Haber Detayı

Bölücülükle mücadeledeki şehitlerimiz
Gündem aydinlik.com.tr
24/01/2026 00:00 (2 saat önce)

Bölücülükle mücadeledeki şehitlerimiz

Gazeteci yazar Uğur Mumcu’nun bu yıl 33. ölüm yıl dönümü. 24 Ocak 2001 tarihinde şehit edilen Diyarbakır Emniyet Müdür Gaffar Okkan’ın şehit edilişinin ise 25. yıl dönümü.

İki önemli isim de ABD ve İsrail destekli PKK bölücülüğü ile mücadele ederken şehit oldular.

İkisinin de mücadele ettiği bölücülük bu yıl büyük darbe alarak bölgeden silinme noktasına geldi.

Bütünleşme süreci gündemde… Bu tarihi günlerde iki şehidimizi de saygıyla anıyoruz.

PKK DESTEKÇİLERİNİN İPLİĞİNİ PAZARA ÇIKARMIŞTI 24 Ocak 1993 günü Ankara’da katledilen Mumcu, araştırmacı gazeteciliğin en iyi örneklerinden biriydi.

Genç gazetecilerin örnek aldığı bir insandı. 1960-70 yılları arasında yolsuzlukları, 1970-80 arasında darbe maksatlı terörü ve bağlantılarını, 1990-93 yılları arasında ise PKK ve destekçilerini araştırıyordu.

Bu araştırmaları ABD ve İsrail’i rahatsız etti ve Türkiye’deki mekanizmaları olan Gladyo eli ile katledildi!

Saldırı baştan sona, tam manasıyla Gladyo eylemiydi ve üstü örtülerek hedef saptırıldı.

Bir örnek verelim: Aracına konulan bomba C-4 idi ve bu patlayıcı NATO standardında ABD malıydı.

Amatörlerin üzerine atıldı, İran hedef gösterildi.

Bu yalanlara kimse inanmadı.

Dönemin hükümeti “namus sözü” vermesine rağmen suikastı aydınlatamadı.

Dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın deyimiyle “tuğla kaldırılırsa birileri altında kalır” idi.

Ne “tuğla” kaldırıldı ne de daha ileriye gidildi.

ABD Gladyosu ile 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi sırasında hesaplaşıldı ve binlerce Gladyocu hapse atılarak Türkiye’nin önü açıldı.

SİNDİRME VE SUİKASTLAR DÖNEMİ 1991-94 arasında Türkiye’nin baş sorunu PKK terörü idi.

Devlet yöneticileri bu dönemde ABD ve Avrupa ülkelerini, PKK’nın destek aldığı “dış güçler” olarak açıkladılar.

Gazeteci Uğur Mumcu ise araştırmalarında ABD ve İsrail’in parmağını net şekilde görüyor ve bunları gazetesindeki köşesinde yazıyordu.

Onun yazdığı ve katledildiği dönemde çok sayıda general, subay ve güvenlik uzmanı katledildi.

Hepsi de suikastlarla.

Bu suikastlar 17 Şubat 1993 günü Jandarma Genel Komutanı Org.

Eşref Bitlis’in Ankara’da uçağına yapılan sabotajla zirve yaptı.

Türkiye ayağa kalktı.

Zamanın Genelkurmayı, “Suikast değil, kaza” açıklaması yaptı.

Buna kimse inanmadı.

Bunun böyle olmadığını Aydınlık dergisi uzun soluklu çabasıyla açıkladı.

Uğur Mumcu’nun katledilmesi çok açık şekilde ABD’nin kukla devlet projesine oturuyor.

ABD bunun için bölgemizde 1960’lardan bu yana çaba harcıyordu. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Orta Doğu’ya Irak üzerinden yerleşmeye başladı.

ABD, Türkiye-İran-Irak ve Suriye ekseninde kukla devlet kurmak istiyordu.

Kendine tabi, İsrail’e yardımcı… Uğur Mumcu tıpkı Bitlis gibi PKK terörüne vatansever çizgiden bakıyor ve bu işin arkasında ABD’nin olduğunu görüyordu.

Bunu cesaretle yazdı.

Onun, bunları yazdığı günlerde Amerikancı kesim, “Vur kurtul mu, ver kurtul mu?” söylemlerini geliştiriyordu.

