları, günübirlik yaklaşımlar ve yüzeysel söylemlerle değil; kuruluş misyonu, pedagojik gereklilikler ve bilimsel gerçeklik temelinde tartışılmalıdır.

Aksi hâlde ortaya çıkan dezenformasyon, yalnızca bir bilgi kirliliği değil, doğrudan bir gelecek kaybı üretir.

İlgili Sitenin Haberleri