Haber Detayı

Maduro krizi ve küresel güç dengeleri
Dünya dogruhaber.com.tr
21/01/2026 09:36 (2 saat önce)

Maduro krizi ve küresel güç dengeleri

Strateji, Düşünce ve Analiz Merkezi (SDAM), Venezuela'da yaşanan son gelişmeleri mercek altına alan kapsamlı bir analiz yayımladı.

Sidar Ergül'ün kaleme aldığı SDAM'ın analizinde, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu başkent Caracas'ta gece saatlerinde düzenlediği özel bir operasyonla eşiyle birlikte zorla derdest ederek ülke dışına çıkarmasının, uluslararası ilişkiler literatürü ve egemenlik hukuku açısından ciddi kırılmalara yol açtığı vurgulandı.

Analizde, olayın ardından servis edilen bilgilerin operasyonun yalnızca askeri bir boyut taşımadığını, yoğun bir algı ve psikolojik etki üretmeyi hedeflediğini açık biçimde ortaya koyduğu ifade edildi.

Küresel kamuoyunda oluşturulan şok dalgasının bilinçli şekilde inşa edildiği belirtilirken, ABD Başkanı Donald Trump'ın sosyal medya paylaşımlarının bu psikolojik harp sürecinin bir parçası olduğu kaydedildi.

Maduro'nun gözleri bağlı şekilde servis edilen görüntüler için "asimetrik ve psikolojik harp unsurlarının devreye sokulduğunu güçlendiren bir hamle" değerlendirmesi yapıldı.

MADURO KRİZİ VE KÜRESEL GÜÇ DENGELERİ SDAM analizinde, söz konusu operasyonun yalnızca Venezuela'ya yönelik bir müdahale olarak değil, diğer devlet aktörlerine dönük "caydırıcı ve mesaj içerikli bir güç gösterisi" olarak da okunması gerektiği vurgulandı.

ABD'nin akabinde basının karşısına geçerek bu eylemi meşrulaştırmaya dönük bir söylem kurduğu, modernize edilmiş bir eşkıyalık pratiğini haklılık kisvesi altında sunduğu ifade edildi.

Analizde, bu noktaya nasıl gelindiği başlığı altında ABD'nin Venezuela'ya yönelik politikasının kısa vadeli değil, uzun soluklu bir stratejik çerçevenin ürünü olduğu belirtildi.

Washington'un uzun süredir ambargo, propaganda ve yıpratma stratejisi yürüttüğü, Venezuela ve Nicolas Maduro'nun ABD'nin "tehdit ve düşman liderler" listesinde üst sıralara taşındığı kaydedildi.

Bu sürecin Hugo Chavez dönemine kadar uzandığı, Donald Trump'ın başkanlığıyla birlikte ise daha sert ve doğrudan bir hatta evrildiği vurgulandı.

SDAM analizinde, Venezuela iç siyasetinde muhalefetin varlığının bilindiği ancak bu muhalefetin önemli bir bölümünün ABD tarafından desteklendiğine dair güçlü göstergeler bulunduğu ifade edildi.

ABD'nin seçim süreçleri üzerinden kendi çizgisine yakın aktörleri iktidara taşımayı hedeflediği, Maria Corina Machado örneğinde olduğu gibi bu sürecin işletildiği ancak istenen sonucun alınamadığı kaydedildi.

Bununla eş zamanlı olarak ekonomik yaptırımlar, askeri kuşatma ve denizden abluka adımlarının devreye sokulduğu belirtildi.

Analizin uyuşturucu başlığı altında, ABD'nin Venezuela'yı uyuşturucu üretimiyle ilişkilendirerek müdahaleyi gerekçelendirmeye çalıştığı, "Cartel de los Soles" gibi yapıların terör örgütü ilan edilerek Maduro'nun bu yapıların lideri gibi sunulduğu aktarıldı.

Ancak Amerika'ya giren uyuşturucunun yalnızca yüzde 8'inin Venezuela kaynaklı olduğuna dikkat çekilerek, bu söylemin "tamamen bir algı ve manipülasyon ürünü" olduğu ifade edildi.

ABD'nin Karayip Denizi'ndeki askeri varlığının 2025'ten itibaren belirgin biçimde arttığı, USS Gerald R.

Ford uçak gemisinin bölgeye gönderilmesinin meselenin basit bir uyuşturucuyla mücadele olmadığını açıkça gösterdiği kaydedildi.

Buna karşın Rusya ve Çin'den gelen desteğin diplomatik söylemlerle sınırlı kalmasının Maduro yönetimini stratejik bir yalnızlığa ittiği vurgulandı.

Analizde, Venezuela petrolünün ABD açısından merkezi bir hedef olduğu açık biçimde ifade edildi.

Venezuela'nın 303 milyar varili aşan petrol rezerviyle dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülke olduğu, doğal gaz ve değerli madenler açısından da stratejik bir konumda bulunduğu hatırlatıldı.

Bu zenginliğin ABD'nin müdahaleci politikasının temel motivasyonlarından biri olduğu belirtildi.

Monroe Doktrini başlığı altında ise ABD'nin Latin Amerika'yı kendi nüfuz alanı olarak gördüğü, Maduro'nun kaçırılmasının bu doktrinin "modern ve sert bir yorumu" olduğu ifade edildi.

Rusya ve Çin'in Latin Amerika'daki etkisinin artmasının Washington açısından kabul edilemez görüldüğü, Maduro'nun devrilmesinin yalnızca bir lider değişimi değil, bu güçlerin bölgedeki kalelerini yıkma hamlesi olduğu vurgulandı.

SDAM analizinde, Maduro'nun Filistin davasına ve HAMAS'a verdiği desteğin de hedef alınmasında etkili olduğu belirtildi.

Operasyonun ardından işgalci rejimden gelen tebrik mesajlarının, sürecin arka planına dair ciddi soru işaretleri doğurduğu ifade edildi.

Venezuela Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez'in olayı "Siyonist bir ton taşıyor" sözleriyle değerlendirmesinin dikkat çekici olduğu kaydedildi.

Uluslararası hukuk ve egemenlik hakkı bölümünde ise Gazze, Ukrayna ve Venezuela örnekleri üzerinden mevcut küresel sistemin güçlü devletler lehine işlediği, egemenlik ilkesinin fiilen askıya alındığı vurgulandı.

SDAM analizinde, "uluslararası hukuk ve egemenlik hakkı" kavramlarının güçlü ve müdahaleci devletler için uygulanmadığı, buna rağmen bu ilkelerin savunulmasının önemini koruduğu ifade edildi.

Analiz, adalet ve hak temelli bir küresel düzenin ancak uzun soluklu, sabırlı ve kararlı bir mücadeleyle mümkün olabileceği vurgusuyla sona erdi.

İlgili Sitenin Haberleri