Haber Detayı

UĞUR MUMCU’SUZ 33 Yılın Ardından…
Neşe doster gercekgundem.com
26/01/2026 06:00 (8 saat önce)

UĞUR MUMCU’SUZ 33 Yılın Ardından…

Bugünkü yazımda! Karlı ve kanlı bir Pazar günü kararlı ve karanlık ellerin alçakça saldırısı sonucu yitirdiğimiz, fikir dünyamızın yapı taşlarına katkısını unutmadığımız, unutamayacağımız, bir aydınımızı dilimin döndüğünce anlatmak istiyorum…

Bugünkü yazımda!

Fikri takibi olan, her yazısıyla karanlıkta bir fener gibi aydınlatan, söz ustası, yiğit, idealist, cesur bir kaleme duyduğumuz ihtiyacın derinliğini, yaşadığımız her olayda yokluğunu hissettiğimiz bir keskin kaleme, bir kırık gözlüğe ne çok özlem duyduğumuzu dile getirmek istiyorum…Bugünkü yazımda!

Çok çalışkan, çok bilgili, çok kararlı, yılmayan bir kalem olduğu için elimizden acımasızca alınan Uğur Mumcu’nun yaşamın sert, acımasız yanlarını dile getirirken sözünü esirgemeyen, göz açan, ufuk açan, gerçeklerin altını cesurca çizen bir kalem ve kelam ustası olduğu için hesaplı ve kitaplı adımlarla hayattan koparıldığını bir kez daha hatırlatmak istiyorum…Bir Afrika atasözü der ki; “Bir bilge öldüğünde bir kütüphane yanmış demektir” Tanıyan, tanışan, okuyan, bilen, herkesin yüreğine dokunan bu kalem için söyleyecek çok şey var, ancak söze nereden başlayacağımı, yazıya neleri sığdıracağımı bilemiyorum.Bildiğim o ki; Uğur Mumcu lise yıllarında tanıştığım ve alıştığım, üniversite yıllarımda dosyalayarak paylaştığım, yazı ve yorumlarıyla bizim kuşağa temel atanlardan biriydi.

Aradan bunca yıl geçti.

Belleğime ve arşivime kazınan o kadar çok yazısı, başucumdan ayırmadığım o kadar çok kitabı, arşivimde başı çeken o kadar çok makalesi var ki…Şimdi ben kalkıp; şiir tadındaki yazılarıyla, sözcüklere kattığı ruhla, siyasi yazılarındaki edebi tatla, ince mizah ve özgün muziplikle mesleğin yüz akı bir ustanın, Afrika atasözünü haklı çıkarırcasına “GÖZLEM” başlığı altındaki yazılarıyla önümüze açtığı yollara mı girsem?Zarafetin ve zekânın buluştuğu yüreğiyle; bazen çaresizlik kokan, bazen çığlıklar attıran, bazen gözyaşlarına boğan ama hep sahip çıkan, arka çıkan naifliğine mi değinsem?Akıcı ve yaratıcı kaleminde yakaladığı başarıyı hayatın pek çok alanına yayarken, insanın yüreğini için alan konuşmalarından dostluklarına kadar her konunun hakkını veren ustalığını mı alkışlasam?Kurtuluş reçetemiz olan Atatürk’e, tüm sorunlarımızın ilacı ve dermanı sayılan Cumhuriyet ilkelerine firesiz ve ödünsüz bağlılığıyla, cesaretli, dik, eğilmeyen bükülmeyen onurlu kalemiyle, her biri bir okul sayılan 85 kitabı ve hep 12’den vuran kısa, etkili yazılarıyla dağa taşa sahip çıkan dağ gibi bir yüreğin erkenden susturuluşuna mı hayıflansam?O bilekli, yürekli, coşkun yazarın gidişiyle sözün bittiğini, yazının donduğunu, kalemin sustuğunu düşünerek; yaşamı zenginleştiren, hayatı çekilebilir kılan ustaların vedalarıyla her gün biraz daha eksilip yalnızlaştığımıza mı üzülsem?Hayallerimize, hasretlerimize, özlemlerimize, sevgilerimize, dünümüze, geleceğimize özgü dilek ve tahminlerimizin altını hepimiz adına çizerken; samimi ve sahici üslubuyla, sayfalara sığmayan konuları tek bir sözcüğe sığdırma becerisini mi kıskansam?Yoksa olayların üstüne gittikçe, olup biteni gördükçe, yaşananları ve yaşanacakları sezdikçe bunu çok önceden hisseden kalpaksız kuvayı milliyecinin acımasız yazgısına mı bir kez daha ah çeksem?

Bilemedim…Bildiğim o ki; bizler ve bizim kuşak Uğur Mumcu’dan çok şey öğrendik.

Hayattayken yolsuzlukları, hırsızlıkları onun kaleminden okurduk.

Yaşadığı yıllarda bilmediklerimizi, bilemeyeceklerimizi ondan öğrenirdik.

Şimdi ise içimiz yanarak “yazmıştı” diyoruz.

Bugünlerde ise “şimdi o olmalıydı” diye iç geçiriyoruz…Özetle demem o ki: Ülkesi için çarpan, koşan, didinen ve geride esin kaynağı olmak, öncülük etmek, rol model olmak, örnek alınmak gibi dev bir miras bıraktı. “Bilgi sahibi olunmadan, fikir sahibi olunmaz.” diyen Sakıncalı Piyade’nin aydınlığı ve ışığı hiç sönmeyecek eminim…Özetin özeti: Uğur Mumcu 1975 yılında köşesinde; “Ecelsiz öldürüldük, dövüldük, vurulduk, asıldık!

Ey halkım unutma bizi” diye yazmıştı.

Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız…Üzgünüm: Oyuncu, yazar, yönetmen ve çevirmen Haldun Dormen yok artık.

MSM’de ders verdiğim yıllarda dönem ödevi verdiğim bir öğrencim kendisiyle söyleşi yapmak için Şile’deki evine gitmişti.

Söyleşi bittikten sonra öğrencime yüklü bir harçlık veren, “yol parası yapar, bir şeyler yersin” diyen gözü de gönlü de tok olan, müzikal, dram ve komedi türünün yorulmaz yazar ve oyuncusunu unutmayacağız.

Işıklar içinde uyusun…

İlgili Sitenin Haberleri