Haber Detayı

Orta Doğu'da kirli oyunun ikinci perdesi: Sykes-Picot zulmü 100 yıl sonra yeniden mi sahneleniyor?
Analiz ahaber.com.tr
23/01/2026 17:07 (1 saat önce)

Orta Doğu'da kirli oyunun ikinci perdesi: Sykes-Picot zulmü 100 yıl sonra yeniden mi sahneleniyor?

Birinci Dünya Savaşı sonrası emperyalist güçlerin masa başında çizdiği Sykes-Picot haritası, Orta Doğu’yu bir asırdır kan ve kaosa mahkûm etti. Gazze’den Lübnan’a uzanan son çatışmalar, bu kirli planın ikinci perdesinin sahnelendiğini gözler önüne sererken; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yeni bir Sykes-Picot taksimine göz yummayacağız” çıkışı, Türkiye’nin emperyal hesaplara karşı net duruşunu bir kez daha ortaya koydu. A Haber, bölgeyi yeniden ateşe atmak isteyen sinsi planın şifrelerini tüm yönleriyle deşifre ediyor.

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından emperyalist güçlerin masada cetvelle çizdiği kanlı haritalar, Orta Doğu'yu bir asırdır huzura hasret bıraktı.

Osmanlı Devleti'nin mirasını paylaşmak için gizli kapılar ardında imzalanan Sykes-Picot Anlaşması, bugün Gazze ve Lübnan'da yaşanan katliamlarla adeta ikinci perdesini aralıyor.

Başkan Erdoğan'ın 'Yeni bir Sykes-Picot taksimine göz yummayacağız' çıkışıyla uyardığı büyük tehlike, bölgeyi yeniden istikrarsızlaştırmayı hedefleyen sinsi bir planın habercisi olarak değerlendiriliyor.

TARİHİN GÖRDÜĞÜ EN BÜYÜK HEZİMET: KUT'ÜL AMARE Birinci Dünya Savaşı yıllarında, destansı bir direnişle Çanakkale'yi geçemeyen İngilizler, hedeflerini Orta Doğu ve Irak cephelerine çevirmişti.

Amaç, bölgenin kalbi Bağdat'ı ele geçirmekti.

Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı.

Osmanlı ordusu, İngiliz birliklerini Kut'ül Amare'de tam manasıyla çember içine aldı.

Çaresiz kalan İngiliz General Townshend, rüşvetle kurtulmaya çalışsa da Osmanlı komutanı Halil Paşa, 'Baltacı devirleri geride kaldı' sözleriyle bu teklifi elinin tersiyle itti. 29 Nisan 1916'da İngiliz ordusu, 13 bin askeriyle teslim olarak tarihin en aşağılayıcı yenilgilerinden birini tattı.

MASADA ÇİZİLEN KANLI SINIRLAR: SYKES-PİCOT İngilizlerin askeri alanda yaşadığı bu hezimet, onları masa başında sinsi planlar yapmaya itti. 16 Mayıs 1916'da İngiliz Mark Sykes ve Fransız Francois Georges-Picot, Orta Doğu'yu paylaşan o gizli anlaşmaya imza attı.

Rusya'nın da onay verdiği bu plan, bölgeyi cetvelle bölen suni sınırların temelini attı.

Emperyalist güçler; dağları ve nehirleri ayırmakla kalmadı, insanların gönüllerine ve zihinlerine de nifak tohumları ekti. 'Böl-parçala-yönet' taktiğiyle bölgenin zenginlikleri sömürgeci güçlere akıtıldı.

GAZZE'DEN LÜBNAN'A UZANAN SİNSİ PLAN Aradan geçen bir asra rağmen Orta Doğu'nun kaderi değişmedi.

Bugün Gazze'de, Batı Şeria'da ve Lübnan'da yaşananlar, Sykes-Picot'un ikinci perdesinin sahnelendiğini kanıtlar nitelikte.

İsrail yönetimi, Hamas ve Hizbullah bahanelerinin arkasına sığınarak bölgeyi kan gölüne çevirirken, Batılı güçler bu katliam şebekesine her türlü desteği vermeye devam ediyor.

Yaşanan bu 'cinnet hali', vadedilmiş topraklar hezeyanıyla birleşerek Türkiye'nin sınırlarına kadar dayanan bir tehdit oluşturuyor.

BAŞKAN ERDOĞAN'DAN EMPERYALİSTLERE 'DUR' İHTARI Adım adım yaklaşan bu tehlikeye karşı en sert tepki ise Türkiye'den geldi.

Başkan Erdoğan, bölgedeki sinsi planın nihai hedefinin neresi olduğunun açıkça görüldüğünü vurgulayarak, 'Bölgemizin içerisinde bulunduğu cinnet hali karşısında yine mazlumların yanında ve adaletin safında yer alacağız.

Coğrafyamızın yeni bir Sykes-Picot taksimiyle lime lime edilmesine göz yummayacağız' ifadelerini kullandı.

Erdoğan, İsrail'in paylaştığı her haritanın asıl niyetlerini ortaya koyduğunu belirterek, '30 kilometre mesafede adeta Türkiye'ye meydan okuma yarışına giriyorlar.

Biz bunları gayet iyi biliriz' sözleriyle Türkiye'nin sahadaki gelişmeleri anbean takip ettiğini aktardı.

BİR ASIR ÖNCEKİ RUH: GÜÇLÜ TÜRKİYE Bugün Orta Doğu'da iki temel güç karşı karşıya gelmiş durumda.

Bir yanda yerel kukla despotlar ve emperyalist paydaşlar, diğer yanda ise bir asır önceki Kut'ül Amare ruhuyla mazlum halkların sesi olan Türkiye...

Bölgede uygulanmaya çalışılan 2.

Sykes-Picot planının karşısındaki en büyük ve son engel, bölgesel barışı savunan ve harita heveslilerine geçit vermeyen güçlü Türkiye Cumhuriyeti olarak duruyor.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

İlgili Sitenin Haberleri