Haber Detayı

İmralı Görüşmesinin Tam Tutanakları Yayımlandı... Öcalan: "Türkiye'yi Artık Kendi Devletim Olarak Görüyorum"
Güncel haberler.com
23/01/2026 19:35 (4 saat önce)

İmralı Görüşmesinin Tam Tutanakları Yayımlandı... Öcalan: "Türkiye'yi Artık Kendi Devletim Olarak Görüyorum"

TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nu temsilen adaya giden heyetin Abdullah Öcalan ile 24 Kasım 2025'te yaptığı yaptığı görüşmeye ilişkin 16 sayfalık tutanağın tamamı yayımlamdı. Öcalan ile yapılan görüşmeye ait kayıtlar, "İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi Görüşme Tutanağı" başlığıyla TBMM’nin resmi internet sitesinde Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kısmında yer aldı. Öcalan'ın görüşmede, Türkiye'yi artık kendi devleti olarak gördüğünü söylediği aktarılarak, "Sn. Bahçeli'nin boşuna 'Umut Hakkı' ibaresini kullanmadığını, bu olmadan kendisinin çalışamayacağını, bu yapıldıktan sonra Suriye konusunda başarılı olmaması durumunda yargılanmayı ve eleştirilmeyi kabul edeceğini, mevcut durumu ile İsrail'e karşı çıkamayacağını, geçmişte Esad'ın yanında iken İsrail'in kendisini ne hale getirdiğinin gayet açık olduğu" ifadeleri yer aldı.

(TBMM) - TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nu temsilen adaya giden heyetin Abdullah Öcalan ile 24 Kasım 2025'te yaptığı yaptığı görüşmeye ilişkin 16 sayfalık tutanağın tamamı yayımlamdı.

Öcalan ile yapılan görüşmeye ait kayıtlar, "İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi Görüşme Tutanağı" başlığıyla TBMM'nin resmi internet sitesinde Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kısmında yer aldı.

Öcalan'ın görüşmede, Türkiye'yi artık kendi devleti olarak gördüğünü söylediği aktarılarak, "Sn.

Bahçeli'nin boşuna 'Umut Hakkı' ibaresini kullanmadığını, bu olmadan kendisinin çalışamayacağını, bu yapıldıktan sonra Suriye konusunda başarılı olmaması durumunda yargılanmayı ve eleştirilmeyi kabul edeceğini, mevcut durumu ile İsrail'e karşı çıkamayacağını, geçmişte Esad'ın yanında iken İsrail'in kendisini ne hale getirdiğinin gayet açık olduğu" ifadeleri yer aldı.

Söz konusu görüşmeye, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız katılmıştı.

Heyet, komisyon adına İmralı Adası'na giderek terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile temaslarda bulunmuştu.Görüşmenin ardından hazırlanan özet tutanaklar, 4 Aralık 2025'te yapılan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısında okunmuştu fakat tutanakların yalnızca özet halinde paylaşılması başta DEM Parti olmak üzere muhalefet partilerinin tepkisine yol açmıştı.

Muhalefet, görüşmenin içeriğinin eksiksiz biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söylemişti.

TBMM, aradan geçen yaklaşık iki ayın ardından, İmralı'da yapılan görüşmenin tam metnini kamuoyunun erişimine açtı.Tutanakta özetle Abdullah Öcalan'ın kısmında şu ifadeler yer aldı: "Öncelikle Kürt sorununun bin yıllık bir sorun olduğunu, bu sorunun üç aşamasının bulunduğunu, bu kapsamda konjonktürel sürecin dikkate alınması gerektiğini,Tarihte yapılan büyük hatayı Feti (Yılmaz) Bey'in de ideolojisini de gözeterek anlatmak istediğini,Kendisinin (A.Öcalan) Ankara'da ilk gittiği derneğin Ülkü Ocağı olduğunu, siyasete orada başladığını,Kürt sorununun devlet katından siyasi kata geçtiğini, bu ciddi sorunu şimdi siyasiler ile tartışacağını ve bunu çok önemsediğini,Kendisinin (A.Öcalan) ilk başta Sn.

