Haber Detayı
Ankara’da tarihe açılan kapı
Maarif Sanat Antika Galerisi, içerisinde yer alan eserlerle hem Ankara’nın hem de ülkenin tarihine ışık tutuyor.
Ankara’da tarihe açılan bir kapı: Maarif Sanat Antika Galerisi, ilgilileri için bambaşka tarihlere kapı aralıyor.
Ahmet Erhan Çelik tarafından 2012’de kurulan Maarif’te, birbirinden değerli antika mobilyalar, sanat eserleri, kitaplar ve gravürler bulunuyor.
Galeri, 350 metrekarelik alanda faaliyetlerini geliştirdi.
Maarif, geçen yıl yeniden yapılanmaya giderek Kuleli Caddesi’ne taşındı.
Beş ay süren çalışmaların ardından kapılarını açtı.
İkonik yapılar içeren yeni mekânın 650 metrekaresi kapalı, 350 metrekaresi açık hava ve bahçe alanı olarak düzenlendi.
Galerinin içerisinde sahaf, antika, sanat galerisi ve kafe yer alıyor.
Sanat, galerinin her yerine sıçrayarak kafede de varlığını sürdürüyor.
Bizi içeride “Uzay Çöpü” rumuzlu sanatçı karşıladı.
O sırada kafenin bir kolonuna sanatını işliyordu.
Son rötuşları yapılan eser, kafeye bambaşka bir hava kazandırmıştı.
Hemen ardından Ahmet Erhan Çelik, sanat eserlerinin önünde yaptığı rehberliğiyle bizi tarihsel bir yolculuğa çıkardı.
Çelik, öncelikle sahaf bölümüne yönelik bir anlatı sundu.
Cildi dikkatimi çeken bir kitabı alarak içerisini inceledim.
Eser, Osmanlı döneminden kalma bir müzik defteriydi.
Daha sonra Çelik, raftan büyük bir kitap çıkardı.
Antika niteliği taşıyan gravürlerin bulunduğu bir kitaptı bu.
Bu sırada Çelik, bir eşyanın nasıl antika değeri kazandığını anlatıyordu. “Antikanın doğru tanımıyla hareket ediyoruz.
Dekoratif malzemeyle biz pek ilgilenmeyiz.
Bir hikâyesinin olması gerekiyor.
Antika deyince, halk 100 yaşından daha yaşlı şeyler algılıyor.
Bu doğru değil.
Yaşından önce, nadirliği öne çıkar.
Ama bunun secerisini bilmek lazım gelir.” USTASI BULUNAMIYOR Daha sonra, galeride gezmeye başladık. 17 ve 18. yüzyıllardan kalma, çeşitli coğrafyalardan gelen mobilyalar, Osmanlı döneminden kalma saatler, seramik dekoratif malzemeler, ince işçilikle yapılmış çeşitli antika ürünler karşımıza çıktı.
Çelik, her birinin tarihi değerini sanki kendisi üretmişcesine anlattı.
Eski Ankara fotoğrafları, Osmanlı döneminde binbir güçlükle çekilmiş, pozlaması saatler almış fotoğraflar vardı.
Osmanlı döneminden kalma “harem selamlık” paravanı vardı ki işçiliğiyle kendisine hayran bırakıyordu.
Hatta öyle ki, eksik kalan kısımları yapabilecek bir usta bulunamadığı için tamamlanamıyor.
Daha sonra sanat eserlerinin sergilendiği bölüme geçtik. “Öncüler” isimli sergide, 1850-1900 aralığında doğan sanatçılara ait eserler yer alıyordu.
Sanatçılar arasında Hoca Ali Rıza, Hikmet Onat, İbrahim Çallı, Mihri Müşfik, Feyhaman Duran, Namık İsmail, Mihri Müşfik, Avni Lifij, Naci Kalmukoğlu gibi isimler yer alıyordu.
Bir başka sergide ise, Neş’e Erdok, Memet Güreli, Ahmet Umur Deniz, Hüsnü Koldaş, Resul Aytemür, Mehmet Güleryüz, Feyyaz Yaman gibi sanatçıların resimleri yer alıyordu.
Bu eserlerin hepsi, 18 Ocak’ta sergiden kalktı.
Buna karşın en yakın zamanda yenileri sanatseverlerin beğenisine sunulacak.
Galeride sergilenen her şey, Çelik’in deyimiyle pahası üzerinden “devredilebiliyor”.
Bu devir çeşitleri ise salon müzayedesi, halk müzayedesi, çevrimiçi müzayede, evden satış, evde satış, artı 25 mezat ve pazar organizasyonları olarak sıralanıyor.
KURTULUŞ SAVAŞI’NDAKİ HARİTA SERGİLENİYOR Modern anlamda bu toprakların ilk haritacısı kabul edilen Mehmet Şevki Paşa komutasındaki askeri personel tarafından hazırlanan ve Çanakkale-Gelibolu savaşlarında kullanılan 1/25 bin ölçekli harp haritası… Haritalar, Erkanı Harbiyeyi Umumiye (Genelkurmay Başkanlığı) matbaasında 1914-1915 yılında basılıyor. 61 paftadan oluşan 300 takım basılabildiği düşünülüyor.
Haritalar, Ayasofya’nın kubbesinin ekseni meridyen başlangıcı sayılarak hazırlanıyor.
Haritaların bir kısmı savaş alanlarında kaybediliyor.
Bir kısmı da İstanbul’un işgali sırasında İngiliz ordusunca ülkelerine götürülüyor.
İngiltere’nin Kraliyet Savaş Müzesi’nde 55 paftalık bir takım bulunuyor.
Avustralya’da Savaş Anıtı Müzesi’nde ise paftalar tam kadro halinde tutuluyor.