Haber Detayı
SDG'nin sonu mu geldi? ABD resmen ilan etti: Artık İşimiz Yok
ABDnin DEAŞla mücadele gerekçesiyle kurup silâh ve maddî destek sağladığı, kısa süre öncesine kadar Suriye topraklarının üçte birinden fazlasında varlık gösteren PKK/YPGnin Suriye kolu SDG dağılma sürecine mi girdi? SDGnin kontrolündeki bazı Arap aşiretlerinin Şam yönetimiyle anlaşarak merkezî yapıya katılması, sahadaki dengeleri kökten değiştirdi. Öte yandan Şamın uluslararası koalisyona dâhil olmasıyla birlikte SDGnin uzun süredir dayandığı DEAŞla mücadele argümanı da geçerliliğini yitirmiş görünüyor. ABDnin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrackın, SDG ile yürütülen ortaklığın sona erdiğini açıkça dile getirmesi ise örgütün yalnızca sahada değil, diplomatik alanda da ciddi biçimde yalnızlaştığı ve sürecin sonuna yaklaşıldığı yönündeki yorumları güçlendirdi.
Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Levant Çalışmaları Koordinatörü Dr.
Oytun Orhan SDGnin ilk aşamada PKKnın Suriye kolu olarak YPG adı altında kurulduğu ve daha çok Kürt nüfusun yoğun yaşadığı Afrin, Kamışlı, Ayn el Arab gibi bölgelerde kontrol sağladığını hatırlatarak, diyor ki:Ancak daha sonra ABD ile işbirliği yaparak ciddi güç kazandı ve Arap nüfus yoğunluğu olan bölgelere genişledikçe hem kendi yapısına Arap unsurlar katarak hem de coğrafya olarak genişledi.
Süreçte Amerikanın da telkinleriyle üzerindeki terör örgütü tanımlamasını atabilmek için SDG ismini aldı.ÖNCE ARAP UNSURLAR TERKETTİ8 Aralık 2024te Suriyede 61 yıllık Baas rejimi sona ererken, Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetim ile SDG arasında müzakereler başladı. 10 Mart 2025te ise bir mutabakata varıldı ve Kürt kontrolündeki bölgelerin ve 2025 sonuna kadar SDGnin de Suriye Merkezi Ordusuna entegre olması konusunda uzlaşıldı.
Ancak 1 yılı aşkın devam eden müzakerelerden bir sonuç alınamadı.
Kriz, masada çözülemeyince Halepe, Şeyh Maksuta operasyon başladı.
Dr.
Orhana göre operasyonun önce Fıratın batısı, ardından doğusunda hızla ilerlemesi önemli bir virajdı:Böylece SDG içindeki Arap unsurlar örgütten ayrıldılar.
Rakka ve Deyrizor gibi bölgelerin hükümetin kontrolüne geçmesiyle, SDGde fiilen sahada dağılmış ve özüne, YPGye dönüşmüş oldu, Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelere çekildiler.
Şimdi imzalanan yeni mutabakatla ise kalan YPG unsurlarının bireysel olarak Suriye Ordusuna katılımı öngörülmekte. 4 günlük bir süre tanındı.
Örgüt, kararını henüz açıklamadı, verilen süre ise hafta sonu dolacak.
Mutabakatın uygulanması halinde ise YPG kendini resmen feshetmiş olacak.
Bu işin teknik boyutu.GELİŞMELER TÜRKİYENİN BEKLENTİLERİYLE UYUMLU SDGnin ortadan kalkmasının Türkiye açısından anlamı nedir?Son gelişmeler, Türkiyenin PKK ve terörle mücadelesinde önemli bir kazanım.
Türkiye zaten en başından beri SDG-YPGnin PKKnın Suriye yapılanması olduğunu savundu ve burada YPG eli ile kurulacak özerk bir yapılanmanın PKK devleti anlamına geleceğini söylüyordu.
Dolayısıyla bu projenin çökmüş olması önemli.
Terörsüz Türkiye projesinin önü de açıldı.
Zira Türkiye, PKKnın sadece Kandilde değil, PKK ile bağlantılı tüm silahlı unsurların silah bırakıp, varlığını sonlandırması talebindeydi.
Bu da gerçekleşmiş oldu.
Üçüncüsü de son yaşananlar Suriyenin birliği ve bütünlüğü, tek bir egemenliğin ilanı olarak okunabilir, parçalanma tartışmaları bitmiştir.
Böylesi bir istikrar hem Suriyelilerin evlerine güvenle dönmesi hem Suriyenin yeniden inşası açısından Türkiyenin siyasi ve ekonomik beklentileri ile uyumludur.Peki ya politik boyutu?
Yanıtı şu: SDG-YPG yapılanmasının ortadan tamamen kalktığını söylemek mümkün.
Bu yapıyı gerekli kılan iç savaş ve DEAŞ ile mücadeleydi.
Ama ABD, DEAŞ ile mücadeleyi Şam yönetimi ile devam ettireceğini, SDG-YPGye ihtiyacı kalmadığını resmi olarak duyurdu.
Yani SDGyi var eden koşullar artık yok!
Ki SDGde Suriyede kontrol ettiği alanların çoğunu kaybetmiş durumda.
Dolayısıyla bundan sonra ya siyasi anlaşmayı kabul edecek ya da askeri yollarla tasfiye edilecek.
SDGnin şu saatten sonra Suriyede bir geleceği kalmadı.SDG KÜÇÜLEREK YPGYE DÖNÜŞMÜŞ VE ESKİ GÜCÜNÜ KAYBETMİŞTİRMilli Savunma Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Prof.
Dr.
Mehmet Özkana göre SDGnin hem ABD hem destekçileri nezdinde tartışılmaya başlanmasının nedenlerinden ilki, istediğini alamayınca DEAŞ terör örgütü üyelerini cezaevinden salıverme kartını oynamış olması:Bence bu, başlı başına SDG-YPGnin intiharıdır.
Çünkü meşrutiyetini aldığı bir kartı böylece kendi ayakları altından çekti ve dahası bu kartı batı ve ABDye karşı kullanarak, ABDyi de kızdırdı.ABDNİN SURİYE PERSPEKTİFİNE TERS DÜŞTÜLERYa ikinci neden?
Diyor ki: SDG içindeki Arap aşiretlerinin, SDGden ayrılıp Merkezi Suriye Hükümeti ile yakınlaşması.
Bu iki gelişme karşısında, ABDde pozisyonunu tekrar değerlendirdi. 10 Mart mutabakatından sonraki süreçte SDGnin, merkezi hükümete entegre olma konusunda kabul ettiği süreci erteleyip, başka fırsatlar araması da ABD Başkanı Trump ve Tom Barackın uygulamaya çalıştığı Suriye perspektifine ters düşmüşe benziyor.4 GÜNLÜK SÜRE SON ŞANSPeki tüm bunlar SDGnin bittiği anlamına gelir mi?
Yanıtı şu: SDG henüz total olarak bitmedi.
Fakat bugün itibarıyla küçüldü ve YPGye dönüştü.
ABD nezdindeki eski ağırlığını kaybetti, bir ay önceye göre pazarlık şansı daha az.
İşin terör boyutu artık daha net.
Ancak tüm bunlara rağmen ABD, YPGye, merkezi hükümete entegre olması için son bir şans verdi, son bir diplomasi üzerine çalışılıyor.
SDGye verilen 4 günlük süreyi bu şekilde okumak gerekir.KAYNAK: HÜRRİYET/ Fulya Soybaş