Haber Detayı
Seyit Aslan: "Mess ve Saray İktidarına Sesleniyoruz. Metal İşçisiyle Alay Etmeyin, Hakkını Verin"
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, “Hak verilmezse metal işçisi almasını bilir. Buradan MESS’e ve saray düzenine bir çift sözümüz var, 200 bin metal işçisi ve sınıf dayanışması içinde olanlar tek adamadan ve MESS’ten güçlüdür, büyüktür. MESS ve saray iktidarına sesleniyoruz. Metal işçisiyle alay etmeyin, hakkını verin. Metal işçisinin sabrını daha fazla zorlamayın. Metal işçisinin grevini yasaklamaya kalkmayın” dedi.
Haber: Hakan KAYA - Kamera: Mehmet ÇALPAR(İSTANBUL) - Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, "Hak verilmezse metal işçisi almasını bilir.
Buradan MESS'e ve saray düzenine bir çift sözümüz var, 200 bin metal işçisi ve sınıf dayanışması içinde olanlar tek adamadan ve MESS'ten güçlüdür, büyüktür.
MESS ve saray iktidarına sesleniyoruz.
Metal işçisiyle alay etmeyin, hakkını verin.
Metal işçisinin sabrını daha fazla zorlamayın.
Metal işçisinin grevini yasaklamaya kalkmayın" dedi.EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, partisinin İstanbul İl Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi.
Suriye'deki son gelişmelere ilişkin Aslan, şunları söyledi: "Türkiye ve bölgede sıcak gelişmelerin yaşandığı bir haftayı geride bıraktık.
ABD ve bölgedeki işbirlikçilerin yol verdiği, desteklediği, önünü açtığı Şam yönetimi ve emrindeki cihatçı guruplar tarafından Suriye'de Kürt halkına yönelik günlerdir devam eden saldırılar, ateşkes ilan edilmesine rağmen bazı bölgelerde devam ediyor.
Yapmış oldukları saldırı ve barbarlık, İŞİD çetelerinin yapmış olduğu saldırılardan farkı yok.
Suriye'de Alevilere, Dürzilere yönelik yapılan katliamlar, şimdi Kürtlere karşı yapılmak isteniyor.
Halep'te Kürt mahallerine yönelik barbarca saldırılar çok taze ve henüz hafızalardayken, Kürt halkına yönelik savaş ve tehdit dili sürüyor.
Son dönemde yaşanan saldırıların genişliğine bakıldığında Suriye coğrafyasında, Rojava dahil Kürt halkına yönelik tehditler sürerken, Arap aşiretlerini yanına çeken Şam yönetimi Kürt halkını bölmeye yönelik hamleler yapıyor.
Colani tarafından yapılan açıklamalarda, Kürt halkının bazı taleplerinden söz ederken ne tam hak eşitliği ne demokratik hak ve özgürlükler ne ana dil meselesi nede Kürt halkının özgürce yaşayabileceği bir ortamdan söz ediliyor.
Kürt halkının inkarı sürüyor, Kürt halk yok sayılıyor, kazanımlar elinde alınmaya çalışılırken, Şam yönetimine tam entegrasyonu yapmak üzere Kürt Halkı'nı ve SDG'yi zorluyor."Emperyalistler, Suriye'nin geleceğini belirleyemez"Bugün Meclis'te AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın yapmış olduğu grup konuşmasında ifade ettiği Şam yönetimini yaptığı operasyonlardan dolayı tebrik ediyoruz, kutluyoruz ifadesi şunu gösteriyor.
Şam yönetimiyle tam bir uyum içerisinde çalışan bir Erdoğan, Suriye'de tek adam yaratmaya çalışan bir Erdoğan, Suriye'de faşist bir gerici rejimi inşa etmek isteyen bir Erdoğan'la yüz yüze kaldık bugün bir kez daha.
Geçmişte Kobani düştü düşecek diye söyleyen Erdoğan'ın düşüncelerinde anlayışında herhangi bir değişiklik olmadığını görüyoruz.
SDG'nin ve Kürtlerin tam bir entegrasyon için yüz yüze kaldıklarını görüyoruz. ve gözüken o ki, sadece Erdoğan değil, aynı zamanda uluslararası güçler, başta ABD, İsrail, Türkiye olmak üzere bölgedeki işbirlikçiler Colani ile tam bir uyum içinde ve sırtına sıvazlamaya devam ediyorlar tam destek veriyorlar.
Buradan bir kez daha Suriye'de Kürt halkına, Alevilere, Dürzilere ve diğer haklara yapılan saldırıları kınıyoruz.
Kürt halkına yönelik günlerdir devam eden saldırılar, tüm bölge halkına yapılmış saldırılardır.
HTŞ işgal ettikleri bölgelerden geri çekilmelidir, başta Rojava olmak üzere tüm ablukalar kaldırılmalıdır.
Suriye Halkı, Suriyeli işçi ve emekçiler kendi geleceğini kendisi belirlemelidir.
Emperyalistler ve onların işbirlikçileri, maşaları Suriye'nin geleceğini belirleyemez."Hiçbir emperyalist güç İran'a müdahaleyi kendisine hak göremez"Uluslararası güçlerin dayandığı, destek verdiği, kol kanat gerdiği HTŞ girdiği bütün bölgelerde önce IŞİD çetelerini serbest bırakan kampları boşaltan bir anlayışla hareket etmiştir.
Esas olarak da bu güçlerle hareket edeceğinin göstergesidir.
Davutoğlu'nun 'öfkeli çocuklar' dediği bu çeteler barbarlıkları ile bilinirler.
Suruç'ta Ankara'da dahil canlı bombaların patlamasıyla IŞID çetelerinin yüzlerce devrimciyi demokratı yurtseveri insanımız katlettiklerini biliyoruz.
Bu öfkeli çocukları biz yakından biliyoruz yakından tanıyoruz.
Ortodoğu savaşlardan çatışmalardan işbirlikçi emperyalist güçler den arınmadan bölgenin barış yapması savaşsız bir bölge olması çok mümkün olması gözükmüyor.
Emperyalistler ve işbirlikçileri boş durmuyor.
Çatışmaların ve çelişkileri derinleştiği ülkelerden birisi İran'a yönelik tehditlere yeni hesaplar peşinde olduğunu biliyoruz.
İran'daki Molla rejimini binlerce işçi ve emekçiyi katletmesini bir kez daha kınıyoruz.
Ama şunun altını da çizmek istiyorum hiçbir emperyalist güç bölgedeki çatışmalardan dolayı İran'a müdahaleyi kendisine hak göremez.
İran emekçilerinin, İran Halkı'nın orada, İran yoksullarının oradaki demokrasi güçlerinin mutlaka ve mutlaka molla yönetimi ile hesaplaşacaklarını mutlaka kendi geleceklerini kendileri kurtaracaklarını söylemek gerekir o yüzdende burada emperyalist planların ve işbirlikçilerin İran'a dönük her türlü saldırganlığına karşı olduğumuzu belirtmek isterim.
Türkiye'de, Suriye'de, İran'da, Lübnan'da, Filistin'de, İsrail'de tüm Ortadoğu coğrafyasında birleşik bir antiemperyalist mücadeleye ihtiyaç var.
Emperyalistler defolup gitmeden, işbirlikçileri yıkılmadan işçiler, emekçiler ve bölge halkı özgür, bağımsız, demokratik ve laik bir yaşama sahip olamayacaktır.""İşveren, emekçinin alın terini yok sayıyor"MESS ile sendikalar arasında yürütülen toplu iş sözleşmesine değinen Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Metal işçisi sadaka değil, emeğinin karşılığını istiyor.
Türkiye metal sanayisi rekorlar kırarken bu rekorları yaratan işçiler yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahküm ediliyor.
MESS ile yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde işveren tarafının tutumu, emekçinin alın terini yok sayan bir anlayışla hareket ediyor.
Metal işçisinin talebi abartı değil, lütuf değil, ayrıcalık değil; yaşamını insan onuruna yakışır biçimde sürdürebilme talebidir.
MESS'in son yapmış olduğu yüzde 18 ücret teklifi, işçiye ücretli kölelik koşullarında çalışmaya devam et anlamı taşıyor.
Açlık sınırı 30 bin 143 TL, yoksulluk sınırı 98 bin 188 TL'ye dayanmışken metal işçilerine TÜİK'in açıklamış olduğu sahte enflasyon kadar bile ücret teklifi yapılmıyor.
MESS masada 'Ekonomik koşullar zor' demektedir.
Peki soruyoruz.
Zor olan kim için?
Kar rekorları açıklayan patronlar için mi, ay sonunu getiremeyen işçiler için mi?
Kirasını ödemekte zorlanan metal işçisi, çocuğunun beslenme çantasını doldurmakta zorlanan yine metal işçisi.
Elektrik, su, doğal gaz faturasını öderken düşünmek zorunda kalan metal işçisi.
Borçla, kredi kartıyla ayakta durmaya çalışan metal işçisi.
Manavdan, kasaptan, marketten, mağazadan her istediğini alamayan metal işçisi."Grevi yasaklamaya kalkmayın"Bu tablo karşısında sunulan teklif, metal işçisine 'Daha fazla sabredin, daha fazla yoksullaşın' demekten başka bir anlam taşımamaktadır.
Toplu sözleşme masası, metal işçisinin yaşamını belirleyen masadır.
Toplu iş sözleşmesi masası milyonlarca insanın ekmeğini, geleceğini ve onurunu ilgilendirir.
Taleplerimiz nettir.
Enflasyon karşısında ezilmeyen, gerçek yaşam maliyetine uygun, yoksulluk sınırı üzerinde bir ücret artışı vergi yükünün işçinin sırtından alınması, sosyal hakların iyileştirilmesi İnsanca yaşamaya yetecek bir taban ücret MESS'in teklifi ise şudur. 'Çalışın, üretin, karı biz alalım; siz ise yoksulluğa razı olun'.
Metal işçisi bunu kabul etmez, etmiyor, bunu için fabrikada sokakta eylem yapıyor, grev kararı alıyor.
Metal işçisi olmadan demir erimez, çelik dövülmez, araç yapılmaz, torna makinası işlemez, üretim durur, fabrikalar susar, çarklar dönmez.
Bu ülkenin sanayi gücünün önemli bölümü metal işçisinin emeğiyle ayaktadır.
Emeğin karşılığı sadaka değil, haktır.
Bu hak verilmezse metal işçisi almasını bilir.
Buradan MESS'e ve saray düzenine bir çift sözümüz var, 200 bin metal işçisi ve sınıf dayanışması içinde olanlar tek adamadan ve MESS'ten güçlüdür, büyüktür.
MESS ve saray iktidarına sesleniyoruz.
Metal işçisiyle alay etmeyin, hakkını verin.
Metal işçisinin sabrını daha fazla zorlamayın.
Metal işçisinin grevini yasaklamaya kalkmayın."