Haber Detayı
İnsanlık tarihinin en eski yıldız haritası yüzyıllar sonra gün yüzüne çıktı
Stanford Üniversitesi'nden bilim insanları, insanlık tarihinin bilinen en eski yıldız haritasını yeniden gün yüzüne çıkardı.
Stanford Üniversitesi’ne bağlı SLAC Laboratuvarı’ndan bilim insanları, 1000 yıldan daha eski bir parşömen üzerinde yapılan taramalarla insanlık tarihinin bilinen en eski gece gökyüzü haritasını ortaya çıkardı.Araştırmacılar, Antik Çağ’ın en önemli astronomlarından biri olarak kabul edilen Hipparkhos’un kayıp yıldız katalogunu yeniden gün yüzüne çıkardı.Keşif, Washington’daki Museum of the Bible koleksiyonunda bulunan Codex Climaci Rescriptus adlı el yazması üzerinde yapılan X-ışını taramaları sayesinde gerçekleştirildi.Söz konusu el yazması, eski metnin kazınıp üzerine yeni metin yazıldığı bir parşömende bulunuyor.
Orta Çağ’da parşömen çok pahalı olduğu için keşişler eski yazıları silip yeni metinler yazıyordu.Bu parşömen üzerindeki Yunanca astronomi metni, daha sonra 6-7. yüzyıla ait dini bir metinle kaplanmıştı.Araştırma ekibi, X-ışını floresans teknolojisi kullanarak farklı dönemlerde kullanılan mürekkeplerin kimyasal izlerini ayırdı.
Üstteki dini metin demir açısından zengin mürekkeple yazılırken, alttaki antik Yunanca metin kalsiyum içeriyordu.
Bu fark sayesinde bilim insanları üstteki yazıyı kaldırmadan alttaki yıldız koordinatlarını “görmeyi” başardı.Projeyi yöneten araştırmacılardan Victor Gysembergh, elde edilen yıldız koordinatlarının çıplak gözle yapılan gözlemler için olağanüstü derecede hassas olduğunu söyledi. “Bu keşif, insanların 2 bin yıl önce bilimi nasıl bu kadar hızlı geliştirebildiğini anlamamıza yardımcı olacak” diyen Gysembergh, antik astronomların doğruluğunun modern bilim insanlarını bile şaşırttığını belirtti.Araştırmanın bir sonraki aşamasında, antik Yunanca uzmanları metni çevirerek Hipparkhos’un kayıp yıldız kataloğunu tamamen yeniden oluşturmayı hedefliyor.
Bilim insanları, bu çalışmanın geçmiş uygarlıkların bilimsel yöntemlerini anlamada büyük bir dönüm noktası olacağını ve daha fazla tarihi belgenin modern teknolojiyle okunabileceğini belirtiyor.