İşte böylesine çetin günlerde Türkiye’nin mücadelesini kırmak, tıpkı Yugoslavya gibi bölmek için Mumcu ve Bitlis’i katlettiler.

O günlerde ortaya attıkları gibi “Atatürkçü ve laik” olduğu için değil; bizzat ABD ve İsrail’in çarkına çomak soktuğu için öldürüldüler!

Gladyo’nun hedefindeki Emniyet Müdürü Diyarbakır Emniyet Müdürü iken katledilen Gaffar Okkan da Türkiye’nin bölünmemesi için canla başla çalışan Emniyetçiydi.

Diyarbakır’da görev yaptığı 4 yıl içinde halkla kurduğu sıcak ve samimi ilişkiyle devlet ve milleti birleştirdi.

Bu hareketiyle, ABD destekli bölücülüğü rahatsız etti.

Okkan, Gladyo’nun tetikçi örgütü Hizbullah’ı da ezmişti.

Örgüt hakkında geniş çaplı Bilgi Bankası kurmuştu… Cesurdu ve ne yaptığını biliyordu.

Bütün gücüyle Türkiye’nin birliğine çalıştı.

Bu uğurda şehit oldu. 17 Ocak 2000 günü İstanbul’da yapılan Hizbullah operasyonu sonrası bir gazeteciye söylediği şu sözler onun ölümünün ipuçlarını verir: “Örgüt deme, bu siyasi bir hareket değil.

Bunların hepsi casus!” Yakınları ekliyor: “Atatürkçüydü.

Çok kitap okur, iyi eğitim görmüş, yurtsever bir devlet memuruydu!” OKKAN’A YİRMİ KURŞUN SIKTILAR Son derece iyi korunuyordu... 24 Ocak 2001 günü Diyarbakır Şehitlik semtindeki Emniyet Müdürlüğü’nden ayrılmış konvoyu ilerliyordu.

Önde ve arkada eskort.

Ayrıca makam aracının arkasında da koruma ekibi vardı.

İlk saldırı 500 metre ileride şehitlik yakınlarında yapıldı.

Burada koruma ekibi etkisiz hale getirildi.

İçindekilerin hepsi şehit edildi.

Gaffar Okkan’ın aracı ve eskort hızlandı, ancak onlar da 100 metre ileride bombalı ve silahlı saldırıdan kurtulamadı.

Saldırganlar en az 10- 15 kişilik bir ekipti.

Çok iyi hazırlanmışlardı.

Her sokağın başında polisin olduğu bölgede en önemli kişiye saldırı yapıyorlardı.

Hiçbiri de vurulmadan hedefi sıfır hatayla vurarak kaçtı.

Okkan ve 5 arkadaşı şehit oldu.

Okkan’ın vücudundan 20 kurşun çıkarıldı.

ÖZEL EĞİTİLMİŞ EKİP İŞİ Olay sonrası açıklama yapan bir Emniyet uzmanı şunları söyledi: “Ortada bir silahlı çatışma yok.

Şoke edici bir saldırı var.

Silahlar olağanüstü iyi kullanılmış.

Kentin en kalabalık caddelerinden birinde, ‘nokta vuruşu’ yapılmış.

Yoldan geçerken yaralanan hiç kimsenin olmayışı da bunu gösteriyor.

Saldırının hedefi, yıllardır OHAL bölgesinde görev yapan ve silah kullanmayı Hizbullahçılardan çok daha iyi bilen ve her an bir saldırıya hazır olan koruma polisleri ve korudukları İl Emniyet Müdürü.” Bu saldırı için Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş, 2023 yılında yaptığı açıklamada, “Suikastı İsrail’den Mersin’e gelen 5 kişilik tim gerçekleştirdi.

Bunlar FETÖ’nün desteğiyle Esenboğa Havalimanı’ndan İsrail’e döndü.

Suikast timinin pasaport kaydı ‘Bilgisayar arızası’ gerekçesiyle yapılmadı” iddiasında bulundu.

Erdoğan Karakuş bu açıklamalarını benim de yaptığım görüşmede tekrarladı… İlginçtir, Uğur Mumcu’ya ölümünden 15 gün önce İsrail’in Ankara Büyükelçisi, PKK- İsrail bağlantısına ilişkin yazılarını kastederek “Öldürülmekten hiç korkmuyor musunuz?” sorusunu sormuştu…

İlgili Sitenin Haberleri