Haber Detayı

Filipinli milletvekilinden Cumhuriyet'e: ABD’nin ileri karakolu olmak en büyük tehdit
Dünya cumhuriyet.com.tr
20/01/2026 14:21 (2 saat önce)

Filipinli milletvekilinden Cumhuriyet'e: ABD’nin ileri karakolu olmak en büyük tehdit

Filipinler Temsilciler Meclisi Üyesi Renee Co, Güney Çin Denizi’nde Çin ile yaşanan gerilimi Cumhuriyet’e değerlendirdi. Artan müdahalelerin “kontrollü bir tansiyon değil, tehlikeli bir tırmanış” olduğunu vurgulayan Co, Filipinler’in ABD–Çin güç mücadelesinde ileri karakola dönüştürülmesinin ülkenin egemenliğini ve balıkçıların güvenliğini tehdit ettiğini söyledi.

Çin Halk Cumhuriyeti ile Filipinler arasında Güney Çin Denizi ’nde yaşanan egemenlik ve deniz yetki alanı anlaşmazlığı, son dönemde artan askeri ve yarı askeri müdahalelerle yeniden tırmandı.

Tartışmalı sularda Çin sahil güvenlik gemileri ile Filipinler’e ait askeri ve ikmal unsurları arasında yaşanan karşı karşıya gelişler, bölgede çatışma riskine ilişkin endişeleri artırıyor.

Filipinler yönetimi, Çin sahil güvenlik gemilerinin ve milis unsurlarının, Filipinler’e ait gemilere su topu kullanması, tehlikeli manevralar yapması ve ikmal faaliyetlerini engellemesini “uluslararası hukukun açık ihlali” olarak nitelendiriyor.

Manila, bu müdahalelerin özellikle İkinci Thomas Sığlığı (Ayungin Shoal) çevresinde yoğunlaştığını vurguluyor.

Çin ise söz konusu bölgelerin “tarihsel olarak kendisine ait” olduğunu savunarak, faaliyetlerini egemenlik haklarının korunması olarak tanımlıyor. 2016 LAHEY KARARI YENİDEN GÜNDEMDE Gerilimin merkezinde, Filipinler’in başvurusu üzerine 2016 yılında Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin verdiği karar bulunuyor.

Mahkeme, Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki “dokuz çizgi hattı” iddiasının hukuki dayanağı olmadığını hükme bağlamıştı.

Ancak Pekin yönetimi bu kararı tanımadığını açıklamış ve fiili varlığını artırmayı sürdürmüştü.

Filipinler, Çin’in son hamlelerinin bu karara meydan okuma anlamı taşıdığını savunuyor.

Gerilimin tırmanmasıyla birlikte ABD de sürece daha açık biçimde dahil oldu.

Washington, Filipinler ile yürürlükte olan 1951 tarihli Karşılıklı Savunma Anlaşmasını hatırlatarak, Filipinler’in Güney Çin Denizi’nde silahlı bir saldırıya uğraması halinde bu anlaşmanın devreye gireceğini açıkladı.

Bu açıklama Pekin tarafından “bölgeyi istikrarsızlaştıran provokasyon” olarak değerlendirilirken, Filipinler yönetimi ABD desteğini caydırıcılık unsuru olarak görüyor.

Güney Çin Denizi’ndeki gelişmeler, ASEAN ülkeleri arasında da kaygıyla izleniyor.

Vietnam, Malezya ve Brunei gibi ülkeler de Çin ile benzer egemenlik anlaşmazlıkları yaşarken, bölge ülkeleri gerilimin askeri çatışmaya dönüşmemesi çağrısında bulunuyor.

KÜRESEL TİCARET VE ENERJİ GÜVENLİĞİ RİSKİ Dünya deniz ticaretinin yaklaşık üçte biri Güney Çin Denizi’nden geçiyor.

Enerji sevkiyatı, hammadde taşımacılığı ve Asya–Avrupa ticaret hatları açısından bölgede yaşanacak bir kriz, küresel tedarik zincirlerini doğrudan etkiler.

Bölge, önemli petrol ve doğal gaz rezervleri barındırıyor.

Ayrıca zengin balıkçılık alanları, kıyıdaş ülkeler için hem ekonomik hem de gıda güvenliği açısından stratejik değer taşıyor.

Güney Çin Denizi, ABD ile Çin arasındaki büyük güç rekabetinin en görünür sahalarından biri.

Çin, egemenlik iddialarını genişletirken; ABD, “seyir serbestisi” operasyonlarıyla bölgedeki varlığını artırıyor.

Bu durum denizi potansiyel bir çatışma alanına dönüştürüyor.

Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan gibi ülkelerle yaşanan egemenlik anlaşmazlıkları, ASEAN içinde de hassas dengeler yaratıyor.

Bölgedeki istikrarsızlık, Güneydoğu Asya’nın tamamını etkileyebilecek güvenlik riskleri doğuruyor.

Çin’in “dokuz çizgi hattı” iddiası ile 2016 tarihli Lahey Tahkim Kararı arasında süren hukuki çatışma, Güney Çin Denizi’ni uluslararası hukuk açısından da kritik bir sınav alanı haline getiriyor.

Güney Çin Denizi’nde yaşanacak bir askeri kriz, yalnızca bölgesel değil, küresel ekonomik ve siyasi dengeleri sarsabilecek etkiye sahip.

Bu nedenle denizdeki her gelişme, dünya genelinde yakından izleniyor.

CUMHURİYET’E KONUŞTU: GERİLİM DEĞİL, TEHLİKELİ BİR TIRMANIŞ Filipinler Temsilciler Meclisi Üyesi Renee Co , son dönemde iki ülke arasında yaşanan gerilimi Cumhuriyet ’ten Caner Çiftçi ’ye değerlendirdi.

