Haber Detayı
Tıp dünyasını ayağa kaldıran okul deneyi: 11 gün boyunca hiç uyumadı
Bir insan hiç uyumadan ne kadar dayanabilir? Geceler boyu basketbol oynatılarak uyanık tutulan, tuvalet kapısında bile sohbet ettirilen Randy'nin hikayesi, modern tıbbın uykuya bakışını değiştirdi. İşte 11 günlük o meşhur serüvenin perde arkasındaki ürpertici detaylar.
Gecenin bir yarısı uyku tutmadığında ya da huysuz bir çocuğu uyutmaya çalışırken aklınıza “Bir insan uykusuzluğa en fazla ne kadar dayanabilir” sorusu gelmiş olabilir.
Aslında günümüzde bu sorunun net ve resmi bir cevabı bulunmuyor.
Guinness Dünya Rekorları, katılımcılara ciddi zararlar verebileceği gerekçesiyle bu kategoride rekor tescil etmeyi yıllar önce bıraktı.Bilimsel deneyler ise, uzun süreli uykusuzluğun paranoya, halüsinasyon, hafıza kaybı ve hatta felç veya diyabet gibi kronik rahatsızlıklara kapı araladığını açıkça gösteriyor.
Yine de tıp dünyasının ve ebeveynlerin tüm uyarılarına rağmen sınırları zorlayanlar yok değil.Bu alandaki en meşhur hikaye, 1963 yılında bir okul projesi için uykusuz kalmaya karar veren 16 yaşındaki Randy Gardner’a ait.
Randy ve arkadaşı Bruce McAllister, başlangıçta uykusuzluğun “paranormal yetenekler” üzerindeki etkisini incelemek istedi ancak bu fikir pek gerçekçi gelmeyince odağı bilişsel performansa çevirdiler.
Yazı tura atıldı ve “denek” olma görevi Randy’ye düştü.
Stanford Üniversitesi’nden uyku araştırmacısı Dr.
William Dement’in de katılımıyla, bu basit okul deneyi bir anda tıp dünyasının yakından takip ettiği bilimsel bir gözleme dönüştü.Zihne sürülen zımpara kağıdı: Adım adım çöküşEkip, Randy’yi uyanık tutmak için her yolu denedi.
Basketbol ve langırt oynattılar, tuvalete gittiğinde bile kapının arkasından onunla konuşarak uyuklamasını engellediler.
Deneyin ilk günü sakin geçse de ikinci gün Randy eşyaları dokunarak tanımakta zorlanmaya başladı.
Üçüncü gün huysuzlaştı, tekerlemeleri söyleyemez hale geldi.
Asıl fırtına ise dördüncü gün koptu ve Randy, kendisini ünlü bir Amerikan futbolcusu sandığı ilk ağır halüsinasyonlarını görmeye başladı.
İlerleyen günlerde evin içinde orman yolları gördüğünü iddia ediyordu.
Randy, yıllar sonra o anları “Zihnime zımpara kağıdı sürülüyor gibiydi; vücudum bir şekilde çalışmaya devam ediyordu ama zihnim tamamen bitmişti” diyerek anlattı.Deneyin sonuna doğru Randy’nin konuşmaları yavaşladı, kelimeler ağzında gevelenmeye başladı.
Bir cümleye başlıyor ancak ortasında ne diyeceğini ya da nerede olduğunu unutuyordu.
İlginç bir şekilde, tüm bu zihinsel çöküşe rağmen hala fena sayılmayacak düzeyde masa tenisi oynayabiliyordu.11 günün (264 saat) sonunda deney bittiğinde, Randy tam 14 saat uyudu.
Bilim insanları bu süreçte beynin çok ilginç bir savunma mekanizması geliştirdiğini fark etti: Beynin bazı bölümleri, Randy uyanıkken kısa süreli “şekerlemeler” yaparak kendini dinlendiriyordu.
Yani beyin, tamamen kapanmak yerine bölge bölge nöbetleşe uyuyarak hayatta kalmayı başarmıştı.Randy’den sonra bu rekoru 18 güne kadar çıkaranlar olsa da Guinness’in kararı sabit kaldı.
Bugün hala uykusuzluk rekoru kırmak isteyen meraklılar çıksa da bilim net konuşuyor: Uykusuzlukla geçen her saat, beynin gerçeklikle bağını koparan tehlikeli bir yolculuğa dönüşüyor.