Haber Detayı
IICEC Direktörü Bora Şekip Güray: Kritik mineraller enerjinin ötesinde tüm sektörler için önemli - İş-Yaşam Haberleri
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Direktörü Bora Şekip Güray, IICEC'in bu yıl paylaştığı Türkiye'nin kritik enerji mineralleri görünümü raporunu, bu kapsamlı çalışmanın detaylarını ve Türkiye'nin bu noktadaki yolculuğunu Habertürk'e anlattı. Güray, Kritik mineraller enerjinin ötesinde tüm sektörler için kıymetli olduğuna vurgu yaparken; Eskişehir Beylikova sahasının çeşitlendirme arayışındaki küresel tedarik zinciri için fırsat barındırdığını belirterek "Esas değer, nadir toprak oksitlerinden mıknatısa giden yolculuğu tamamlamak; yani değer zincirini bütüncül planlamak. 694 milyon tonluk bir kaynak...
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Türkiye nin Kritik Enerji Mineralleri Görünümü Raporu nu raporunu paylaştı.
IICEC Direktörü Bora Şekip Güray, Türkiye nin Kritik Enerji Mineralleri Görünümü Raporu nun detaylarını ve Türkiye nin bu noktadaki yolculuğunu Haberturk.com Enerji Editörü İrem Kuşoğlu Görgü ye değerlendirdi.
Raporun hazırlanma süreci hakkında konuşan Güray, Kritik mineraller aslında bu enerji dönüşümünün odağında bir yere yerleşti.
Bunun da en önemli nedeni elektrifikasyon bildiğiniz gibi. Çünkü enerji sistemi elektriklendikçe daha fazla elektrik bu sisteme dahil oldukça bu elektriği üretmek için gerekli olan, özellikle temiz enerji teknolojileri ve elektriği üretimden tüketime ulaştıran şebekeler, mineral yoğun sistemler.
Dolayısıyla enerji sisteminin mineral yoğunluğu artıyor.
Bu kritik minerallere olan talep artıyor.
Ve tabii enerji güvenliği dediğimiz zaman da işin arz tarafı, talep tarafı ve bir de son dönemlerde hepimizin yakından takip ettiği jeopolitik faktörlerle birlikte kritik mineraller aslında dünya gündeminde özellikle 2025 yılında çok yüksek sıralara ulaştı.
Daha önce olması belki küresel enerji güvenliği için çok daha iyi olurdu ifadelerini kullandı.
Uluslararası Enerji Ajansı Dr.
Fatih Birol un uzun zamandır bu konuda sürekli uyarılar yaptığını ifade eden Güray Nedeni tek bir ülkeye çok yüksek oranda bağımlılık ve bunun getirebileceği riskler, kırılganlıklar.
Nisan-mayıs döneminde bir ihracat kısıtlaması, bunun örneğin otomotiv sektöründe Avrupa da, Amerika da yarattığı kırılganlık, fiyat artışları, tedarikte zorluklar, devamında gelen ihracat kısıtlamaları gibi faktörlerle kritik mineraller aslında karar vericilerin gündeminde.
Şimdi tabii riskler nerede ve biz bu risklere karşı ne tür çözümler geliştirebiliriz daha fazla konuşuluyor.
Türkiye için de hem riskleri, fırsatları barındıran bir konu dedi.
KRİTİK MİNERALLER ENERJİNİN ÖTESİNDE TÜM SEKTÖRLER İÇİN KIYMETLİ Globaldeki durum ve Türkiye nin bu aşamada güçlü ve zayıf yönlerine yönelik soruya da yanıt veren Güray Uluslararası Enerji Ajansı nın özellikle tespit ettiği enerji ile de ilişkili ama bundan ibaret olmayan pek çok sektör için oldukça stratejik olan 20 mineralin 19 unda tek bir ülke, Çin, pazar lideri ve burada ortalama pazar payı oldukça yüksek.
Hatta bazı galyum gibi kritik minerallerde ki çip teknolojilerinde, yapay zekada, pek çok endüstride çok kritik, çok yoğun kullanılan bir mineraldir, yüzde 90 ın üzerinde.
Türkiye nin gündeminde de tabii çok sıcak konulardan biri.
Dünya için de böyle.
Yüzde 90 lara varan bir tek bir ülkeye bağımlılık var.
Nerede? Özellikle rafinajda.
Rafinaj ve işleme teknolojilerine ihtiyaç var.
İşte Çin buralarda hem kendi içinde, hem de farklı coğrafyalarda konumlanarak esasında buralarda açık ara bir liderlik elde etmiş durumda.
Bir istisna var Nikel.
Endonezya nın tek başına çok yüksek bir pazar payı var.
Kritik mineralleri konuştuğumuz zaman konu enerjiye doğru gidiyor.
Ama onun da altını tekrar çizmek isterim ki, enerjinin ötesinde stratejik sektörler için bunlar çok kıymetli, olmazsa olmaz. diye konuştu. Çip, yapay zeka dışında savunma sanayii, havacılık, uzay gibi alanlarda da kritik minerallerin önemli olduğunu belirten Güray ulusal güvenlikle bağlantılı sektörler de de oldukça değerli olduğunu ifade etti.
KRİTİK MİNERALLER VE BEYLİKOVA SAHASI TÜRKİYE İÇİN KÜRESEL DENKLEMDE BİR FIRSAT Kritik mineraller, nadir toprak elementleri denildiğinde Türkiye de en çok konuşulanlardan birisi de tabii ki Eskişehir deki Beylikova sahası.
Beylikova nın dünyanın en büyük ikinci nadir toprak elementi rezervi konumunda olduğu belirtiliyor.
Peki bu aşamada Türkiye nin rolünü nasıl konumlandırmak gerekir ve dünyada tek bir ülkenin hakim olduğu bir noktada Beylikova nın Türkiye ye alternatif tedarikçi rolü olarak kazandırılabilir mi?
Sözlerine Fırsatlardan bir tanesi esasında burada ve güvenilir alternatif tedarikçi arayışları, çeşitlendirmeyi artırma ihtiyacı çok net diyerek başlayan Güray şu ifadeleri kullandı: Türkiye için esasında küresel denklemde güzel bir fırsat. 694 milyon tonluk bir kaynak açıklandı ve bunun karşılığı da 12-12 buçuk milyon tonluk bir nadir toprak elementi kaynağı.
Sürecin sonuna kadar uçtan uca diye baktığımız zaman ucunda da kalıcı mıknatıs dediğimiz teknoloji var.
Bu çok stratejik bir teknoloji.
Bizim çalışmada da buna detaylı olarak değindik.
Elektrik motorlarında, rüzgar türbini jeneratörlerinde, enerji sektöründe...
Ama enerji sektörünün ötesinde pek çok sektörde de çok yaygın olarak kullanılan ve yine tedarik zincirine baktığımız zaman bütüncül olarak Çin in pazar payının yüzde 94 olduğu bir yer.
Esas değer oraya kadar gidebilmekte.
Tabii madencilikten başlayarak.
Bunun pilot tesisi şu anda Türkiye de işletmede bunun ölçeklenmesi yeterli.
Hepsi teknolojiyle ve yatırımla gelebilecek kazanımlar.
Bunların sonrasında da nadir toprak oksitlerinden mıknatısa kadar giden yolculuğu tamamlamak, yani değer zincirini bütüncül olarak ele almak, planlamak ve burada da azami değeri yaratabilmek.
Bunun için de teknoloji deneyimi olan ülkelerle işbirlikleri uygun formlarda olabilir.
Türkiye içerisinde hem insan kaynağı, hem Ar-Ge, hem inovasyon, hem yeni teknolojilerin gelişimi buralara kazandırılması yönünde çalışılabilir.
Bunlar olmadığı takdirde bu zorlu yolculuk bir yerde akamete uğrayabilir.
Dolayısıyla buraya çok stratejik şekilde bakmak, eğilmek Türkiye için önemli bir fırsattır.
LİTYUM EN HIZLI BÜYÜMENİN OLDUĞU MİNERAL 2053 e kadar lityuma talebin artması bekleniyor.
Bununla birlikte rapordaki verilerde de net ithalatın 2020 de 280 milyon dolarlardan 2024 te 1,3 milyar dolara kadar çıktığı belirtiliyor.
Türkiye olarak bu açığı nasıl düşürebiliriz?
Güray bu kritik konuya ise şu yanıtı verdi: Sadece lityum için değil, önemli kritik enerji minerallerin tamamı için lityum en hızlı büyümenin olduğu mineral olarak çıktı.
İki tane sebebi var.
Birisi elektrikli araçlar yani elektrikli araçların satışlarında pazar payının artması, ikincisi de enerji depolama sistemleri. Özellikle rüzgar ve güneşteki büyüme ile birlikte hayatımıza girmeye başlayan ama gelecekte çok daha fazla yaygınlaştırılması gereken Türkiye nin enerji depolama sistemleri.
Hem enerji depolamadan gelecek olan lityum talebi var hem de elektrikli araçlardan gelecek olan lityum talebi var.
Bunları böyle üst üste koyduğumuz zaman çok hızlı bir büyüme ve sadece lityum da değil.
Nikel, kobalt, demir fosfat, grafit, batarya ile ilgili tüm minerallerde de aslında çok yüksek bir büyümeye hazırlıklı olmamız gerekiyor.
Arz tarafı o bakımdan kritik.
Geniş bir ekosistem içerisinde işbirlikleri ve gerekiyorsa yatırım teşvik modelleri, teknoloji destek hibeleri gibi yöntemleri hayata geçireceğiz.
Yani Türkiye nin yapması gereken bu yolculuk içerisindeki kritik adımlardan birisi bu olur.
İŞGÜCÜ NOKTASINDA RAFİNAJ BU İŞİN KALBİNDE Kritik mineraller konuşuluyor.
Ama bu süreçlerde maden çıkarmadan, rafinaja kadar da çok ciddi bir iş gücü ihtiyacı var.
Bu durum hem küresel olarak hem de Türkiye özelinde nasıl çözülebilir?
Güray Çin in çok önde gittiği diğer ülkelerin geride kaldı ve o aradaki açığı kapatmaya çalıştığı bir yarış var.
Ve bu yarış çok hızlandı.
Ve bu yarış yatırım yarışı, teknoloji yarışı ve bu da insan kaynağı, bunun odağında insan kaynağı var derken Kritik minerallerin çıkarılmasından, dönüştürmesine kadar olan süreçler birçok ülke için de yeni çalışılacak konular.
Dolayısıyla müfredattan tutun da akademi ile sanayi arasındaki işbirliklerine kadar çok geniş bir alanda yapılabilecek işler var.
Bunlar Türkiye için de geçerli.
Ama bu aynı zamanda da bir fırsat.
Yani buradaki ekosistemi büyütmek ve insan kaynağını geleceğe hazırlamak, aynı zamanda da bu riskleri bugünden öngörerek, gelecekte bu riskleri asgariye indirecek ama fırsatları azami şekilde değerlendirecek şekilde bir insan kaynağı gelişimini Türkiye için sağlayabilmek.
Bu da fırsatlardan biri. Önerilerimizden biri de esasında buraya ilişkindir diye ekledi.
Rafinaj noktasında bunun çok önemli olduğunun altını çizen Güray Rafinaj bu işin kalbinde.
Dolayısıyla insan kaynağına bakarken de özellikle rafinaj işleme gibi teknolojilerde ve burada kabiliyetlerini geliştirecek şekilde bakmamız da fayda var diye düşünüyorum diye vurguladı.