Haber Detayı
Güle güle dostlarım dünyada görüşürüz
DÜNYADA yeni paylaşım savaşlarının yaşandığı günlerde.
Trump’ın Grönland’ı almak için Danimarka ve Avrupa ülkelerini sıkıştırmaya çalıştığı bir dönemde.ABD, Rusya ve Çin’in “gümrük ve ambargo savaşları”nı yaşadıkları anlarda.Pasifik’te denizaltı kovalamacalarının sürdüğü saatlerde.Çin’in yeni bir füzeyi denediği, ABD’nin daha ölümcül bir savaş jetini duyurduğu dünyada.Yeryüzünden 400 kilometre yukarıda hüzünlü bir tören yapılıyordu.Rus kozmonot Sergey, Amerikalı komutanını överek uğurluyordu.Rus uçuş mühendisi Sergey Kud-Sverchkov, dünyaya bir fotoğrafla birlikte şu mesajı gönderiyordu: “Bu gece istasyonda komuta devir teslimi gerçekleşti.
Michael Fink istasyonun sembolik anahtarını bana verdi.
Serge Mikaev üç kez zile bastı.
Bu muhteşem ekip arkadaşlarıyla çalışmak benim için bir onur ve büyük bir zevkti.
Bu inanılmaz deneyim için teşekkürler Zena, Kimiya, Michael ve Oleg.
Size güvenli ve iyi yolculuklar...
Bir gün dünyada görüşürüz...”Sergey’in termosferin derinliklerinden gönderdiği o fotoğraf.Uzay istasyonunun o yuvarlak ve dar lombozundan dostlarına bakışı...O yalnızlık ve hüzün.Beni öylesine etkiledi ki..Düşünsenize; Dünyada birbirleriyle kıyasıya mücadele eden;Savaşın kıyılarında gezen;Füzelerin, nükleer tehditlerin, işgallerin zirvesinde dünyayı kutuplara ayıran o devletlerin temsilcileri;Dünyadan 400 kilometre yukarıda böyle dostluklar yaşayabiliyor.Yeryüzünde uğruna çarpıştıkları bayraklarını;Uzayın derinliklerine doğru göğüslerinde birleştirip böyle ortak bir maceraya atılabiliyorlar.Rus kozmonot Sergey’in Amerikalı astronot Michael ya da Japon Kimiya için yazdıkları sanki bu gezegene ait değil.
Başka bir dünyadan geliyor.Evet arkadaşlar;Yeryüzünden 409 kilometre yukarıda.109 metre uzunluğunda.73 metre genişliğinde. 420 ton ağırlığında, insanlığın uzaya kurduğu istasyon.ABD, Rus, Çin, Japon, Avrupa...Ve daha onlarca milletten insan.Yer yüzünde akan kanın tersine;Belki de insanlığın kendisini yalnız hissettiği evrende;Birbirine sarılıp saygı ve dostluk duyduğu en masum yer oluyor..İşte Sergey’in yazdıklarının kalbi açıklaması budur.Ne tuhaf değil mi?Yeryüzünde bayraklarını açıp savaşanlar, gökyüzünde göğüslerindeki aynı bayraklarla böyle bir dostluğu yaşayabiliyorlar.Saatte 17 bin 500 mil hızla dünya yörüngesinde dolaşan bu insanlık istasyonu, çeyrek yüzyılda, dünyanın dört bir yanından 300 astronota ev sahipliği yaptı.
Birlikte, tıp, malzeme bilimi ve iklim araştırmalarında ilerlemeler sağlayan binlerce deney gerçekleştirdiler.
Ancak keşiflerin ötesinde bu yolculuk;İnsanlığın bu evrende bir ırk olduğunun anlaşıldığı bir “dostluk istasyonu” haline de geldi.Uzun zamandır Sergey’i takip ediyorum.Daha önce Christina Hammock’u takip ediyordum.Uzaydan harika mesajlar alıyordum.YENİ BİR DÜNYA KURULUR MUBu dostluk dolu mesajları her aldığımda;Bir gün Afrika’dan bir gün Akdeniz’den gönderdikleri fotoğraflara her baktığımda sormuştum: “İnsanlık on binlerce yıldır yeryüzünde bunca savaşı, acıyı, nefreti ve öfkeyi nereden buluyor?”Belki de bu sorunun yeryüzünde bir cevabı yok.Yarın Davos’ta Dünya Barış Kurulu için atılan imzalar için sorulan;BM’nin ve NATO’nun yerine; Yeni bir dünya düzeni kurulur mu sorusuna bakalım.
İyi hafta sonları...