Haber Detayı

Kumpaslara direnen aydın: Haldun Dormen
Kültür - sanat odatv.com
22/01/2026 15:06 (1 saat önce)

Kumpaslara direnen aydın: Haldun Dormen

Haldun Dormen, Türk tiyatrosunun modernleşme hikayesinde adı takvim yapraklarıyla birlikte anılması gereken bir isim: Onun hayatı, Türkiye’de tiyatronun 'amatör bir heves'ten kurumsal disipline geçişinin de kronolojisi olarak okunurken kumpaslara direnen bir aydın olduğu da unutulmamalıdır.

Ahmet Haldun Dormen 5 Nisan 1928 tarihinde Mersin’de doğdu.

Babası Kıbrıslı bir iş insanı, annesi İstanbullu bir paşa kızıydı.

Çocuk yaşlardayken Önder olan soyadı, babasının iddialı bulması nedeniyle Dormen olarak değişti.

Cumhuriyet’in kültürel hamlelerinin henüz taze olduğu bir dönemin çocuğuydu.

Çocukluğu ve gençliği Beyoğlu çevresinde geçti; tiyatroyla ilk teması okul yıllarında kukla tiyatrosuyla oldu.

Galatasaray Lisesi’nde sahneye çıktı, dekor gördü, kulis kokusunu tanıdı.

Bu dönem, Dormen’in hayatında belirleyici bir eşikti: Tiyatro onun için meraktan öte, bir meslekti.1950’lerin başında Amerika’ya gitti.

Yale Üniversitesi Drama School’da rejisörlük eğitimi aldı. 1953’te Türkiye’ye prova disiplini, ansambl anlayışı ve metne sadakat fikriyle dönmüştü.

Türkiye bu tiyatro diline pek alışık değildi.1954’te Cep Tiyatrosu’nda sahneye koyduğu oyunlarla adını duyurdu. 22 Ağustos 1955 gecesi Süreyya Sineması'nda Dormen Tiyatrosu’nun ilk oyunu sergiledi ve 1957’de Papaz Kaçtı oyunu ile tiyatrosunu resmen kurdu.

Bu tarih, Türk tiyatrosunda özel tiyatrolar çağının en önemli başlangıçlarından biri olarak kabul edilir.

Dormen Tiyatrosu onlarca yıldız, yüzlerce seyirci yetiştirdi… Esin Eden, Haldun Dormen, Ayfer FerayPapaz Kaçtı oyunu, 6-7 Eylül Olayları sonrası 1 ay sahneye çıkamadı: Dormen, hassasiyet nedeniyle oyunun adını değiştirdi ve ‘Kaçan Kaçana’ olarak devam etti. 1959 yılında Betül Mardin’le evlendi.

Bu evlilik, iki ayrı alanda “ilkleri zorlayan” iki ismi bir araya getirdi.

Dormen sahnede özel tiyatronun kurumsallaşması için mücadele ederken, Betül Mardin Türkiye’de henüz adı bile doğru dürüst konmamış olan halkla ilişkiler alanında öncü adımlar atıyordu.

İkisi de mesleklerine fazlasıyla odaklıydı; ikisinin de hayatında iş, merkezdeydi. 1961 yılında oğlu Ömer Dormen dünyaya geldi.

Oğullarının doğumu, Dormen’in kariyerinin en yoğun dönemlerinden birine denk geldi: Dormen Tiyatrosu’nun yükseldiği, oyunların arka arkaya sahnelendiği, ekonomik ve politik baskıların da aynı ölçüde arttığı yıllar.

Dormen, bu dönemi anılarında “sahneyle ev arasında bölünmüş bir hayat” olarak tarif eder.

Çift, 1967 yılında boşanacaktı.Betül Mardin ve Haldun Dormen1960’lar Dormen için hem üretim hem mücadele yıllarıydı.

Molière, Shakespeare, Oscar Wilde, Feydeau gibi Batılı klasikler ilk kez bu ölçekte ve bu titizlikte Türk seyircisiyle buluştu.

Komediye hafiflik değil, ciddiyet atfeden bir çizgi kurdu. ‘Güldürürken küçültmeyen’ bir sahne anlayışı geliştirdi.

