Haber Detayı

Kerem Seçkin: Trendlerin Ötesinde Bir Müzikal Vizyon
cnnturk.com
21/01/2026 16:55 (2 saat önce)

Kerem Seçkin: Trendlerin Ötesinde Bir Müzikal Vizyon

Kerem Seçkin, müziği yalnızca bir meslek ya da teknik beceri alanı olarak değil, çocukluğundan bugüne uzanan bütünlüklü bir ifade dili olarak ele alan genç müzisyenlerden biri. Davulcu, besteci ve prodüktör kimliklerini aynı potada eriten Seçkin, müziğe yaklaşımında sınırları önemsemeyen, sezgiyi ve derinliği merkeze alan bir çizgide ilerliyor. Berklee College of Musicte aldığı eğitimin ardından hem caz geleneğiyle kurduğu güçlü bağ hem de farklı müzik kültürlerine duyduğu ilgi, üretimlerine çok katmanlı bir perspektif kazandırıyor. Kerem Seçkinle müzikle ilk temasından Berklee yıllarına, yaratım sürecindeki motivasyon kaynaklarından prodüksiyon anlayışına kadar uzanan yolculuğunu konuştuk

MÜZİK ONUN İÇİN İLGİ ALANI DEĞİL BİR İFADE BİÇİMİKerem Seçkin için müzik, belirli bir anda başlayan bir ilgi alanı değil; hayatının en başından beri var olan doğal bir ifade biçimi.

Kendini bildiğinden beri içinde müziğe karşı güçlü bir sevgi ve üretme isteği olduğunu söylüyor.

Çocukluğuna dair hatırladığı anıların büyük bölümünde müzik var.

Ailesinin anlattıklarına göre, daha küçük yaşlardayken radyoda çalan şarkıları ezbere biliyor, tencerelerle ritim tutuyor ve oyuncak müzik aletleriyle saatler geçiriyordu.

Oyuncak gitarı ve mikrofonu, o dönem en sevdiği oyuncaklar arasındaydı.

Müzisyenlerden oluşan bir ailede büyümemiş olsa da ailesinin müzik dinlemeyi çok sevmesinin kendisi üzerinde etkili olduğunu düşünüyor.MÜZİKLE İLGİLİ HİSSETTİKLERİNİ TARİF EDEMEDİĞİ O ANOnu derinden etkileyen tek bir kişi ya da an olmadığını söylese de bazı anların hafızasında özel bir yeri var.

Bunlardan biri, babasının yeni aldığı iPod'dan ona Nirvana'nın Smells Like Teen Spirit parçasını dinlettiği an.

O anda hissettiklerini tarif etmenin zor olduğunu söylüyor ancak o seslerin enerjisinin kendisini çok derinden etkilediğini ve böyle bir şeyin mümkün olabileceğini ilk kez o an fark ettiğini ifade ediyor.

Bugün farklı müzik kültürlerini anlamaya ve içselleştirmeye çalışsa da üretimlerinde dinleyiciye hissettirmek istediği duygunun kökeninde tam olarak o erken dönem deneyimleri yatıyor.MÜZİĞİ MÜMKÜN OLAN EN BÜTÜNCÜL ŞEKLİYLE KAVRAYABİLMEKBerklee College of Music'te aldığı eğitimi hayatındaki büyük bir şans olarak tanımlıyor.

Bu fırsata sahip olabilecek herkese içtenlikle değerlendirmelerini öneriyor.

Ona göre Berklee'nin en somut katkısı, birlikte zaman geçirdiği öğrenciler ve öğretmenler.

Dünyanın dört bir yanından gelen yetenekli ve istekli müzisyenlerle aynı ortamda bulunmanın çok besleyici olduğunu söylüyor.

Caz kompozisyonu ve davul performansı alanlarında çift ana dal yaparken, müziği mümkün olan en bütüncül şekilde kavrayabilmek için sürekli emek verdiğini vurguluyor.

Bu sürecin, hayatında en keyif aldığı yolculuklardan biri olduğunu da ekliyor.CAZ DÜNYASININ ÖNEMLİ İSİMLERİYLE UNUTULMAZ DENEYİMLERBerklee'de caz dünyasında önemli yerleri olan Greg Hopkins ve Billy Kilson gibi isimlerle çalışmak, onun için unutulmaz bir deneyim olmuş.

Onların hikâyelerini dinlemek, birlikte müzik yapmak ve doğrudan onlardan öğrenmek bakış açısını derinleştirmiş.

