Haber Detayı

MHP lideri Bahçeli: Kızılelma'nın şafağında buluşacağız
Gündem ahaber.com.tr
20/01/2026 10:32 (4 saat önce)

MHP lideri Bahçeli: Kızılelma'nın şafağında buluşacağız

MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulunuyor. Bahçeli Kızılelma'nın şafağında buluşacaklarının altını çizerken "Kökümüzden kopmadan safları sıklaştıracağız" dedi. SDG'nin yuvalandığı sahadan söküldüğünü söyleyen Bahçeli son gelişmelerin Türkiye adına kayda değer olduğunun altını çizdi. Fırat hakkında da mesajlar veren Bahçeli, sadece batısının değil doğusunun da terörden temizlenmesi gerektiğini ifade etti. Suriye'de bütünlüğün tesis edilmesi gerektiğini söyleyen MHP lideri "Şam'ın güvenliği Ankara'nın da güvenliğidir" dedi.

MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulunuyor.

AHaber CANLI YAYIN Bahçeli'nin açıklamalarında öne çıkanlar: Terörsüz Türkiye uvuz hesaplara kurban verilmeyecek kadar hayati.

Kızılelma'nnın şafağında buluşacağız.

Kökümüzden kopmadan safları sıklaştıracağız.

Çıkarlarımızın değil ülkümüzün peşindeyiz.

Hak edene fırlatacak taşlar cebimizdedir.

SDG yuvalandığı yerlerden söküldü.

Son gelişmeler Türkiye adına müspet ve kayda değer.

YPG terör örgütüdür.

Kürtlerle ilgilisi yoktur.

Fırat'ın doğusundan da temizlenmelidir.

SDG ve Şam arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi terörsüz bölge hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrar amaçlayan huzurlu Suriye'nin tecellisini azami destek sağlamasıdır.

Ayrıntılar geliyor...

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin konuşmasının tamamı: Haftalık olan Meclis Grup Toplantımızın başında, muteber heyetinizi kemal-i hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

En iyi dileklerimi sunuyorum.

Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, radyo kanallarından ve sosyal medya platformlarından bugünkü toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarımızı, gönül ve kültür coğrafyalarımızda devamlı boyut değiştiren karmaşık olayların onca yükünü omuzlayan, huzurlu ve onurlu bir hayatın taliplisi olan tüm kardeşlerimizi yüreğimle selamlıyor, şükran duygularımı paylaşıyorum. 'BU AMAÇ BASİT OYUNLARA KURBAN VERİLMEYECEK KADAR HAYATİDİR' Haftalık arayla önce İl Başkanları Toplantımızı, müteakiben Merkez Yönetim Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu ortak toplantımızı gerçekleştirdik.

Bundan sonra takip ve temin edeceğimiz siyasi yol haritası üzerine muhtevalı değerlendirmeler yaparak fikir ve görüş birliği sağladık.

Ülkemizi her yönden etkileyen iç ve dış gelişmeleri, dünyayı kasıp kavuran siyasi ve stratejik mücadeleleri, çoğalan risk ve tehditleri kapsamlı olarak ele aldık.Bilhassa terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefleri çerçevesinde bir yandan atılan kararlı adımları, diğer yandan da bozucu tesirleri ve bozguncu tertipleri dikkatle yorumladık.

Yıkımı ve yıkıcılığı tercih eden Siyonist emperyalizmin yoz ve yeminli işbirlikçilerini, bunların şiddet ve şekavetle yazılmış husumet senaryolarını gözden geçirerek temkinli ve tedbirli siyasi duruşumuzu teyit ettik.

Memnuniyetle ifade etmeliyim ki Milliyetçi Hareket Partisi; huzurlu, güvenli, millî birlik ve bütünlüğü çelikleşmiş, barış ve refahla çatısı örülmüş bir Türkiye'yi, Cumhur İttifakı'nın ortak akıl ve ahlaki yapısıyla hayata geçirmenin sonsuz amaç ve azmindedir.

Bu soylu amaç ve azim, ucuz hesaplara ve basit oyunlara kurban verilmeyecek kadar hayati, hakikatli ve haysiyetlidir.

