Haber Detayı
Katar'daki Filistin Forumu'nda "Batı medyasının Gazze tutumu" masaya yatırıldı
Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen forumda, Batı medyasının Gazze'deki haber dili ve görsel anlatılarındaki çifte standartlar masaya yatırıldı. Uzmanlar, Filistinli gazetecilerin zor koşullarda haber yapma deneyimlerini ve 'Kanıt' belgeselinin önemini vurguladı.
Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen 4.
Yıllık Filistin Forumu'nda, Batı medyasının Gazze'de yaşananlara yönelik haber dili, görsel anlatıları ve çifte standartlı tutumu masaya yatırıldı.Doha Lisansüstü Araştırmalar Enstitüsü ile Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezince, forum kapsamında "Batı Medyasında Gazze'deki Soykırım" başlıklı oturum gerçekleştirildi.Araştırmacı ve gazeteci Amena el-Aşkar, yaptığı konuşmada, Gazze'deki savaşın görsel olarak nasıl çerçevelendiğini anlattı.Sosyal medya ve ana akım Batı medyasının birlikte, Filistinlileri hem şiddetin öznesi hem de aracı haline getiren kaotik bir görsel düzen ürettiğini vurgulayan Aşkar, bu durumun kamuoyunda duyarsızlaşmaya ve gerçekliğin çarpıtılmasına yol açtığını ifade etti."Kanıt gibi çalışmalar Gazze'yi daha görünür hale getirdi"Oturumda konuşan uzmanlar, Anadolu Ajansının Gazze'de yaşananları belgeleyen "Kanıt" belgeseli ile kitabına dikkati çekti.
Bu çalışmaların, sahadaki gerçekleri kayıt altına alması, savaş suçlarına dair delil niteliği taşıması ve gelecek kuşaklar için tarihsel bir belge oluşturması bakımından son derece önemli olduğu vurgulandı.Gazeteci Nidal Rafa, "Kanıt" gibi çalışmaların Gazze'yi daha görünür hale getirdiğine işaret ederek, "Kanıt, her yönüyle Gazze'nin yaşamış olduğu savaş ihlallerini ve İsrail işgalinin boyutlarını gözler önüne seriyor ve belgeliyor." diye konuştu.Oturumda ayrıca Katar merkezli Al Jazeera televizyonunun Gazze'deki habercilik faaliyetleri incelendi.Panelistler, gazetecilerin Gazze'de yaşananları kesintisiz biçimde dünyaya aktarmasının Filistinlilerin sesinin duyurulmasında hayati rol oynadığını belirtti.Gazze'deki savaşın yalnızca askeri ve siyasi bir mesele değil, aynı zamanda bir anlatı ve imaj savaşı olduğunu dile getiren panelistler, bağımsız, etik ve sahaya dayalı gazeteciliğin, Filistin meselesinin adil ve doğru aktarılması açısından her zamankinden daha kritik hale geldiğini kaydetti."İsrail, Gazze'de gazetecileri hedef almaya devam ediyor"Oturumun diğer bölümünde, hukukçu ve analist Diana Buttu ile gazeteci Nidal Rafa, "Bir Soykırım Nasıl (Haber Yapılmaz): Filistin'de İsrail'in Gazze'deki Soykırımını İzleyen Gazetecilerin Deneyimleri" başlıklı ortak sunumlarında, Filistinli gazetecilerin sahada bombardıman, hedef alma ve altyapının yok edilmesi gibi hayati riskler altında çalıştığını belirtti.Batılı medya kuruluşlarının çoğu zaman İsrail kaynaklı açıklamaları sorgulamadan aktardığını, Filistinlilerin yaşadığı insani felaketin ve sivil kayıpların arka plana itildiğini söyleyen Rafa, Gazze'de 7 Ekim'den bu yana süren İsrail saldırılarında 260 gazetecinin öldürüldüğüne ve İsrail'in gazetecileri hedef almaya devam ettiğine dikkati çekti.Buttu ise Batı medyasının Gazze konusunda genel olarak ikircikli, seçici ve çifte standartlı bir tutum sergilediğini vurgulayarak, "Batı medyasının Gazze'de yaşananlara soykırım demesi için insani yardımların engellenmesi, çocukların ve gazetecilerin öldürülmesi, hastanelere ve sivil yerlere bombaların atılması bile yetmedi." dedi.Oturumda, birçok Batılı medya kuruluşunun saldırıları "soykırım" olarak adlandırmaktan özellikle kaçındığı, kullanılan dil ve görsellerin kamuoyunun algısını yönlendiren bir araç haline geldiği belirtildi.Araştırmacı Djamil Kerrouche, Batı medyasının esir takası sürecini nasıl aktardığına değindi.Kerrouche, haberlerde duygusal çerçevenin büyük ölçüde İsrailli esirler üzerinden kurulduğunu, Filistinli mağdurların acılarının ise önemsiz ve görünmez kılındığını dile getirdi."7 Ekim, işgale verilen bir tepkiydi"Öte yandan, forum kapsamında düzenlenen bir diğer sempozyumda, ABD'nin Filistin politikasının iç ve dış yansımaları konuşuldu.
Bu oturumda, ABD iç siyasetindeki dönüşümler, kamuoyundaki tutum değişimleri ve Washington'un Orta Doğu politikalarının Filistin meselesine etkileri ele alındı.Ayrıca forumda Orta Doğu uzmanı ve akademisyen Azmi Bişara konferans verdi.
Bişara, bölgesel ve küresel dengelerdeki değişimleri ve Filistin meselesinin geleceğine dair olası senaryoları değerlendirdi.Azmi Bişara, 7 Ekim'in, İsrail'in yıllardır Gazze ve Filistinlilere uyguladığı baskının bir tepkisi olduğunu dile getirerek, "7 Ekim, İsrail işgal ve tehcir planlarının bir tepkimesiydi." ifadesini kullandı.Bişara, Filistin için kalıcı çözümün, Filistinlilerin fraksiyonlara ayrılmadan bir olarak hareket etmesinden geçtiğini kaydetti.