Haber Detayı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı: Cezaları bozun
Gündem nefes.com.tr
26/01/2026 10:17 (2 saat önce)

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı: Cezaları bozun

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Adıyaman'da 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 36 kişinin hayatını kaybettiği Kanarya Apartmanı'na ilişkin davada iki sanık hakkında verilen cezaların bozulmasını istedi.

6 Şubat 2023'teki deprem felaketinde Adıyaman'ın Merkez ilçesi Alitaşı Mahallesi'nde bulunan Kanarya Apartmanı'nın A ve B bloklarının yıkılması sonucu 36 kişi yaşamını yitirdi.Adıyaman 2.

Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, fenni mesul ve proje müellifi Halil Bağcı'ya, "bilinçli taksir" suçundan 15 yıl, kooperatif üyesi Şemsettin Gürsoy'a ise "basit taksir" suçundan 11 yıl 3 ay hapis cezası verildi.Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay'a gitti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayla ilgili tebliğnamesini hazırlayarak, Yargıtay 12.

Ceza Dairesi'ne gönderdi.

Dosyayla ilgili son kararı Yargıtay 12.

Ceza Dairesi verecek.Başsavcılığın tebliğnamesinde, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak kurulan hükmün bozulması istendi.Tebliğnamede, 24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ ilinin Sivrice ilçesinde meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremin, Adıyaman'ın da aralarında bulunduğu geniş bir bölgede hissedildiği, Adıyaman Valiliği AFAD Acil Durum Müdürlüğü IRAP Sekretaryası nezaretinde hazırlanan 2021 tarihli İl Afet Risk Azaltma Planı'nın 66. sayfasında, "Adıyaman Alitaş Mahallesi'nin zayıf zemin özelliklerine sahip olduğu" tespitine yer verildiği hatırlatıldı.Rusya'nın doğusundaki Kamçatka Yarımadası'nda meydana gelen 8,8 büyüklüğündeki deprem karşılaştırması yapan savcı tebliğnamesinde, bu depremde ölen olmadığının açıklandığını belirterek, "Üstelik dev depremlerle yaşamayı bilen bir ada olan Kamçatka'nın 300 bin kişilik nüfusu, hafif ve alçak inşa edilmiş yapılarda yaşamını sürdürüyordu.

Can ve mal kaybının en azda indirgenmesinin bir sebebi de buydu" ifadesini kullandı. 'DEPREM YORGUNLUĞU DİKKATE ALINMADI'Deprem yorgunluğunun, yapı elemanlarının zaman içinde art arda maruz kaldığı sarsıntılar nedeniyle, donatıda mikro çatlaklar oluşması, betonun bağlayıcılığını ve bütünlüğünü kaybetmesi, taşıyıcı sistemdeki rijitliğin azalması, birikimli hasarın ortaya çıkması anlamınageldiği ifade edilen tebliğnamede, şu görüşlere yer verildi: "Özellikle 1995 öncesi yönetmeliklere göre yapılmış ve hiç güçlendirilmemiş yapılar, bu tür yorgunluk belirtilerine karşı daha savunmasızdır.

Bölgenin depremselliği 27 yıllık süreçte bölgede yüzlerce sarsıntı meydana gelmiştir...Binanın deprem yorgunu olması, su ve ısı yalıtımının bulunmayışı, geçen sürede Kanarya Apartmanı'nı yorgun bina haline getirme ihtimalinin çok yüksek olduğunu gösterdiği olgusunun bilimsel, uzman analizine tabi tutulmamış olması ciddi bir kovuşturma eksikliğidir. 'BİNAYA PROJE DIŞI UYGULAMALARIN YAPILIP YAPILMADIĞI ARAŞTIRILMALIYDI'Kanarya Apartmanı'nın 1993'teki yapı inşa tarihinden 6 Şubat 2023 tarihli deprem anına kadar geçen sürede, binaya proje dışı uygulamaların yapılıp yapılmadığı, örneğin kaçak kat çıkılıp çıkılmadığı, doğal gaz tesisatı çekilmesi sonucu taşıyıcı unsurlara müdahale edilip edilmediği, çatı katına güneş enerjisiyle çalışan sıcak su depoları ve panellerin yerleştirilmesinin binanın depremselliğine etkisi, bu tesisatların statik projeye bağlanıp bağlanmadığı hususları; depremden sağ kurtulan bina sakinlerinin tanıklıklarıyla, Harita Kadastro Genel Müdürlüğü'nden temin edilecek deprem öncesi görseller ve hava fotoğraflarıyla desteklenerek araştırılmalıydı." Tebliğnamede, literatürde, donatı çeliğinin su yalıtımı eksikliğinde 15 yıl içinde yüzde 90'a varan kesit kaybına uğrayabileceği bilinen bir olgu olmasına karşın bilirkişi raporlarında, yalnızca inşaat mühendisliği alanından oluşturulan bilirkişi heyetinin, teknik ayrıntıları tartışmadan "statik proje müellifi asli, belediye tali kusurlu" şeklinde soyut değerlendirmelerle yetindiği aktarıldı.BİLİRKİŞİ RAPORUNA SERT ELEŞTİRİDava dosyasının, belirtilen bilim dallarından oluşturulacak multidisipliner bir heyete tevdi edilmesi istenen tebliğnamede, şunlar kaydedildi: "Kolon-kiriş birleşim detaylarında bir yetersizlik bulunup bulunmadığı, kısa kolon etkisi yaratan mimari uygulamaların yapılıp yapılmadığı, beton kesiti ile donatı oranlarının dönemin yönetmeliklerine uygun olup olmadığı, depreme karşı zayıf kalan hangi yapısal detayın göçmeye doğrudan etki ettiği; projeyi onaylayan belediye görevlilerinin sorumluluk alanlarının ne olduğu; 1995 yılı itibarıyla bölgede kullanılan betonun niteliğinin elle karılan mı yoksa hazır beton mu olduğu; donatıların TS standartlarına uygunluğu ve üretim menşei; kalıp sistemleri ile vibrasyon işlemlerinin yeterliliği; çatıya güneş paneli, depo veya su sistemi gibi statik projede öngörülmeyen ek yüklerin getirilip getirilmediği; ayrıca yapının inşa edildiği dönemde bölgedeki egemen yapı kültürünün ne olduğu, doğru yer seçimi, nitelikli malzeme temini, deneyimli iş gücü ve ehil mühendislik hizmetine erişim imkanlarının bulunup bulunmadığı, inşa sürecine tahsis edilen bütçe ve idari regülasyon kapasitesinin 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen büyük ölçekli depremde yapının ayakta kalmasına yetecek düzeyde olup olmadığı gibi hayati soruların tümüne kapsamlı ve disiplinlerarası bir yaklaşımla yanıt verilmesi gerekirken; hukuksal ve bilimsel anakronizme düşen, metodolojik tutarlılıktan yoksun, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilmesi; oysa bu sorulara bilimsel açıklık getirecek ayrıntılı bir teknik analiz matrisi hazırlanması, kovuşturmanın bu kapsamda genişletilmesi, eksik delillerin tamamlanması ve bilimsel yöntemlere uygun yeni bir bilirkişi raporu alınması zorunlu iken tüm bu işlemler yapılmadan, eksik kovuşturma ürünü ve denetime elverişsiz raporlar esas alınarak sanıkların cezalandırılmasına karar verilmesi, hukuka aykırı görüldüğünden, sanıklar savunmanlarının temyiz istemlerinin bu bağlamda kabulüyle, temyiz edilen hükmün bozulması talep ve tebliğ olunur."

İlgili Sitenin Haberleri