Ayrıca 24 Ekim 2025 tarihinde başlattığımız 'Hayırlı Günler Komşum' ziyaretleri ile 'Derdin Derdimizdir' sohbet toplantılarında sürekli olarak çıtayı yükseltiyor, yurdumuzu baştan ayağa gönlümüzle kucaklıyoruz.

Çok şükür bugüne kadar 81 il ve 963 ilçede olmak üzere toplam 76.544 program gerçekleştirilmiştir.

Marifet iltifata tabidir; muvaffakiyetin ikmali ve itibarı metiyededir.

Bu münasebetle sizleri ve bütün dava arkadaşlarımı takdir ve tebrik ediyor, Rabbim eksikliğinizi göstermesin diyorum.

Bizim anlayışımızda çalışmanın sınırı, başarının limiti yoktur; kaderin rotası, gayret edenin damla damla akan teriyle çizilmektedir.

Nitekim kader gayrete meftundur.

Kur'an-ı Kerim'in Dokuzuncu Suresi'nin 39'uncu ayetinde buyurulduğu gibi, insan için yalnızca çalışmasının, gayretinin ve halis niyetlerinin karşılığı olacaktır.

Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde ulaşılacak büyük hedeflerimiz, hayalleri gerçeğe dönüştürecek kutlu heves ve heyecanlarımız vardır; peki bunu nasıl yapacağız, hangi vasıtaları kullanacağız?

İlk olarak milletimizin irade namusunu kendi namusumuz bilecek, demokrasiden sapma ve savrulma göstermeyeceğiz.

İkinci olarak çağın gereklerini, zamanın ruhunu, değişim dinamiklerinin istikamet ve iç yüzünü Türk milliyetçiliğinin perspektifiyle, dünyanın dilini de Türkçenin imkânlarıyla okuyacak; Türkçenin zenginliğiyle kavrayacağız.

Millî ve manevi değer hükümlerimizi, varoluş onurumuzun zırhı; birliğimizin, dirliğimizin ve kardeşliğimizin bedeli hiçbir şekilde ödenemeyecek bir ziyneti olarak değerlendireceğiz. 'KIZILELMA'NIN ŞAFAĞINDA BULUŞACAĞIZ' Üçüncü olarak, kökümüzden kopmadan, millî kimliğimizden ayrılmadan, kaynağımızdan ve yüklerimizden, aydınlığımızdan savrulmadan, güç birliği ve inanç birliği hâlinde saflarımızı sımsıkı tutarak devamlı ilerleyeceğiz.

Hâsılıkelam, kızıl elmanın şafağında hep birlikte buluşacağız; vakti geldiğinde güneşi doğduğu yerden karşılayacağız, vakti geldiğinde Türk milletinin yazılmamış destanını şakır şakır okuyacağız, vakti geldiğinde süper güç Türkiye'nin kale duvarlarından Türk cihan hâkimiyeti mefkûresini haykıracağız.

Biliyor ve kabul ediyoruz ki zafer dediğimiz beşerî ve dünyevî lütuf; ancak ve ancak sabreden, akleden, mücadele eden, iman eden, 'kim var?' diye sorulduğunda sağına soluna bakmadan 'ben varım' diyebilen yüksek seciyeli dava ve gönül insanlarının harcıdır ve onlara layıktır.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı işte bu harcın ve liyakatin burcudur. 'HAİNLERİN KARŞISINDAYIZ' Özellikle söylemek istiyorum ki biz çıkarlarımızın değil, ülkülerimizin peşindeyiz; biz ikbalimizin değil, istiklalimizin derdindeyiz; biz yalanın değil, hakikatin izindeyiz.

Halkın yanındayız, hakkın yanındayız, hakkaniyetin yanındayız, helalin safındayız; tıpkı bir bayrak gibi haramın karşısındayız, ihanetin karşısındayız, hainlerin karşısındayız, habis emellerin karşı cephesindeyiz.

Biz, kula kulluğu reddeden inanmış bir vicdana sahibiz; eğilmez başımızla, teslim olmaz mizacımızla milletimizin hizmetkârıyız.

Milliyetçi Hareket Partisi'nin siyaseti, Türk tarihinin zamanlar üstü mesajıdır; Türk kültürünün çağları aşan seslenişidir; Türk milletinin gıpta edilen muazzez varlığı ve vakarına da mündemiçtir.

Siyaseti hizmet yarışı yerine hezimet rekabetine, zillet parkuruna dönüştürenler bizi anlayamaz; anlasalar bile anlatmaya takatleri yetemez.

Yalanı, fitneyi, dedikoduyu ve ihtirayı siyaset zannedenler; siyaseti rant ve çıkar devşirme fırsatı gören üçkâğıtçılardır.

Bizim anlayışımıza göre siyaset; bir meziyet, bir mecburiyet, bir meşruiyet, bir meftuniyet ve bir mensubiyet olmasının yanı sıra, insana hizmeti millî iradeye faziletle, fiiliyetle, fikriyetle, hassasiyet ve hürmetle göstermenin cümlesidir.

Bu cümleden mahrum olanların siyasetleri kötüdür, kötürümdür, köhnedir.

Mayası tutmamış, ne var ki ısrarla modaymış gibi gösterilen düşünceler önümüzdeki kör noktalardır; siyaset bunu öngörmekle mükelleftir.

Yirminci yüzyıla ismini yazdıran meşhur bir düşünürün dediği gibi: 'Hepimiz aynı şeylerden konuşuyoruz; ancak konuştuğumuz şeyin ne olduğu konusunda hâlâ anlaşabilmiş değiliz.' Siyaset, vaki bu akıl tutulmasının sebep olduğu kör düğümleri çözmekle yükümlüdür.

Siyaseti sanal korkulara tahvil etmek isteyen pişkin zihniyetler, pireyi deve yapan palavracılar, bir kaşık suda fırtına koparan pervasızlar akıllarından çıkarmasınlar ki hak edene fırlatılacak taşlar cebimizdedir.

Hesapsız uçanlar, istismar dallarına yüzsüzce konanlar bedel ödemeyi muhakkak surette göze almalıdırlar. 'YPG YUVALANDIĞI YERLERDEN SÖKÜLDÜ' Bölgesel ve küresel gelişmelerin baş döndüren hız ve değişimi hepimizin gözü önünde cereyan etmektedir.

Evvel emirde yapacağımız her değerlendirmenin ağırlık merkezinin Türkiye olması mecburiyetindedir çünkü politik kavrayışımızın ve fikir kuvvetimizin kaynak ve hareket üssü, başkent Ankara'nın tarihî, siyasî ve gelecek vizyonuyla sınırlıdır.

Pergelin sabit ucunu Ankara'ya koyarak, hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın derinliğini, kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız.

Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir.

Görüş menzilimizin etki ve temas alanını kademe kademe merkezden çevreye, Ankara'dan kürenin her noktasına ulaştıracak çoklu mekanizma ve ufuk derinliğine sahip olmaktan başka, akla, mantığa ve tarihsel müktesebata muvafık bir çare yoktur.

Önce Suriye'de şekillenen ve somut bir içerik kazanan siyasî tabloyu değerlendirmek, bunun sonuçları hakkında mütalaada bulunmak lazımdır.

Malumunuz olduğu üzere SDG ve YPG, yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat'ın batısından sürülüp çıkarılmıştır.

Halep'in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarılmıştır. 10 Mart mutabakatına direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlilerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden SDG ve YPG, kapsamlı bir süpürme harekâtıyla tutulduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak defedilmiştir.

Son gelişmeler hem Suriye hem de bölge ülkeleri ve Türkiye'miz adına son derece müsbet ve kayda değerdir. 'SURİYE'DE YENİ BİR SİYASÎ VE TOPLUMSAL YAPI KURULMAKTADIR' Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG ve YPG'nin, 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif ve mukayyet hareket ettiği açıktır.

Gerçekten de Suriye'de tezahür eden SDG-YPG provokasyonlarını, 27 Şubat barış ve demokratik toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK'nın kurucu önderliğidir.

Suriye'de yeni bir siyasî ve toplumsal yapı kurulmaktadır; sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG ve YPG'nin, Şam yönetimi ile 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur.

Suriye'de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin ve diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayışları ve arzuları yoktur. 'SURİYE'DE KÜRTLER BAŞKA SDG BAŞKA' A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

İlgili Sitenin Haberleri