Haber Detayı

“Toprağa bas” tavsiyesi bilimsel olarak kanıtlandı: Fareler bile değişiyor
Güncel chip.com.tr
25/01/2026 20:31 (1 saat önce)

“Toprağa bas” tavsiyesi bilimsel olarak kanıtlandı: Fareler bile değişiyor

Cornell Üniversitesi’nin yaptığı yeni bir araştırma, küçük kafeslere hapsedilen farelerin kronik kaygı yaşadığını ortaya koydu. Sadece bir hafta dışarıda, toprak üzerinde vakit geçiren farelerin korkularını yenmesi ise, modern tıbbın neden ilaç testlerinde yanıldığını açıklıyor olabilir.

İnternet dünyasında stresli anlarda sıkça duyduğumuz “dışarı çık ve biraz toprağa bas” tavsiyesi, görünüşe göre sadece bir sosyal medya efsanesinden ibaret değilmiş.

Bilim dünyasından gelen son haberler, laboratuvar ortamındaki farelerin dış dünyayla temas ettiklerinde sergiledikleri değişimlerin, modern tıbbın en büyük çıkmazlarından birine ışık tutabileceğini gösteriyor.Cornell Üniversitesi tarafından yürütülen ve Current Biology dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, küçük kafeslerde yaşayan laboratuvar farelerinin, dışarıda, yani doğal ortamda vakit geçiren hemcinslerine göre çok daha kaygılı olduğunu gösteriyor.

Bu durum, insan sağlığı için geliştirilen ilaçların neden laboratuvarda başarılı olup gerçek hayatta sınıfta kaldığı sorusuna da çarpıcı bir yanıt sunuyor.Yıllardır süregelen ilaç testlerinde yaşanan en büyük sorun, hayvan modelleri ile insan deneyleri arasındaki devasa sonuç farkıydı.

Araştırmacılar, bu farkın temelinde laboratuvarların aşırı steril, tek düze ve “sıkıcı” ortamının yattığını düşünüyor.

Cornell Üniversitesi’nden Matthew Zipple, laboratuvar farelerinin yaşamını, tecrit altındaki mahkumların hayatına benzetiyor.

İki veya üç kardeşiyle ayakkabı kutusu kadar bir alana hapsedilen, suyunun ve yemeğinin her gün aynı saatte önüne geldiği bir farenin psikolojisi ile doğada risk alan, yuva kazan ve sosyal bağlar kuran bir farenin psikolojisi haliyle bir olmuyor.Labirent deneyi ve kaygı duvarıAraştırma ekibi, teorilerini kanıtlamak için fareleri “yükseltilmiş artı labirent” adı verilen standart bir teste tabi tuttu.

Bu labirentte iki ucu kapalı, iki ucu ise açık yollar bulunuyor.

Parlak ışıklar altında labirente bırakılan tipik bir laboratuvar faresi, açık yolları korkutucu buluyor ve hayatı boyunca bir daha oralara adım atmıyor.

Bilim dünyası, farelerin bu çekingenliğini yıllardır bir “kaygı ölçütü” olarak kullanıyor.

Ancak dışarıda, toprakla ve gökyüzüyle temas ederek yaşayan fareler, bu açık yollardan hiç korkmuyor.

Hatta kafeste yaşayan fareler sadece bir hafta dışarıda vakit geçirdiğinde, labirentteki açık alanlarda geçirdikleri süre iki katına çıkıyor, yani kaygıları adeta buharlaşıp uçuyor.Meselenin sadece psikolojik olmadığını, biyolojik dengelerin de değiştiğini belirten uzmanlar, 2006 yılında yaşanan trajik bir vakayı hatırlatıyor.

O dönemde lösemiye karşı geliştirilen bir ilaç, laboratuvar farelerinde bağışıklığı güçlendirirken, insanlardaki ilk denemelerde neredeyse ölüme yol açan bir reaksiyona neden olmuştu.

Sonradan yapılan incelemeler, steril ortamda yaşayan farelerin bağışıklık sisteminin “gerçek Dünya” uyaranlarından yoksun olduğu için ilaçlara tamamen farklı tepki verdiğini gösterdi.

Eğer laboratuvar testleri sadece psikolojik ve biyolojik olarak “sıkılmış” denekler üzerinde yapılırsa, insan vücudunun vereceği tepkileri tam olarak ölçmek imkansız hale geliyor.Vahşi doğa benzeri geniş alanlarda deney yapmak, klasik laboratuvar yöntemlerine göre daha maliyetli ve zahmetli olsa da bilim insanları bunun bir gereklilik olduğunu savunuyor.

İnsan klinik deneylerine geçmeden önce hangi ilaçların gerçekten işe yarayacağını belirlemek, uzun vadede milyonlarca dolarlık tasarruf ve çok daha güvenli tedaviler anlamına geliyor. “Dışarı çıkıp toprağa basmak”, fareler için olduğu kadar, belki de bizler için geliştirilen tıbbın geleceği için de hayati bir önem taşıyor.

İlgili Sitenin Haberleri