Co, sahadaki gelişmelerin “kontrollü tansiyon” olarak tanımlanamayacağını belirterek, Filipinler’in büyük güç rekabetinin parçası haline getirilmesinin ciddi riskler barındırdığı uyarısında bulundu.

Güney Çin Denizi’nde son dönemde artan sahil güvenlik müdahaleleri, ikmal engellemeleri ve lazer kullanımı gibi olayların yeni bir aşamaya işaret edip etmediği sorusuna Co, net bir yanıt verdi: “Yaşananlar kontrollü bir gerilim değil.

Bu, ABD’nin artan askeri provokasyonları ve Çin’in agresif karşılıklarıyla şekillenen, son derece oynak ve tehlikeli bir süreci ifade ediyor.

Bu durum Filipinli balıkçıları ve egemenlik haklarımızı doğrudan tehlikeye atıyor.” Co, mevcut tabloyu daha da ağırlaştıran unsurun, Marcos Jr. yönetiminin ABD’nin bölgedeki savaşçı politikalarına angaje olması olduğunu savunarak, “Filipinler’in ABD’nin Çin’e karşı güç projeksiyonunun ileri karakolu haline getirilmesi en büyük tehdittir” dedi. “EDCA, FİLİPİNLER'İ HEDEF HALİNE GETİRİYOR” Filipinler’in ABD ile derinleşen askeri işbirliği ve üs erişiminin Çin tarafından nasıl algılandığına ilişkin soruya Co, Pekin’in bu durumu bir kuşatma stratejisi olarak gördüğünü söyledi: “Çin, Genişletilmiş Savunma İşbirliği Anlaşması (EDCA) kapsamındaki üs genişlemelerini ve ABD–Filipinler askeri işbirliğini açık bir tehdit olarak değerlendiriyor.

Bu da Çin’in kendi zorlayıcı hamlelerini meşrulaştırmak için kullandığı bir gerekçe haline geliyor.” Ancak Co, bu tabloya karşı Filipinler içinden güçlü bir itiraz olduğunu vurguladı.

Üyesi olduğu Makabayan Blokunun EDCA ’ya açık biçimde karşı çıktığını hatırlatan Co, “Bu üsler ülkemizi hedef haline getiriyor, ulusal egemenliğimizi aşındırıyor ve bizi ABD hegemonyasının bir piyonuna dönüştürüyor” ifadelerini kullandı.

Co’ya göre çözüm, EDCA, Ziyaretçi Kuvvetler Anlaşması (VFA) ve Karşılıklı Savunma Anlaşması’nın (MDT) feshedilerek bağımsız bir dış politika izlenmesi. “ABD VARLIĞI DENGEYİ BOZUYOR” ABD’nin artan askeri varlığının bölgesel dengeleri nasıl etkilediğine ilişkin değerlendirmesinde Co, bunun Güney Çin Denizi’ni büyük güçler arasında bir çatışma alanına dönüştürdüğünü savundu: “ABD’nin askeri varlığındaki artış, bölgesel dengeyi ciddi biçimde bozuyor, silahlanma yarışını hızlandırıyor ve Güney Çin Denizi’ni bir patlama noktasına çeviriyor.” Çin’in askeri olmayan ancak zorlayıcı “gri bölge” taktiklerine de değinen Co, bu yöntemlerin açık biçimde uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtti: “Bu taktikler, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni (UNCLOS) ve 2016 tarihli Lahey Tahkim Kararı’nı ihlal ediyor.

Bölgesel güvenliği zayıflatıyor ve zorlamayı normalleştiriyor.” Co’ya göre kalıcı güvenlik ancak askerden arındırma, dış müdahale olmaksızın hak iddia eden ülkeler arasında diplomatik çözüm ve Lahey kararına bağlılıkla sağlanabilir. “DOKUZ ÇİZGİ HATTI MÜZAKERE EDİLEMEZ” Çin’in “dokuz çizgi hattı” iddiası ile Filipinler’in 2016 Lahey Tahkim Kararı’na dayanan pozisyonu arasındaki hukuki uçurumun müzakereyle aşılıp aşılamayacağı sorusuna Co, kesin bir yanıt verdi: “2016 Lahey kararı, uluslararası hukukun bir zaferidir ve dokuz çizgi hattını açık biçimde geçersiz kılmıştır.

Bu karar tartışmaya açık değildir.

Eğer müzakere, bu kararın bağlayıcı hükümlerinden taviz vermek anlamına geliyorsa, böyle bir uçurumun kapatılması mümkün değildir.” Co, Filipinler hükümetinin görevinin bu kararı pazarlık konusu yapmak değil, tüm diplomatik yollarla savunmak ve uygulatmak olduğunu vurguladı. “BEDELİ FİLİPİN HALKI ÖDÜYOR” Güney Çin Denizi’nin geleceğine ilişkin öngörüsünü paylaşan Renee Co, kısa vadede gerilimin sona ermesini beklemediğini söyledi: “En olası senaryo, ABD–Çin güç mücadelesinin yansıdığı kalıcı bir gerilimdir.

Bu süreçte bedeli Filipin halkı ödüyor.” Co’ya göre çıkış yolu, süper güçlerin baskısından uzak, ASEAN öncülüğünde çok taraflı bir diplomatik çerçevenin kurulması.

Ancak bunun mevcut koşullarda zor olduğunu belirten Co, “Filipinler ABD’nin vekili olmaktan kurtulmadıkça, gerçek barış mümkün değil.

Barış, balıkçılarımızın refahını ve ulusal egemenliğimizi önceleyen bağımsız ve barışçıl bir dış politikayla sağlanabilir” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri