Haber Detayı
12 atom bombası patlıyormuş gibi: Yüzyıllarca sürecek tehlikeli dönüşüm
Bilim insanları, 2025 yılında okyanusların emdiği ısı miktarının akılalmaz bir seviyeye ulaştığını açıkladı. Atmosferdeki fazla enerjiyi bir sünger gibi çeken derin sular, gezegenin gerçek termometresi olarak alarm veriyor.
Gezegenimizin hafızası olarak kabul edilen okyanuslar, iklim değişikliğinin faturasını her geçen yıl daha ağır bir şekilde ödüyor.
Dünya genelinden 50’den fazla bilim insanının katılımıyla hazırlanan yeni bir araştırma, okyanusların 2025 yılında emdiği ısı miktarının tüm zamanların rekorunu kırdığını ortaya koydu.Bu veriyle birlikte okyanuslar, üst üste sekizinci kez tarihin en sıcak seviyelerine ulaştı. 1960’lı yıllardan bu yana düzenli tutulan kayıtlar, derin suların artık devasa bir ısı deposuna dönüştüğünü ve bu sürecin geri döndürülmesinin sanıldığından çok daha uzun süreceğini gösteriyor.Araştırmaya göre okyanuslar 2025 yılında, bir önceki yıla oranla çok daha büyük bir artış göstererek fazladan 23 zettajul enerji yuttu.
Bu sayıyı kağıt üzerine döktüğümüzde karşımıza 21 adet sıfırlı, hayal etmesi güç bir sayı çıkıyor.
Çalışmanın yazarlarından Profesör John Abraham, bu devasa boyutu halkın daha iyi anlayabilmesi için çarpıcı bir benzetme yapıyor: Okyanusların sadece bir yılda depoladığı bu ekstra enerji, saniyede 12 atom bombasının suyun altında patlamasına eşdeğer bir gücü temsil ediyor.
Başka bir deyişle, bu ısı miktarı Dünya’daki tüm insanların kullandığı elektrik enerjisinin 200 katından fazlasına denk geliyor.Derinlerdeki “gizli” ısınma ve termostat etkisiOkyanuslar, atmosferde hapsolmuş fazla ısının yüzde 90’ından fazlasını emerek gezegenin en büyük soğutma sistemi görevini görüyor.
Ancak bu durumun çok ciddi bir yan etkisi var.
Yüzey sıcaklıkları El Niño gibi hava olayları nedeniyle zaman zaman dalgalanma gösterse de, emilen bu muazzam enerji akıntılar aracılığıyla yavaş yavaş derinliklere süzülüyor.
Bilim insanları, yüzeydeki sıcaklıkların bizi doğrudan etkileyen hava durumunu belirlediğini, ancak derinlerdeki ısı miktarının gezegenin gerçek “termostatı” olduğunu vurguluyor.
Karalar hızla ısınıp soğusa da, okyanus derinliklerindeki bu ısınma bir kez başladığında durdurulması yüzyılları bulabiliyor.Bu verileri toplamak için sadece uydulardan veya gemilerden faydalanılmıyor, teknoloji ve doğa el ele veriyor.
Bilim insanları, 3 binden fazla robotik şamandıradan oluşan küresel bir ağın yanı sıra, buzların altına dalabilen deniz memelilerine yerleştirilen sensörlerden de veri topluyor.
Bu yöntemler sayesinde robotların bile ulaşamadığı dondurucu ve karanlık bölgelerdeki ısı değişimleri kayıt altına alınıyor.Uzmanlar, fosil yakıt kullanımını bugün tamamen bıraksak bile, okyanusların derinliklerine hapsolmuş bu ısının yüzeye çıkıp atmosfere karışmasının nesiller boyu süreceği konusunda uyarıyor.
Yaşanan bu inanılmaz ısınma, doğanın ödediği bu ağır bedelin faturasını gelecekte çok daha sert bir şekilde önümüze koyabilir.