Haber Detayı

Hasret bitiyor mu?
Bilim teknoloji cumhuriyet.com.tr
25/01/2026 04:00 (3 saat önce)

Hasret bitiyor mu?

CES 2025’te tanıtılan 'fiziksel yapay zeka' vizyonu, 100 yıl önce hayal edilen makineli adamların insansı robotlardan çok, düşünen arabalar ve akıllı dev makineler olarak hayatımıza girdiğini gösterdi.

Dünyanın en önemli teknoloji etkinliklerinden biri olan CES her yıl Las Vegas’ta yapılıyor.

Bu yıl birçok ilginç teknoloji tanıtıldı.

Ama benim bireysel olarak ilgimi çeken konular daha çok yapay zekâ ve “makineli adamlar”la ilgiliydi. 1930’ların gazete kupürlerinde “makineli adamlar” hep iki kollu, iki bacaklı metal insanlar olarak resmedilmişti.

Ancak bu yıl CES’te NVIDIA CEO’su Jensen Huang sahneye çıktığında, bu asırlık tanım yerine çok daha kapsayıcı bir kavram koydu: fiziksel yapay zekâ (physical AI).

Jensen’in vizyonuna göre “makineli adam” artık sadece insansı robotlar değil, içinde zeka barındıran, dünyayı algılayan ve kararlar alan her makineydi.

AKILLI ARABALAR 1930’larda “şoförlük yapan robot” dendiğinde, muhtemelen direksiyonun başına oturup pedallara basan metal bir adam hayal ediliyordu.

Jensen Huang’ın sahnede açıkladığı MercedesBenz ile yapılan işbirliği, bu hayalin sınırlarını genişletti.

Artık direksiyonun başına geçecek bir robota ihtiyacımız yok; çünkü arabanın kendisi robota dönüştü. (Transformers hayranları bu duruma şaşırmayacaktır sanırım.) NVIDIA ve Mercedes’in tanıttığı yeni nesil otonom sistemler, aracın sadece yoldaki şeritleri takip etmesini değil, “akıl yürütmesini” (reasoning) sağlıyor. “Alpamayo” adı verilen ve otonom araçlar için geliştirilen bu yeni yapay zekâ modeli, tıpkı bir insan şoför gibi çevresini gözlemliyor ve kararlar alıyor.

Örneğin, önünüzdeki aracın dönüş yapacağını “öngörerek” yavaşlıyor ya da şerit değiştiriyor.

Bu, kodlanmış bir kural değil; aracın fizik kurallarını ve insan davranışlarını anlaması demek.

Yani dedelerimizin hayal ettiği o metal şoför, artık görünmez bir şekilde aracın şasisine, sensörlerine ve işlemcilerine sinmiş durumda.

AKILLI DEV MAKİNELER “Makineli adam” hayali sadece ev işleri veya şoförlükle sınırlı değildi; onların ağır işlerde, madenlerde ve inşaatlarda çalışması da muhtemelen bekleniyordu.

CES’te gösterilen Caterpillar (CAT)’e ait iş makineleri, bu beklentinin de şekil değiştirdiğini kanıtladı.

Bir ekskavatörün operatör koltuğuna oturan bir robot yerine, ekskavatörün kendisi çevresini gören, toprağın yoğunluğunu tartan ve kazı yaparken devrilmemek için ağırlık merkezini ayarlayan akıllı bir varlığa dönüşüyor.

Jensen Huang’ın “en büyük robotlar” olarak tanımladığı bu makineler, muhtemelen yakın gelecekte etraflarındaki insanları algılayıp onlara zarar vermeden, milimetrik hassasiyetle çalışabilecekler.

İNSANSI ROBOTLAR Fakat tabii bizi en çok ilgilendirmesi gereken konu, insansı robotlar olmalı.

Neden insansı robotlar?

Çünkü biz binlerce yıl içinde etrafımızdaki her şeyi kendimize göre şekillendirdik.

Bacaklarımızla çıkabileceğimiz merdivenler, ellerimizle kavrayabileceğimiz kapı kolları, parmaklarımızla basabileceğimiz tuşlar yaptık.

Yani bir robotun etrafımızda gerçek anlamda var olabilmesi için en ideal form bir insan formu.

Bu nedenle robot şirketleri insansı robotlara ayrı bir önem veriyor.

Neyse ki CES’te Boston Dynamics’e ait “Atlas”, sağa sola kung-fu tekmeleri atan Unitree’ye ait G1 gibi birçok farklı insansı robot tanıtıldı.

Kimi piyano çalan, kimi pinpon oynayan, kimi omurilik ameliyatı yapmaya çalışan bu robotlar eminim 100 yıl önceki büyüklerimizi çok şaşırtırlardı.

Fakat 100 yıl önceki büyüklerimiz ilk şoku atlatıp bu robotlara daha yakından bakınca, hâlâ bir şeylerin eksik olduğunu fark edebilirlerdi: insana ait o zarif ve çevik, zeki hareketler. 100 YIL ÖNCESİNE ‘GELECEKTEN NOTLAR’ Ey asr-ı evvelin hayalperestleri!

Tasavvur ettiğiniz o “makineli adamlar” bugün demirden ve çelikten birer hakikat oldu.

Fennin ve ilmin terakkisiyle onlara yürümeyi, hatta konuşmayı öğrettik.

Lakin biliniz ki o madeni vücutlara her nevi marifeti yüklesek de insan ruhundaki o latif hissiyatı henüz bahşedemedik.

Velhasıl suretleri tamam, lakin siretleri hâlâ noksandır.

İlgili Sitenin Haberleri