Cumhurbaşkanı ve Sn.

Devlet Bahçeli'ye teşekkür etmek istediğini, özellikle Sn.

Devlet Bahçeli'ninCumhuriyet tarihinde ender görülen bir cesaret sergilediğini, bu kapsamda anılana şükran duyduğunu,Tüm sözlerinin arkasında olduğunu, koşullar elverirse teorik ve pratik imkanlarının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu,Yüz yıllık Türk-Kürt ilişki sistematiğine Sn.

Bahçeli (Sn.

Devlet Bahçeli)'nin sözleri ile büyük katkı sağladığını,Kendilerinin (A.

Öcalan ve PKK) Turgut Özal döneminden yani 1992'den bu yana sırasıyla Erdal İnönü ve Süleyman Demirel dönemindeDevlet ile irtibat ve diyalog kurduklarını,"Her asker kaybının kendisi için trajedi olduğunu, asla sevinmediğini, bu gençlerin böyle ölmemesi gerektiğini..."Devlet içerisindeki bir elin kendileri (A.

Öcalan ve PKK) ile Kürt sorununun çözülmesini istemediğini, her seferinde darbe mekanizmasının devreye girdiğini, (H.Yayman şehit ailelerinin hassasiyeti ile geldiklerini belirtmesi üzerine) Her asker kaybının kendisi için trajedi olduğunu, asla sevinmediğini, bu gençlerin böyle ölmemesi gerektiğini,Türkiye'de ve bölgede kesinlikle çözüme ulaşmaları ve doğru yerden kapıyı aralamayı başarmaları halinde büyük bir talih kapısının açılacağını,hem de bölgeyi yeniden belirleyeceğini,Başaramamaları durumunda darbe mekanizmasının başta Sn.

Devlet Bahçeli ve Sn.

Cumhurbaşkanı'na olmak üzere işleyebileceğini,Mehmet Ali Birand'ın 1988'de izin almadan kendisiyle (A.Öcalan) röportaj yaptığını, (Turgut) Özal'ın arayıp 'ne yaptın Mehmet Ali, beni yaktın' dediğini, Ankara'ya döner dönmez bütün gücüyle bu meselenin çözülmesiyle uğraşacakken Milliyet'te yayınlanan bu röportajdan 4 gün sonra suikastın yapıldığını, 17 Nisan'da Özal'ın Özel Kalem Müdürü Kaya Toperi ile bir görüşme yapacakken Özal'ın bir anda öldüğünü ve bu suikastın örtbas edildiğini, O'nun ölümünden kuşku duyduğunu, başarılamaması durumunda, sadece Sn.

Devlet Bahçeli'ye değil, bütün MHP'ye yükleneceklerini, Erdoğan (Sn.Cumhurbaşkanı)'a nasıl yüklendiklerini bildiğini,Muhataplarının, kendisinin (A.Öcalan) nasıl bir günah keçisi haline getirildiğinin farkında olduklarını, kendisine yapılan saldırıların barışa ve kardeşlik hukukuna karşı saldırılar olduğunu, bazılarının etki ajanı olduklarını ve bunları bilinçli yaptıklarını,Sn.

Devlet Bahçeli'nin 'bu sorun çözülmezse Anadolu'dan da Türklükten de geriye bir şey kalmaz' dediğini,Mustafa Kemal (Atatürk)'in Çanakkale'de büyük bir savaş verdiğini, Anzaklara 'sizin şehitleriniz bizim de şehitlerimiz' dediğini, şehit ailelerinin kendisini (A.Öcalan) de böyle tanımlamalarını istediğini, kendisinin (A.Öcalan) de şehit ailelerine saygıyla baktığını ve acılarının ne kadar büyük olduğunu bildiğini,Geçmiş dönemde JİTEM Başkanı'na 'bu sorunu siz bu hale getirip benim kucağıma attınız, bütün günah benim değil' dediğini, 4 kuvvet komutanının olumlu sonuç çıkmazsa kendisinin idamının onaylanacağını ifade ettiklerini, kendisinin (A.

Öcalan) 'benim için demokratik çözümden başka bir çözüm mlün değil' dediğini,Amerika ve Binyamin Netanyahu'nun yeni anlaşmalar sistematiğine İbrahim Anlaşmaları denildiğini, böyle bir projenin devrede olduğunu, İran'ın Şii projesi bulunduğunu, şu an biraz geri çekildiğini ama iddialarının devam ettiğini,Çözüm süreci her ne kadar gergin de olsa büyük bir sınavla karşı karşıya da olsa en azından gelinen noktada 'sadece iyi niyet açısından değil, önümüzdeki 100 yılı değil, 1000 yılı şekillendiren bir kapıyı aralayacaklarını, 1000 yıllık, 100 yıllık ve anlık Kardeşlik/çözüm kapısı aralayacaklarını,Medyadaki akıl almaz söylemlere rağmen Türkiye'nin böyle bir meselesi olduğunu ve ertelenemeyecek bir durumda olduğunu, kendilerinin de kesin çözüm istediğini, "TUSAŞ eylemine çok üzüldüm"Sn. (Devlet) Bahçeli'nin uzattığı bu ele, Sn.

Cumhurbaşkanı'nın da Malazgirt'te iç cephenin güçlendirilmesine yönelik bir konuşmasının olduğunu, ona binaen Sn. (Devlet) Bahçeli'nin katkı olarak 'el uzatıyorum' dediğini, ancak örgütün Kandil'de değişik sesler çıkardığını, hatta eylem gerçekleştirdiğini, TUSAŞ eylemine çok üzüldüğünü,Sn. (Devlet) Bahçeli'nin kendisinin 'Eğer imkanlar tanınırsa ben devlete hizmet etmeye hazırım' sözünü hatırlatıp, 'buyurun' demesi, hatta gerekirse 'Umut Hakkı' da dahil olmak üzere DEM Parti grup toplantısında konuşmasını istemesinin' tarihi olduğunu,Sözünün arkasında olduğunu, koşullar elverirse teorik ve pratik imkanlarının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu,Örgütte Türklerin de yer aldığını, başını da Duran Kalkan diye Türk bir örgüt mensubunun çektiğini, örgütte böyle bir Türk kökenli grubun her zaman bulunduğunu, baştan beri böyle bir geleneğin olduğunu, düşüncesi Kandil'e ulaştığında, tek taraflı ateşkes yapıp, buna bağlı kaldıklarını,27 Şubat Bildirisine yöneldiğini, bunu hatırlatması gerektiğini, özellikle belirtmek istediğini, her cümlenin bir programatik özelliğinin bulunduğunu, her cümlenin bir program olduğunu, (Bunun üzerine Feti Yıldız tarafından 'farkındayız' şeklinde cevap verilmiştir.)Yapmış olduğu çağrısında Kürt sorununun nasıl çözülebileceğini anlattığını, Kandil'in bu bildiriye harfiyen de uyduğunu ve (PKK) kendisini feshettiğini, bunun ardından Bese (Hülya Oran)'nin liderliğinde silah yakma eyleminin gerçekleştiğini, bu kapsamda anılanın sorumluluk gösterdiğini, bunun gerçekleşmesi ile kendisince (A.Öcalan) gerekenlerin yüzde 70'nin yapıldığını, bu gelişme ardından Sabri (Ok) liderliğinde Türkiye'deki örgüt mensuplarının Türkiye'den çekildiklerini,"CHP'nin dışlanması için söylemedim"CHP'nin (Meclis Komisyonu'nda) aldığı son kararın çok dikkat çekici olduğunu ancak bunu CHP'nin dışlanması için söylemediğini,Suriye'de şu an bir şeyler döndüğünü, kendisinin (A.Öcalan) Suriye'yi çok iyi tanıdığını çünkü 20 sene orada yaşadığını, Normalde PKK'nın 1993'de feshedilmesi gerektiğini düşündüğünü,Türk-Kürt ilişkisinin simbiyotik bir ilişki olduğunu, bu kapsamda Ziya Gökalp örneğinin sebepsiz bir örnek olmadığını,Anadolu Türklüğünün Kürtlüğe, Mezopotamya Kürtlüğünün ise Anadolu'ya bağlı olduğunu,PKK'nın sadece silah bırakmasının değil zihinsel olarak (düşmanlığın da) sonlanması gerektiğini, iki millet arasında kardeşlik ilişkisinin bulunduğunu, aralarında isyan, savaş ve çatışmanın yaşandığını, (bunun üzerine F.Yıldız; 'şehit haberi geldiği dönemde bile kimsenin gidip bir Kürt komşusunun camını kırmadığını, bu kadar hadiseye rağmen ortada bir Kürt Türk düşmanlığının hiçbir zaman oluşmadığını' belirtmiştir.) geldiklerinde 'en büyük engel şu anda Apo'dur' dediklerini, kendisinin (A.Öcalan) yöntem olarak önerdiğinin Demokratik Toplum olduğunu,Kendisinin Demokratik Toplum ve onların Kürt devletçiliği için çatıştığını,İsrail için Kürtlerin çok gerekli olduğunu çünkü Orta Doğu'nun dengelerinin bozulmasının Kürt jeopolitiğine bağlı olduğunu, Kürt olmadan İsrail'in Orta Doğu hegemonyasını jeopolitiği gerçekleştiremeyeceğini,Kendisinin (A.