Haber Detayı
Efsane olmaya çalışırken unutulanlar: Neredeyse hiç satmayan 7 spor otomobil
DeLorean’ın sinema perdesindeki şöhretinden Chevrolet’nin kimlik karmaşası yaşayan kamyonetine… Otomobil devleri, hem performans tutkunlarını etkilemek hem de tarihe geçmek için servet harcıyor; ancak bazen en iddialı projeler bile pazarın acımasız gerçeklerine çarpıyor.
Otomobil devleri her yeni model için milyonlarca dolar harcıyor ve hem kitleleri etkileyecek hem de benzersiz olacak o "özel" makineyi yaratmaya çalışıyor.
Standart bir kullanıcıyı memnun etmek zorken, hız ve performans tutkunu spor araç hayranlarını ikna etmek çok daha zorlu bir süreç.
Porsche 911 gibi modeller efsaneleşip satış rekorları kırarken, bazıları ise maalesef tarihin tozlu sayfalarında birer "fiyasko" olarak kalıyor.
Bazıları gerçekten kötü olduğu için, bazıları ise sadece yanlış zamanda piyasaya çıktığı için kaybetti.
İşte otomobil dünyasının beklediği ilgiyi bir türlü göremeyen en talihsiz üyeleri…Chevrolet, 2000’lerin başında hem kamyonet hem üstü açık hem de nostaljik bir “hot rod” arayanları tek bir potada eritebileceğini düşündü.
Ortaya çıkan SSR (Super Sport Roadster), maalesef hiçbir kategoride tam olarak başarılı olamadı.
Üstü açılıyordu ama mekanizması bagajı daraltıyordu; kamyonetti ama pratik değildi. 5.3 litrelik V8 motoruna rağmen performansı da beklentilerin altında kalınca, sadece 12 binlik bir satış rakamıyla tarihe geçti.Sıfırdan modern bir "hot rod" yaratma fikri kağıt üzerinde çekici gelse de, bu tarzın asıl ruhu geçmişten gelmesinde yatıyor. 1996’da çıkan Prowler, açık tekerlek tasarımıyla görsel olarak bu havayı yakalasa da kaputun altındaki 3.5 litrelik V6 motor ve 4 ileri otomatik şanzıman, performans tutkunlarını hüsrana uğrattı.
İç mekanda kullanılan sıradan parçalar da özel hissettirmeyince, bu ilginç tasarım 10 bin barajında takılıp kaldı."Geleceğe Dönüş" filmi sayesinde herkesin hayallerini süsleyen DeLorean, aslında sadece dış görünüşten ibaretti.
Paslanmaz çelik gövdesi ve yukarı açılan kapılarıyla fütüristik duruyordu ama 130 beygirlik zayıf motoru, o ağır gövdeyi taşımakta zorlanıyordu. 0’dan 100’e ulaşması 9 saniye sürünce, sinema perdesindeki başarısını gerçek dünyadaki satışlara yansıtamadı ve sadece 6.681 adet üretildi.Kanadalı girişimci Malcolm Bricklin, herkes için eğlenceli ve güvenli bir spor araba hayal ediyordu.
Ancak SV1 projesi tam bir mühendislik kabusuna dönüştü.
Emisyon kuralları nedeniyle gücü düşürülen motor ve güvenlik için kullanılan ağır çelik gövde, aracın hantallaşmasına neden oldu.
Hatta her biri 45 kilo gelen yukarı açılan kapılar o kadar ağırdı ki açılması bile mesele haline geldi.
Üç yılın sonunda sadece 2.854 adet üretilebildi ve proje rafa kalktı.Alfa Romeo, 2011 yılında köklerine dönmek için 4C’yi tanıttığında büyük bir heyecan yarattı.
Tamamen karbon fiber şasisi sayesinde tüy kadar hafifti ve gerçek bir sporcuydu.
Ancak bu hafiflik uğruna konfor ve alan o kadar kısıtlandı ki, aracı günlük hayatta kullanmak bir işkence haline geldi.
Manuel vites seçeneğinin olmaması da safkan sürüş isteyenleri uzaklaştırdı ve bu İtalyan güzeli sadece 2.188 kişiye ulaşabildi.İlk nesil NSX, süper otomobil dünyasını sarsan bir Japon harikasıydı. 2016’da gelen ikinci nesil ise teknolojik olarak harikaydı ama hibrit motoruyla eski toprak sürücülerin kalbini kazanamadı. 500 beygir gücüyle oldukça hızlı olsa da pillerin getirdiği ağırlık, o safkan sürüş hissini biraz gölgeledi. 1.813 adetlik satış rakamı, bu teknoloji harikasının efsanevi isminin altında ezildiğini gösteriyor.Virage aslında kötü bir araba değildi; aksine V12 motoru ve lüks iç mekanıyla tam bir centilmen sporcusuydu.
Ancak Aston Martin’in o dönemki model yelpazesi o kadar karışıktı ki, Virage kendine bir yer bulamadı.
DB9 ile DBS modellerinin tam arasına yerleştirilen bu araç, müşteriler tarafından gereksiz bir ara form olarak görüldü.
Sadece bir yıl üretimde kalabildi ve sadece 454 şanslı sahibi oldu.