Haber Detayı

Guardian yazarından Akyaka portresi: “Türkiye’de olmak istediğim yer tam olarak burası”
Seyahat hurriyet.com.tr
24/01/2026 09:39 (3 saat önce)

Guardian yazarından Akyaka portresi: “Türkiye’de olmak istediğim yer tam olarak burası”

Guardian yazarı Annabelle Thorpe, Türkiye’nin Ege kıyısındaki sakin sahil kasabası Akyaka’yı, kitlesel turizme karşı direnen nadir adreslerden biri olarak tanımlıyor. Thorpe’a göre Akyaka, gösterişten uzak atmosferi, yavaş yaşam temposu ve doğayla kurduğu güçlü bağ sayesinde hâlâ “gerçek” bir tatil deneyimi sunuyor.

Thorpe’un Akyaka’ya dair en unutamadığı anlardan biri, son ziyaretinin ikinci akşamı yaşanıyor.

Gün batımının kızıllığı plajı ve çevredeki dağları mora boyarken, şezlonglar toplanıyor, sahil restoranları akşam servisine hazırlanıyor.

Plaj barlarından birinde, kumların üzerinde örgü ören üç Türk kadın ise yazarın zihninde Akyaka’yı, Türkiye’nin “oligarklar ve influencer’larla dolu” diğer sahil beldelerinden net biçimde ayırıyor. “Evet,” diye yazıyor Annabelle Thorpe Guardian’daki yazısında, “tam olarak olmak istediğim yer burası.”30 YILLIK BİR TANIŞIKLIKGökova Körfezi’nin doğu ucunda yer alan Akyaka, Annabelle Thorpe için yeni bir keşif değil.

Guardian yazarı, kasabayla ilk kez yaklaşık 30 yıl önce, tatil temsilcisi olarak çalıştığı dönemde tanıştığını aktarıyor.

O yıllarda olduğu gibi bugün de Akyaka’nın büyük ölçüde değişmeden kalmış olması, Thorpe’a göre kasabanın en büyük ayrıcalığı.

Her ne kadar yeni evler, küçük oteller ve genişletilen plaj dikkat çekse de Akyaka, yazarın ifadesiyle hâlâ “yavaş, biraz derme çatma ama son derece otantik” bir ruha sahip. ‘YAVAŞ ŞEHİR’ KİMLİĞİ VE MİMARİ MİRASGuardian yazarı Annabelle Thorpe, Akyaka’nın bu özgün kimliğini büyük ölçüde Türkiye’nin “Cittaslow” yani YAVAŞ ŞEHİR/sakin şehir ağına dahil olmasına bağlıyor.

Yerel geleneklerin korunmasını ve kontrollü turizmi amaçlayan bu yaklaşım, kasabanın dokusunu bugüne kadar korumasında önemli rol oynuyor.Thorpe ayrıca, Türk şair ve mimar Nail Çakırhan’ın mirasına da dikkat çekiyor. 1970’lerde geleneksel Osmanlı mimarisini yerel malzemelerle harmanlayan Çakırhan’ın yaklaşımı, Akyaka’daki yapılaşmanın temelini oluşturmuş durumda.

Bugün kasabada, ahşap balkonlu, begonvillerle süslü evler dışında modern cam binalar görmek neredeyse imkânsız.BÜYÜK OTELLER YOK, YEREL HAYAT VARAnnabelle Thorpe, Akyaka’nın hâlâ ağırlıklı olarak yerli turistler tarafından tercih edilmesini, büyük “her şey dahil” otellerin bulunmamasına bağlıyor.

Ziyaretçiler, Azmak Nehri kıyısındaki balık restoranlarında yemek yiyor, orman içi patikalarda yürüyüş yapıyor ya da sahilde sakin bir gün geçiriyor.SU SPORLARININ YENİ ADRESİGuardian yazarı Annabelle Thorpe’un yazısında dikkat çektiği bir diğer unsur ise Akçapınar Plajı.

Mayıs-Kasım ayları arasında düzenli esen rüzgârlar sayesinde bölge, kite sörfü ve wingfoiling için Türkiye’nin önde gelen merkezlerinden biri haline gelmiş durumda.

Özellikle sığ ve kumluk yapısı, yeni başlayanlar için ideal koşullar sunuyor.AKYAKA’DAN ÇEVRE KEŞİFLERİThorpe, Akyaka’nın yalnızca kasaba merkezinden ibaret olmadığını da vurguluyor.

Göcek’in gulet limanları, Köyceğiz Gölü’nün sakin suları ve perşembe günleri kurulan Muğla Pazarı, bölgeyi keşfetmek isteyenler için öne çıkan duraklar arasında yer alıyor.

Yazar, Muğla pazarını “turistik pazarlardan çok uzak, gerçek ve yerel” olarak tanımlıyor.The Guardian’ın “Turkey as it used to be: the beach resort of Akyaka retains its ramshackle charm” başlıklı haberinden derlenmiştir.

İlgili Sitenin Haberleri