Öcalan) Türkiye Cumhuriyeti'ni proto-İsrail, Kürt devletçiliğini de post-İsrail devletçiliği olarak gördüğünü, önceden İsrail kurulması için Cumhuriyet ne kadar gerekliyse şimdi de Orta Doğu'daki hegemonya için İsrail'e Kürt devletçiliği gerektiğini, başka türlü ayakta kalamayacağını ve hegemonya kuramayacağını,Son aldığı bilgilere göre, 'yaygın bir propaganda var, devlet olma şansınız APO tarafından sabote ediliyor' dendiğini, bunun çok önemli bir saptama olduğunu,Başarısız olmaları için her şeyi yapacaklarını, ama kendilerinin bir avantajı olduğunu, kendisinin Kürt hareketi içerisinde bir ağırlığı olduğunu, Sn. (Devlet) Bahçeli'nin milliyetçiler içindeki ağırlığı ne ise kendisinin de Kürt hareketi içerisinde öyle olduğunu, İran, Irak ve Suriye içinde geçerli olduğunu,"Muhatabının ne kadar Demokratik Milliyetçilik ise kendisininkinin de o kadar Demokratik Toplumculuk olduğunu..."Ne İsrail'in önerdiği İbrahim Anlaşması ne de İran'ın önerdiği Şii projesinin ilanının ülke çıkarımız için uygulamasının uygun olmadığını, bunun yerine demokratik entegrasyonun önemli olduğunu,Demokratik Kürt oluşumuna dikkat edilmesi gerektiğini, devlet demediğini, muhatabının ne kadar Demokratik Milliyetçilik ise kendisininkinin de o kadar Demokratik Toplumculuk olduğunu,Devlet ile ilgili bir parçadan bahsetmediğini, Sn. (Devlet) Bahçeli'nin bunu çok iyi bildiğini (Bunun üzerine Feti Yıldız 'Devletleşme olmadığını, federatif bir yapı olmadığını, özerklik olmadığını açıkladığını', A.Öcalan' da onaylamıştır.)Sonuç olarak aradıkları devletin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu, net bir şekilde söylediğini, Kürtlerin bu devletle Orta Doğu'da yer alacaklarını, kendilerini demokratik olarak organize edeceklerini, federal özerklikle ilgisi olmadığını, bunun kendi icadı olmadığını doğru sosyalizm olduğunu, sola böyle anlattığını, 200 yıllık sosyalizmi çökertenin kendilerinin sosyalizm anlayışı olduğunu,Sonuç olarak Demokratik Toplum ile Cumhuriyet'i entegre olması gerektiğini,Komün kökeninin Kürtçe olduğunu, topluluk, toplanma anlamına geldiğini, Orta Çağ'da Belediyecilik olduğunu, halkın belediyeleşmesi, şirketleşmesi, yerel demokrasisi olduğunu, Türkiye için de bunu önerdiğini,"Bu kapsamda onlarla (SDG) diyalog kurabileceğini, onların kendisini dinleyeceklerini düşündüğünü..."Türkiye için istediğini Suriye için de istediğini, bunun yerel demokrasi ve komün (demokratik belediyecilik) olduğunu, bu konuyu her gün düşündüğünü, bu kapsamda onlarla (SDG) diyalog kurabileceğini, onların kendisini (A.Öcalan) dinleyeceklerini düşündüğünü ancak bu anlamda tek taraflı hareket etmeyeceklerini, Ahmed El-Şara'nın da SDG gibi demokratik Suriye için pozitif adımlar atmasının gerektiğini,Kendisinin (A.Öcalan) boşuna tarih anlatmadığını, Suriye'de çok yoğun bir Arap milliyetçiliği bulunduğunu, orada Türkmenlerin de olduğunu, kendilerinin (SDG) aynı Kürtler gibi haklarını gözeteceklerini,6 Şubat'ta yaşanan depremden dolayı başsağlığı dilediğini, kendilerinin (A.Öcalan) yapacakları çalışmayı bu depremde hayatını kaybedenlerin anısına yapmak istediğini,Suriye konusunda (F.Yıldız; SDG'nin 10 Mart'ta bir anlaşma yaptığını) o anlaşmanın 8 maddesi olduğunu, bunları esas aldıklarını, (H.Yayman; kendisinin (A.Öcalan) o örgütün (SDG) lideri olduğunu, Suriye konusunu Meclis Komisyonu'nda ve kamuoyundaki herkesin dile getirdiğini, Türk halkının ilk olarak Suriye'de silah bırakılması açısından somut adımlar ve Diyarbakır Anneleri'nin evlatlarının ailelerine teslim edilmelerini görmek istediğini belirtmiştir.) (Diyarbakır Anneleri'nin çocuklarının ailelerine geri dönmeleri için) bir komite kurdurulduğunu, (H.Yayman; başta söylediği tarihi kardeşliğin çok önemli olduğunu, buna kimsenin bir itirazının bulunmadığını, artık darbe mekanizmasını kurabileceklerini Sn.