Aynı yıllarda, politik atmosferin sertleşmesiyle tiyatro üzerindeki baskılar da arttı; yasaklar, sansürler, kapatmalar eksik olmadı.1970’ler ve 1980’ler, Dormen’in eğitim alanında da etkili olduğu yıllardı.

İstanbul Belediye Konservatuvarı ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda eğitmenlik yaptı.

Bugünün birçok usta oyuncusu, sahne ahlakını ondan öğrendi.

Provanın kutsallığı, ansambl kadronun önemi, yıldız sistemine mesafe… Dormen mirasının temel taşlarıydı.1990’lardan itibaren televizyon ve müzikallere de yöneldi. “Hisseli Harikalar Kumpanyası”, “Şahane Züğürtler”, “Lüküs Hayat” gibi yapımlar, onun klasikle popüleri buluşturma becerisini gösterdi.

Modern müzikal anlayışının Türkiye’de yerleşmesinde doğrudan pay sahibiydi.2000’li yıllar onun ustalık dönemiydi.

Anıları, söyleşileri ve jüri üyelikleriyle tiyatro kamuoyunda referans noktası olmaya devam etti.

Tiyatroda ‘hafıza’ kavramının yaşayan karşılığıydı zira Cumhuriyet tarihine tanıklık etmişti.2009 yılında liderliğini yaptığı yürüyüşle, kumpaslara karşı dik duruşunu kanıtladı: Ergenekon Kumpası nedeniyle tiyatro sanatçıları,''Türkiye'de yargının siyasallaşması, bilimin ışığının karartılması, aydın onurunun çiğnenmesi, laik Cumhuriyetin tehlikeye girmesi, çağdaş eğitimin darbe yemesi''ne karşı 'yaşanan son gelişmelere duyarsız kalınmadığını göstermek' amacıyla yürüyüş gerçekleştirdi.'Seyirci Kalmayın' yürüyüşü, 2009Haldun Dormen’in liderliğini yaptığı yürüyüşte Tarık Akan, Genco Erkal, Levent Kırca, Ferhan Şensoy, Haldun Dormen, Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Rutkay Aziz, Müjdat Gezen, Selçuk Yöntem, Macide Tanır, Göksel Kortay, Ali Poyrazoğlu, Fazıl Say, Bedri Baykam gibi pek çok isim vardı… Yürüyüşün adı “Seyirci Kalmayın” idi…Dormen kumpası görüyor, sanatseverleri olan bitene seyirci kalınmaması çağrısında bulunuyordu.

Haldun Dormen tiyatroyu kayda geçirilmesi gereken bir emek alanı olarak gördü.

Bu yüzden ağırlıklı olarak anılarını kaleme aldı.

Bu metinler sahne arkasını, kulisi, çatışmayı, sansürü, oyuncuyla ilişkiyi anlattı: “Antrakt”, “Sürç-ü Lisan Ettikse”, “İkinci Perde” ve “Nerede Kalmıştık” başta olmak üzere yayımlanan kitaplarında Türk tiyatrosunun 1950’lerden itibaren geçirdiği dönüşümü kendi tanıklığıyla kayda aldı.

Birer dönem belgesi olan metinlerde kimlerin parladığını, kimlerin susturulduğunu, hangi oyunların nasıl yasaklandığını da anlattı.Hayatının ve tiyatro mirasının görsel kaydı ise 2022 yılında Netflix’te yayımlanan belgeselle alındı.

Yaparsın Şekerim!, Haldun Dormen’in uzun kariyerini merkezine alan bir belgesel olarak yayımlandı.

Başarılarının yanı sıre hayal kırıklıklarını, kapatılan sahneleri, parasız kalan tiyatroları ve yetiştirdiği oyuncuları da görünür kıldı.

Dormen’in meşhur ‘disiplin’ vurgusu, prova takıntısı ve ansambl ısrarı bu belgeselde açık biçimde yer aldı.Dormen, tiyatroda olduğu gibi hayatta da ‘iz bırakma’ meselesini ciddiye aldı.21 Ocak 2026 günü aramızdan ayrıldığında Türkiye, kumpaslara direnen bir aydınını da kaybetti… Ondan geriye Türk tiyatrosuna bugünkü halini veren bir miras, aydın görüşlü bir ekol kaldı…Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri