Haber Detayı

Karavelioğlu: AB’nin orta segment makine talebine cevap verebilmeliyiz
İş dünyası dunya.com
22/01/2026 00:00 (2 saat önce)

Karavelioğlu: AB’nin orta segment makine talebine cevap verebilmeliyiz

Avrupa makine sektörü, Çin’den kaynaklanan orantısız imalat gücü nedeniyle rekabetçiliğini korumak adına mühendislikte niş alanlara yöneldi. Dolayısıyla Avrupa’nın yüksek teknoloji arayışı ve Çin’e karşı mevzuat düzenlemeleri; Türkiye’yi orta segment makine talebinde üs yapabilir. Buradan doğacak talebe cevap verebilmeliyiz.

Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu KARAVELİOĞLUMakine imalat sanayi konsolide verilerine göre, 2025 yılı Ocak-E­kim döneminde serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı, ge­çen yılın aynı dönemine göre yüz­de 0.8 artışla 23.6 milyar dolara ulaştı.

Kilogram başına ortala­ma ihracat fiyatı ise 8.1 dolar ile rekor seviyeye yükseldi.Yıllık­landırılmış verilere göre serbest bölgeler dâhil ihracat 28.3 milyar dolar olurken, aynı dönemde ma­kine ithalatı 45 milyar dolar ola­rak gerçekleşti.

Ekim ayında tür­bin, turbojet, hidrolik silindirler ile inşaat ve madencilik makine­lerinde aylık bazda en yüksek ar­tışlar görülürken, kâğıt ve mat­baacılık makineleri ile yıkama ve kurutma makinelerinde belirgin düşüşler kaydedildi.Çin’in orantısız imalat gücü AB’yi sıkıştırıyorMakine ihracatı açısından baktığımızda Avrupa Birliği’n­de açıklanan yeni sipariş ve sev­kiyat verileri; bölgedeki makine imalatçılarının yapısal bir yavaş­lamaya girdiğini gösteriyor.

Yılı dalgalı geçiren ve Eylül itibarıyla siparişlerde yıllık yüzde 19 kayıp yaşayan Alman makine sanayi­inde kapasite kullanımının son 5 yılın en düşük seviyesine inmesi, daralmanın konjonktürel olma­dığını, rekabetçilikte yeni bir aşa­maya geçildiğini gösteriyor.

İşten çıkarmaları artırıp, kıtanın mü­hendislik yetkinliğini orta vade­de aşındırarak AB’nin hızlı topar­lanma umudunu azaltan bu ve­rilerde, zayıf talep kadar maliyet baskısının da rolü büyük.Çin'in ölçek, standardizas­yon ve modüler üretim avantaj­ları nedeniyle rekabet artık tekil ürün bazında değil, üretim eko­sisteminin bütününde yaşanıyor.

Elektrikli araçlarda yürütülen sübvansiyon soruşturmasının ardından AB’de üretim ve satış­ların hızlanması ve Çin’in pazar payının yüzde 25’ten yüzde 17’ye hızla gerilemesi, Avrupa’nın stra­tejik öncelik gördüğü segment­lerde rekabeti politika araçlarıy­la kendi lehine çevirebildiğinin bir örneği.Süregelen mevzuat hazırlıkla­rı, teknoloji ekosisteminin omur­gasını teşkil eden makine ve sis­tem mühendisliği sektörünün de aynı kararlılıkla korunacağını gösteriyor.

Sektörün geleceğini sadece mekaniğin değil, yazılım ve dijital mimarinin belirleyece­ği, dönüşemeyen, ürünleri, atık­ları ve hatta hizmetleri mevzuat­la uyumlanmayan imalatçıların büyük pazarlardan başlayarak değer zincirinin dışına itileceği çok açık.

Çin’in orta segmentte­ki ilerleyişinin Avrupa’yı yüksek teknolojili ürünlere sıkıştırması ise hacimsel büyüme yerine niş segmentlere yönelimi artırarak sanayi yapısında daralmayı hız­landıran bir paradoks.Oluşacak boşluğu Türkiye doldurmalıRekabetçiliğin Avrupa’yı mü­hendislikte daha niş alanlara it­tiği bu dönemde, orta segmentte oluşan boşluğu Türkiye’nin dol­durması gerekiyor.

Türkiye, Av­rupa sanayisinin doğal uzantısı konumunda.

Gümrük Birliği’y­le başlayan entegrasyon uzunca bir süredir mühendislik, teknolo­ji ve sürdürülebilirlik düzlemin­de ilerliyor.Aramızdaki yakınlık sadece coğrafî değil; beklentiler, kalite anlayışı ve üretim kültü­rü ile de ilgili.

Avrupa’da iş gücü­nün hizmet sektörlerine kaydığı ve sanayi kimliğinin tartışılır ha­le geldiği bu süreçte, Türkiye’nin orta segmentteki talep dalgalan­malarına daha hızlı yanıt vere­bilmesi kritik önem taşıyor.

AB makine imalat ve otomotiv sektö­rünün savunma sanayiine mey­letmesi de ayrı bir pencere.Bu yılın ilk 10 ayında AB’nin büyük makine imalatçısı ülke­lerine gerçekleştirilen iki basa­maklı ihracat artışları, her iki tarafın da bu ihtiyacın farkında olduğunun önemli bir işareti.

Si­pariş çeşitliliğine daima uyum sağlamış, çevik ve dayanıklı üre­tim yapımız doğru tedbirlerle güçlendirildiğinde taraflar, sade­ce bugünün değil geleceğin talep­lerine de cevap verecek müşte­rek bir ekosistemi pazarlar hale gelecek.

Son beş yıldır çabaladığı düşük donanımlı makineler üret­me ya da ‘sade (frugal) konsept’ teşebbüslerinde istediğini elde edemeyen AB; giderek sıkışmak­ta olduğu ileri teknolojili maki­neler evreninde Türkiye’nin ka­biliyetleri ile nefes alabilecek.Eximbank’ın rekabetçi faiz açılımını bekliyoruzÖte yandan, Avrupa’daki dö­nüşüm Türkiye için yeni bir fır­sat alanı yaratsa da yurt içindeki göstergelerin bu sürecin kendi­liğinden avantaja dönüşmeyece­ğini açıkça ortaya koyuyor. 2024 yılında yüzde 9’a kadar daralan makine üretimi, 2025’te yüzde 5’e yakın düştü.

Sene boyunca ta­rihi ortalamalarının hayli altında seyreden kapasite kullanım ora­nının nihayet Ekim’de yüzde 63’e kadar gerilemesi; sektörün çok yönlü baskılar altında güç kaybı­nın sürdüğünü gösteriyor.Türkiye’nin katma değeri ve yerlilik oranı en yüksek sınai ürünü olan makinelerin, dezenf­lasyonist politikalardan en yük­sek seviyede etkilenmesi doğal.

OECD verilerine göre üretim ma­liyetleri içinde ithalata dayalı bi­leşenleri yüzde 25 seviyesinde olan sektör, ucuz döviz ve itha­lat avantajından hiçbir surette yararlanamadığı gibi son yıllar­da üretiminin yüzde 59’unu ihraç ederek, yani gelirlerinin önemli kısmını döviz cinsinden sağlaya­rak yakaladığı büyüme patikasın­dan da hızla uzaklaşıyor.Ana pa­zardaki hareketlenme; asgariye inmiş ölçeklerimizi yeniden bü­yütmek için fırsat olarak ufukta belirmişken, Eximbank’ın yatı­rım malı ihracatına mahsus alı­cı kredilerine verileceği açıkla­nan faiz desteğinin hayata geç­mesini sabırsızlıkla bekliyoruz.

Müşterinin finansmanı, rakiple­rimizin çok etkili çözümler geliş­tirdiği ama bizim zaafımız olan bir alandı; bu destekle makine ve diğer yatırım mallarının ihraca­tı kolaylaşırken, müteahhitleri­mizin yurt dışı projelerinde yerli malını öncelemeleri için önemli bir gerekçe de oluşacak.

İlgili Sitenin Haberleri