Cumhurbaşkanı ve Sn.

Devlet Bahçeli'nin bu konuda kararlı olduklarını bu sefer başarabileceklerini belirtmiştir darbe mekanizması konusunda da dikkatli olunması gerektiğini yoksa bu mekanizmanın sürecin üzerinden buldozer gibi geçebileceğini,Suriye konusunda kendisinin (A.Öcalan) önerisinin yerel demokrasi olduğunu, (AK Parti'nin) kuruluş esasının belediyecilik olduğunu, yasanın eksik yönleri olduğunu ve bütün şehirlere bu yasayı yaymak istediğini, yerel demokrasi Atina demokrasisinde her bölgeden bir delege seçildiğini ve onların o bölgeyi temsil ettiklerini bunun yerellik ve demokrasi olduğunu, Suriye için ne mezhep ne etnik temelli, yerel bağlamda güçlendirilmiş bir demokrasi gerektiğini düşündüğünü, asıl sorunun bu kavramın içeriğinin nasıl doldurulacağı ve Anayasa'ya nasıl dahil edileceği olduğunu,"Şartlar sağlanmaz ise Ahmed El-Şarı'nın da yarın bir diktatöre dönüşebileceğini..."Bir devlet için merkezi üniter güçler kadar bölgesel yerel demokrasinin de gerektiğini, biri olmadan bir diğerinin olmayacağını, (F.

Yıldız bunun Üzerine; Suriye'de yerel demokrasilerin bir savunma gücü olup olmayacağı sorulmuştur.) asayiş kapsamında güçlerin bulunacağını, Suriye'de iki gücün kaynaştırılması gerektiğini, Suriye'de Arap milliyetçiliğinin güçlü olduğunu, Suriye'de Esad ailesinin yaptıklarının ortada olduğunu, eğer demokratik şartlar sağlanmaz ise Ahmed El-Şara'nın da yarın bir diktatöre dönüşebileceğini,Türkmenlerin Kürtlerden daha kötü durumda olduklarını, kendilerini ifade edecek bir cemiyeti, Türkmen komünü bulunmadığını, muhataplarının komünü anlayıp anlamadığını,Komünün bir topluluk, sivil toplum anlamına geldiğini ve olmak zorunda olduğunu,Bir iki ailenin çıkıp bütün Halep'in rantını kendine bağlayabileceğini ve bunun tedbirini almak gerektiğini, bunun bütün halklar için geçerli olduğunu, Türkmenlerin orada bin yıldır büyük çabaları olduğunu, onların sivil toplum olmasının işin doğası gereği olduğunu, Çerkesler ve Ermenilerin de bulunduğunu, onların da kendini modern bir sivil toplum haline getirmesi gerektiğini,"Suriye'yi sivil toplum ya da yerel demokrasi olmadan bırakmaları durumunda yeni bir Hafız ESAD çıkacağını..."Suriye'yi sivil toplum ya da yerel demokrasi olmadan bırakmaları durumunda yeni bir Hafız Esad çıkacağını, bunu önlemek için kendisinin (A.Öcalan) gücünü kullanacağını, pratikte de elinden gelen her şeyi yapacağını,İsrail'in kendi kültüründen bir Suriye istediğini, Suriye'yi tamamen İsrail güdümüne bırakamayacaklarını, bunun sakıncalı olduğunu, 'İsrail'le savaşalım' demediğini ama SDG de dahil ustaca, kardeşçe ve yavaşça (A.Öcalan) halledeceğinin sözünü verdiğini, bir çağrıyla olmayacağını, yoğun bir ilişki gerektiğini ve diyalog olmadan nasıl yapacağını,"MHP'yi demokratik milliyetçi olarak değerlendirdiğini..."MHP'yi demokratik milliyetçi olarak değerlendirdiğini ve Türkiye için çok gerekli olduğunu, bu birikimin kesinlikle bir ittifak ruhu ile paylaşılması ve eski düşmanlaştırıcı bakışı aşmak gerektiğini, çatışma değil ittifak kurmak zorunda olduklarını, bütün partileri aşan bir akıl olduğunu,'Devletin önceliğini kendi partimden önce görmeliyim' düşüncesinin diğer partiler için de gerektiğini, kendilerini burada buluşturanın ve yakınlaştıranın Devlet aklı olduğunu, CHP de (Komisyon görüşmesinde) olsaydı iyi olacağını,Türkiye merkezli entegrasyona Suriye, Irak ve birlikte çalışmaları halinde İran'ın da mecburen dahil olacağını, orada Azerilerin bulunduğunu ve en az Kürtler kadar önemli olduğunu, onların da demokratik entegrasyona katılmasıyla bunun bir Orta Doğu Birliği olacağını,demokratik entegrasyonla bunun birlikte gerçekleşeceğini,Türkiye'de Demokratik Cumhuriyet, Orta Doğu'da Demokratik Orta Doğu olacağını,Acele etmeden birlikte çalışmak gerektiğini, Suriye'de üniter devlete bir şey demediğini ancak yerel demokrasisiz ve sivil toplumsuz asla olmaması gerektiğini, yeni bir diktatörlüğe kurban etmemek gerektiğini,(H.Yayman'ın; 'petrol kaynakları ve sınır kapılarının ne olacağı' sorusu üzerine) Bir paylaşım modeli geliştirilebileceğini, Suriye için önerdiklerini İran için de tartışacaklarını, kendilerinin (A.Öcalan) büyük ve sorunlarını çözmüş Türkiye istediklerini, sadece silahların terki değil kafadaki izleri sildiklerini ve en önemlisi de bölgede en yakın dönemde Orta Doğu'daki bütün dinlere, halklara, kültürlere bir ortaklık modeli önereceklerini,Bundan önce ne kadar negatif bir söylem var ise bundan sonra söylemlerin pozitif yönde gelişmesi gerektiğini, bunun için de Komisyon'un tarihi bir kapı aralayacağını, rapor hazırlayıp, Meclise'e sunacaklarını hukuki boyutu konuşmadıklarını kendi sorumluluklarında olduğunu, ancak muhataplarının söylediklerini hayata pratiğe geçirmek için iletişim özgürlüğünün başta olması gerektiğini, PKK'nın feshi, silahtan arındırılması adımlarından sonra da tekrar pozitif adımlar atacağını, bu sebeple Komisyonun çıkaracağı kanunun konuya özgü bir kanun olması gerektiğini,"PKK ile ilişkili olanların en üstten en alta hepsinin hukuki durumlarının açıklığa kavuşması gerektiğini..."PKK ile ilişkili olanların en üstten en alta hepsinin hukuki durumlarının açıklığa kavuşması gerektiğini, Sn. (Devlet) Bahçeli'nin 'Umut İlkesi' önerisinin düşünülmesi gerektiğini, bu şekilde genel aftan kurtulunmuş olacağını, Türkiye için genel affın uygun olmadığını,Komisyona saygı ve selamlarını yolladığını, 'Kararın yetkilerinde olduğunu, dolayısıyla konunun meclise taşınması gerektiğini', İran'ın PKK üzerinde en az İsrail kadar ağırlığının bulunduğunu, kendisinin İran'ın ideolojisine katılmadığını, İsrail'le ikisinin devlet ilişkisi içinde kendisine "devlet ilan edecektik, 'APO engelledi' diyeceklerini, engelleyeceğini, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir mensubu olarak hareket edeceğini ve demokratik toplumun Kürtlerin en ideal çözüm tarzı olduğunu söyleyeceğini,"Devlet Bahçeli boşuna 'Umut Hakkı' ibaresini kullanmadı"Türkiye'yi artık kendi (A.Öcalan) devleti olarak gördüğünü, kendisinin (A.Öcalan) Türkiye'nin demokratik Cumhuriyet olmasını istediğini,Demokratik Cumhuriyet'in inşası konusunda AK Parti'nin ciddi adımlar attığını, kendisinin (A.Öcalan) Kürt kültürünü Cumhuriyet'e dahil etmek istediğini, bunun bir zenginlik olduğunu, bunun başka türlü yorumlanmamasını istediğini, Sn.

