Haber Detayı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi Açıklaması
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizi bölmek, bizi parçalamak, bizi birbirimize düşman eylemek isteyenlere inat, kenetlenmiş şekilde müreffeh yarınlara omuz omuza yürüyeceğiz.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizi bölmek, bizi parçalamak, bizi birbirimize düşman eylemek isteyenlere inat, kenetlenmiş şekilde müreffeh yarınlara omuz omuza yürüyeceğiz." dedi.Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, çıkar hesabıyla değil, insani hassasiyetlerle yol yürüyen bir iktidar olduklarını söyledi.Bugüne kadar attıkları her adımda değerlerini kuşandıklarını, ilkelerini gözettiklerini ifade eden Erdoğan, "Tüm coğrafyamıza sadece gönül diliyle hitap ettik.
Tüm halklara kollarımızla birlikte kalbimizin kapılarını ardına kadar açtık.
Bunu özellikle şunun için söylüyorum, bakın ırkçılık ve kavmiyetçilik bizim kadim kültürümüzün, bizim medeniyetimizin, bizim inanç değerlerimizin reddettiği bir hastalıktır.
Bunların hiçbiri bizim kitabımızda yoktur." dedi.Erdoğan, tarih boyunca kurdukları devletlerin tamamının, ırkçılığın reddi üzerine bina edildiğini dile getirerek, "Selçuklu da Osmanlı da Türkiye Cumhuriyeti de bu tasavvur ve tahayyül etrafında şekil ve kimlik kazanmıştır.
Biz de bugün Türk, Kürt, Arap ittifakı derken ecdadımız ve şanlı tarihimizden devraldığımız işte bu anlayışla hareket ediyoruz.
Türkiye hiçbir mezhebin, hiçbir etnik kimliğin karşısında değildir.
Türkiye çatışmalar üzerinden güç ve rant devşirme gibi son derece ucuz, son derece vicdansız bir hesabın içinde değildir." diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, bölge halklarına çok büyük acılar yaşatan meselelerin artık kardeşlik zemininde aklıselimle çözülmesini savunan bir ülke olduğunu vurguladı.Bu ilkeli politikayı da dost-düşman herkesin çok iyi bildiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi: "Ancak aralarında kimi siyasetçilerin, kimi yazarların, kimi milletvekillerinin de olduğu çevrelerin ırkçılık virüsünü kaptıklarını üzülerek görüyoruz.
Yoksa hangi vicdan sahibi, zorla ailelerinden kopartılan o 15-16 yaşındaki dağa kaçırılan çocukların ölüme gönderilmesini savunabilir?
Yoksa şehirleri işgal edip sivil halka eziyet etmeyi kim makul görebilir?
Yoksa Halep'in şen olması, bu tarihi şehrin bütün mahalleleriyle güvenli hale gelmesi kimi, niçin rahatsız eder?Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum, ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan o çocuklar, intihar yelekleri giydirilen o kandırılmış çocuklar hem Kürt kardeşlerimizin hem Suriye'nin geleceği değil mi?
Terörle, şiddetle, silahla, baskıyla hiçbir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi, daha kaç annenin yüreğine henüz ömrünün baharında toprağa verdiği evladının ateşinin düşmesi lazım?
Arap'ın kanı Kürt'e, Kürt'ün kanı Türk'e, Türkmen'e haram değil mi?
Kürt bizim kardeşimiz, Arap bizim kardeşimiz; Türkmen, Sünni, Şii, Alevi bizim canımız, ciğerimiz, can kardeşimiz değil mi?
Öyleyse kardeşlik ve komşuluk hukuku ekseninde meselelerimizi çözmek varken bu nefret, bu öfke, bu hırs, hınç ve ihtiras niye?""Allah aşkına niçin ayrışıyoruz?"Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet Allah'a hamdolsun dimdik ayaktayken soruyorum, neden başka hamiler, başka dostlar, yoldaşlar, ortaklar aranıyor?
Niçin elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor?
Bu topraklarda kesret içinde vahdet olmak dururken, Allah aşkına niçin ayrışıyoruz?
Niçin aramıza yeni duvarlar örülmesine müsaade ediyoruz?" ifadelerini kullandı.Olaylara vicdan penceresi yerine ırkçılık ve kavmiyetçilik gözlüğünden bakanları bir an önce bu hatadan dönmeye çağıran Erdoğan, bu coğrafyanın 1000 yıllık sakinleri ve sahipleri olduklarını vurguladı.Erdoğan, Türk, Kürt, Arap olarak birbirilerinden başka dostlarının, yoldaşlarının, dar günlerde kapısını çalacakları sığınaklarının olmadığını söyleyerek, şöyle devam etti: "Tarih boyunca ne zaman bir araya geldik, ne zaman kucaklaştık, işte o zaman refah ve huzurumuz arttı, büyük medeniyetler inşa ettik.
Bu bölgede ne zaman birbirimize kardeşçe, dostça muamele ettiysek işte o zaman büyüdük, güçlendik, aşılmaz bir kale olduk.
Ne zaman ki Türk, Kürt, Arap, Türkmen, Şii, Sünni birbirimize düştük, Allah korusun o zaman zayıfladık, kaybettik, acı çektik.
Maalesef o zaman hep beraber ağır bedeller ödedik."Suriye başta olmak üzere coğrafyalarının hiçbir köşesinde artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemediklerini, yer altı ve yer üstü zenginliklerinin artık savaş baronlarının ceplerine akmasını istemediklerini belirten Erdoğan, "Kardeşlerimiz açlıkla, kıtlıkla, yoksullukla boğuşurken bir damla petrolü oluk oluk akan insan kanından daha değerli gören materyalist zihniyetin daha fazla palazlanmasını istemiyoruz.
Hep birlikte kazanalım, aydınlık geleceğimizi hep birlikte inşa edelim istiyoruz.
Barışın ve istikrarın egemen olduğu bir bölgede hep beraber yan yana huzur içinde yaşayalım istiyoruz.
Etnik kökenine, dinine, mezhebine bakmaksızın bu bölgede akan kanın durmasını, ölümlerin, katliamların artık son bulmasını istiyoruz." dedi."O pırlanta gibi yavru nasıl acımasızca katledilir?"Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Güngören'de 14 Ocak'ta öldürülen 2009 doğumlu Atlas Çağlayan'la ilgili "Özellikle de Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz.
Bu konuyla ilgili olarak da üzerimize düşen görev neyse bunu sonuna kadar yerine getirmenin ahdi ve kararlılığı içerisinde olduğumuzu da söylemek istiyorum.
Minguzzi olayı neyse, Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğmuştur.
Bunlar kabul edilebilir şeyler değil.
Ne gerekiyorsa, başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargının tüm kurumları olmak üzere, İçişleri Bakanlığı olmak üzere bütün bunların üzerine üzerine gitmek suretiyle gereğini yapmak bizim görevimizdir, bizim vazifemizdir.
O pırlanta gibi yavru, o kadar güzelimsi yavru nasıl acımasızca katledilir?
Bunun hesabını sormak görevimizdir." değerlendirmelerinde bulundu.Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir olmayı, iri olmayı, diri olmayı istediklerini, bunun için samimiyetle gayret gösterdiklerini belirten Erdoğan, "Terörsüz Türkiye sürecimizin gayesi, hedefi, menzili işte budur.
Terörsüz Bölge idealinin altını çizmemizin sebebi aynı şekilde budur.
Menzile ulaşmak hiç şüphesiz Cenabıallah'ın takdirindedir.
Ama biz iktidar ve ittifak olarak bu uğurda, bu gayeyle çalışmayı sağduyulu bir yaklaşım içinde olmayı inşallah kararlılıkla devam ettireceğiz." diye konuştu.Erdoğan, "Bizi bölmek, bizi parçalamak, bizi birbirimize düşman eylemek isteyenlere inat, kenetlenmiş şekilde müreffeh yarınlara omuz omuza yürüyeceğiz." ifadesini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Mehmet Akif Ersoy'un, "Geçmişten adam hisse kaparmış...
Ne masal şey.
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? 'Tarih'i tekerrür' diye tarif ediyorlar.
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?" dizelerini okudu.Erdoğan, "Bir asır önce yaşanan acıların tekerrür etmemesi için önümüze kurulan tuzaklara düşmeyecek, provokasyonlara prim vermeyeceğiz.
Önce ülkemizi, ardından da bölgemizi terörün kanlı pençesinden inşallah ebediyen kurtaracağız.
Bunu da muhabbet ve dayanışma içinde, uhuvvet ve vahdet içinde hep birlikte başaracağız." dedi.(Bitti)