Bunun yanı sıra okulun sunduğu network'ün çok büyük bir değer taşıdığını söylüyor. 17 yaşında eğitim için Amerika'ya geldiğinde Türkiye dışında neredeyse hiç bağlantısı yokken; bugün hiç gitmediği şehirlerde bile birlikte müzik yaptığı arkadaşlarının olması, Berklee yıllarının en özel kazanımlarından biri olarak öne çıkıyor.10 YAŞINDA MÜZİKTE ARADIĞI HİSSİ BULDUKariyerinde işte bu mesleği seçeceğim dediği tek bir an olmadığını belirtiyor.

Lise yıllarında herkes gibi farklı meslekleri araştırdığını ve ailesini bu yola gireceğine ikna etmesi gerektiğini anlatıyor.

Müziğe her zaman yakın olsa da çocukluk döneminde disiplinli bir şekilde çalıştığını söylemenin zor olduğunu ifade ediyor.

Klasik gitar ve piyano denemeleri, yaşının da etkisiyle uzun soluklu olmamış.

Ancak 10 yaşında davul çalmaya başlamasıyla birlikte, müzikle gerçek anlamda bağ kurduğunu ve aradığı hissi bulduğunu söylüyor. 15 yaşındayken Berklee'nin yaz kampına katılması ise önemli bir dönüm noktası olmuş.

Orada kendi yaşıtları arasında kendisinden çok ileride olan müzisyenlerle karşılaşmak, onu derinden etkilemiş.

Bu deneyim, müziği meslek olarak seçmesinden ziyade, bu alanda gelişmek için kendini adaması gerektiğini fark ettiği an olarak hafızasında yer etmiş.EKSTRA BİR MOTİVASYONA İHTİYAÇ DUYMADIMOnu motive eden en büyük unsurun, yaptığı işe duyduğu sevgi ve saygı olduğunu söylüyor.

Çoğu zaman ekstra bir motivasyona ihtiyaç duymadığını; müzikle uğraşmanın, yeni enstrümanlar denemenin ve üretmenin zaten en sevdiği şeyler olduğunu belirtiyor.

Bununla birlikte, ulaşmak istediği hedefleri gerçekten çok istemesinin de güçlü bir itici güç olduğunu kabul ediyor.

İlerlemesi gereken anlarda, bazı korkuları pozitif bir motivasyon kaynağına dönüştürmenin önemine dikkat çekiyor ve bunun kendi kendini besleyen güçlü bir mekanizma olduğunu düşünüyor.Davulcu, prodüktör ve besteci kimliklerini birbirinden ayrı değil, birbirini besleyen parçalar olarak görüyor.

Her şeyin temelinde müzisyen olmak olduğunu ve müziğe tek bir enstrümanın penceresinden bakmak istemediğini vurguluyor.

Davul, ona zaman, enerji ve groove odaklı bir bakış kazandırırken; bestecilik, müziği yapı, form ve armoni açısından daha geniş bir çerçevede ele almasını sağlıyor.

Prodüksiyon ise bu iki alan arasında bir köprü görevi görüyor.

Hangi rolün daha baskın olduğu ise tamamen projeye göre değişiyor ancak besteciliğin kendisini en çok dönüştüren alan olduğunu özellikle belirtiyor.VE HEDEFLERCaz temelli bir altyapıya sahip olsa da farklı müzik kültürlerine her zaman açık olduğunu vurguluyor.

Boston'da bulunduğu süre boyunca Türk ve İran müziği çalma deneyimi yaşaması, onun için oldukça zenginleştirici olmuş.

Gelecekte de farklı müzik kültürlerini keşfetmeye devam etmek istediğini söylüyor.Kısa video platformlarının müzik üzerindeki etkisine ise temkinli ama açık bir yerden yaklaşıyor.

Trend odaklı üretimin, müziğin merkezine yerleşmesi halinde samimiyet kaybına yol açabileceğini düşünüyor.

Ancak sosyal medyanın, bağımsız üreticiler için önemli fırsatlar sunduğunu da kabul ediyor.

Ses tasarımı açısından, kısa sürede etki yaratma gerekliliğinin bazı yaratıcı meydan okumalar getirdiğini söylüyor.

Ona göre trendlerin farkında olmak ve gerektiğinde bunları üretime entegre etmek mümkün; fakat bunlar asla ana motivasyon haline gelmemeli.İleriye dönük olarak, Kerem Seçkin'in en büyük arzusu; kalite, vizyon ve ruh taşıyan işler üretmek.

İsminin, insanlara dokunan ve pozitif etki yaratan müziklerle anılmasını istiyor.

Hem popüler müzik alanında hem de tamamen kendi estetik anlayışı doğrultusunda geliştirdiği projelerde üretim yapmayı hayal ediyor.

On yıl sonra geriye dönüp bakıldığında, adının güçlü bir müzikal etkiyle hatırlanmasının kendisi için en anlamlı başarı olacağını söylüyor.

İlgili Sitenin Haberleri