Bahçeli (Sn.

Devlet Bahçeli)'nin boşuna 'Umut Hakkı' ibaresini kullanmadığını, bu olmadan kendisinin (A.Öcalan) çalışamayacağını, bu yapıldıktan sonra Suriye konusunda başarılı olmaması durumunda yargılanmayı ve eleştirilmeyi kabul edeceğini, mevcut durumu ile İsrail'e karşı çıkamayacağını, geçmişte Esad'ın yanında iken İsrail'in kendisini (A.Öcalan) ne hale getirdiğinin gayet açık olduğunu,Kendisinin (A.Öcalan) söz verdiğini, DEM Parti için de heyet olarak (İmralı'ya) geldiklerini, Gülistan (Kılıç Koçyiğit)'ın da dahil olabileceğini, (H.Yayman'ın; "Bazı siyasetçilerin, kişilerin söylemleriyle süreci zehirlediğini belirtmesi üzerine) PKK'da da bazı kişilerin bunu yaptığını, süreç içerisinde (A.Öcalan) çalışma imkanları artarsa hepsinin halledilebileceğini ancak zaman istediğini, imkan ve koşullarının buna uygun olmadığını, kendisi hayattayken bu hamle ve yüzyılın başarılı geçeceğini, muhatapları buna 'Terörsüz Yüzyıl' derken kendisinin 'Şiddetsiz Yüzyıl' dediğini, en az muhatapları kadar katkı yapacak gücünün bulunduğunu,İttifak halinde yürümek gerektiğini, kendisinin Komisyon Üyeleri'nin buraya (İmralı) gelmesinden çok umutlandığını ve bir tarihi aşamanın başladığını, muhataplarının da bunu başarıya taşıyabilecek kilit isimler olmasını umduğunu,Kendisinin (süreç konusunda) iyimser olduğunu ifade etti."(Sürecek)

İlgili Sitenin Haberleri