Haber Detayı

Platon/Sokrates’in mağarası
Soner yalçın nefes.com.tr
27/01/2026 05:00 (5 saat önce)

Platon/Sokrates’in mağarası

Önceki gün ekranlarda Suriye ordusu tarafından ele geçirilen PKK/SDG’ye ait yeraltı karargahlarını izledim. Dedim ki içimden;...

Önceki gün ekranlarda Suriye ordusu tarafından ele geçirilen PKK/SDG’ye ait yeraltı karargahlarını izledim.

Dedim ki içimden; örgüt mağaralardan, dağlardan, yeraltından çıkamıyor bir türlü…Aklıma ne geldi:Antik Yunan filozofu Platon, öğretmeni Sokrates ile yaptıkları diyalogları yazdığı “Devlet” adlı eserin yedinci kitabında bir sembol kullandı: Mağara alegorisi…Platon’un, Sokrates’in ağzından yazdığı bu mağara alegorisi neydi? -Platon, insanları karanlık bir mağarada “zincirlenmiş mahkumlar” gibi düşünmemizi ister…-Bu insanlar “doğduklarından” beri mağaradadır…-Yalnızca karşılarındaki duvara yansıyan gölgeleri görürler...-Duvara yansıyan gölgeleri gerçek sanırlar, çünkü bildikleri tek şey odur…-Mahkumlardan biri “zincirlerinden” kurtulup mağaradan dışarı çıkarsa; önce gözleri kamaşır ve sonra nesneleri, en sonunda da güneşi görür...Güneş, Platon’a göre “iyi ideası”, yani en yüksek gerçeği temsil eder.Sonuçta aydınlanan bu kişi tekrar mağaraya dönüp gerçeği anlatmak ister ama diğerleri ona inanmaz ve hatta kendileri için tehlikeli bulur…Platon’un mağara alegorisinde mesele fiziksel mağara değil, gerçeklikten kopuş, yanılsama ve yüzleşmedir.

Ki bu tam olarak PKK/SDG’nin halini anlatıyor.

Şöyle: PKK/SDG’nin mağarasıPlaton’un mağara alegorisi, yalnızca antik felsefe metni değil; bugün yaşanan birçok siyasi ve askeri süreci anlamak için hâlâ güçlü bir anahtar sunuyor.

Örgüt mensupları, karanlık bir mağarada, gerçeğin kendisini değil, duvara yansıyan gölgeleri hakikat sanıyor!

Zamanla bu gölgeler tek gerçeklik haline geliyor ve dış dünya tehlikeli bulunup düşmanlaştırılıyor…PKK/SDG yapılanmasının uzun süredir içinde bulunduğu durum, bu alegoriyi haklı çıkarıyor.

Örgüt, yıllar boyunca kendi kapalı ideolojik evrenini inşa etti; propaganda diliyle üretilen anlatılar, sahadaki gerçeklikten giderek koptu.

Bu anlatılar, örgüt mensupları ve çevresi için “mağara alegorisi” işlevi gördü: Güç algısı, meşruiyet iddiası ve psikolojik yanılsaması gölgeler üzerinden kurdu.Ancak… Platon’un mağarasında olduğu gibi, gerçeklik sonsuza kadar dışarıda tutulamaz.

Suriye ordusunun örgüte ait mağara ve yeraltı karargâhlarında buldukları, yalnızca askeri tabloyu değil, aynı zamanda ideolojik çözülmeyi de işaret ediyor.

Bu, mağaradan çıkıp güneşe ulaşmak değil; tam tersine, güneşin mağaranın içine zorla girmesidir!

PKK/SDG açısından yaşanan süreç bir “aydınlanma” değil, bir yüzleşme anıdır.

Kendi gölgeleriyle kurulan dünya, dış koşulların sertliği karşısında dağılmaktadır.

Mağara alegorisinin dersi budur: -Gerçeklikten ne kadar kaçılırsa kaçınılsın, eninde sonunda o kendini dayatır… -Gölgelerle kurulan dünyalar uzun süre ayakta kalabilir; fakat hakikat kapıyı çaldığında, o dünyanın ya dönüşmesi ya da çözülmesi kaçınılmazdır…Toparlarsam: Ayak direyen kimlerPlaton’un mağara alegorisi, yalnızca bireysel aydınlanmayı değil, kolektif körlükleri de anlatır.

İnsanlar, bazen gerçeği bilmedikleri için değil, bildikleri dünyayı kaybetmemek için karanlıkta kalmayı tercih eder!

Bugün Türk devletinin terör sorununu çözmek amacıyla Öcalan’la yürüttüğü temaslar da bu çerçevede okunabilir.Devlet, sahadaki ve bölgedeki gerçekliği dikkate alarak çatışma zemininden çıkma iradesi gösterirken, “mağarada yaşayan” bazı unsurlar bu süreci isteksizce karşılamakta, hatta bilinçli biçimde zorlaştırmaktadır.

Bunun nedeni barışın imkânsızlığı değil; barışın, yıllardır süren silahlı düzeni ve bu “mağara” içinde kurulan güç ilişkilerini sona erdirecek olmasıdır.

Platon’un mağarasındaki gibi, dışarıdaki gerçeklik içeri girdiğinde, gölgelerle kurulan düzen çöker!

Bugün PKK/SDG içinde yaşanan bazı dirençler, çözüm arayışına değil, “mağaranın” kaybına duyulan korkuya işaret etmektedir.Çünkü:Çatışma ortamı yalnızca silahları değil, anlamları da besler.

Silah sustuğunda, onu meşrulaştıran hikayeler de sessizleşir.

İşte bu bazıları için varoluşsal tehdittir.

Yıllarca gölgeler ile inşa edilen bir düzen, hakikatin ışığında ayakta kalamayacaktır artık...Bu nedenle milli çözüm süreci, sadece siyasi değil aynı zamanda psikolojik kırılma yaratıyor.“Mağarada” kalmayı seçenler için sorun müzakere değil, dönüşümdür.

Dönüşüm, alışılmış rollerin sona ermesi anlamına geliyor.Platon’un/Sokrates’in yüzyıllar önce işaret ettiği gibi, en sert direniş çoğu zaman; karanlıktan değil, aydınlıktan korkanlardan gelir…

İlgili Sitenin Haberleri