Haber Detayı
Tarihin derinliklerinden geleceğe uzanan geçit: Sürmene (Araklı) – Bayburt Kervan Yolu
Antik çağlardan 1970’lere kadar kesintisiz kullanılan Sürmene–Bayburt Kervan Yolu; Roma limanlarından yaylalara, kalelerden hanlara uzanan 2 bin yıllık bir ticaret, kültür ve doğa koridoru olarak bugün yeniden keşfedilmeyi bekliyor.
Doğu Karadeniz, coğrafi yapısı nedeniyle doğal koy ve körfez açısından fakir bir kıyı şeridine sahiptir.
Bu nedenle antik çağdan itibaren gemilerin güvenle yanaşabildiği limanlar hayati öneme sahip olmuştur.
Trabzon’un doğusunda yer alan Araklı (antik Hyssus / Susurmania) Limanı, bu açıdan bölgenin en istisnai örneklerinden biridir.
Roma İmparatorluğu döneminde Hyssus olarak bilinen bu liman, Anadolu içlerine ve Roma’nın doğu garnizonlarına açılan stratejik bir kapıydı.
Kapadokya Valisi Arrianus’un MS 131 yılında İmparator Hadrianus’a yazdığı raporda Trabzon’dan sonra uğradığı liman olarak Hyssus’u anması, bu önemi belgeleyen en erken yazılı kaynaklardan biridir.
Bayburt ve Gümüşhane üzerinden Anadolu’ya bağlanan kervan yollarının denizle buluştuğu bu liman, aynı zamanda Satala Garnizon Kenti’nin Karadeniz’e açılan kapısıydı.
Limandan Yaylaya Uzanan Ticaret Ağı Antik çağdan itibaren Araklı Limanı’ndan başlayan kervan yolu, Karadeniz kıyısını Bayburt üzerinden Erzurum ve İpek Yolu güzergâhına bağlayan en kısa ve güvenli hatlardan biri olarak öne çıktı.
Yaklaşık 94 kilometrelik bu güzergâh, yalnızca bir ticaret yolu değil; kaleler, hanlar, taş döşeli yollar, köprüler ve kutsal yapılarla donatılmış yaşayan bir tarih koridoruydu.
Kervan yolunun güvenliği için liman çevresinde ve vadi boyunca, birbirini görecek mesafelerde inşa edilen Hyssus-Susurmania, Canayer, Kalecik ve Zavzaga gibi kaleler, bölgenin askeri ve ticari önemini ortaya koymaktadır.
Bu savunma sistemi sayesinde yol, yaklaşık 2 bin yıl boyunca aktifliğini korumuştur.
Ağaçbaşı Turbalığı: 10 Bin Yıllık Doğal Arşiv Sürmene–Bayburt Kervan Yolu’nun en dikkat çekici duraklarından biri, 2 bin metre rakımda yer alan Ağaçbaşı Yaylası’dır. 9–10 bin yıllık geçmişiyle Türkiye’nin en önemli yüksek rakımlı turbalık alanlarından biri olan Ağaçbaşı, iklim ve ekolojik değişimlerin doğal bir arşivini barındırıyor. 2019 yılında Doğal SİT alanı ilan edilen bu bölge, aynı zamanda Dede Korkut Hikâyeleri ve Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde adı geçen tarihi güzergâhın tam üzerinde yer alıyor.
Evliya Çelebi’nin “yolu kaybedenin bataklığa saplandığı” olarak tarif ettiği bu geçit, yüzyıllar boyunca kervanların ve yolcuların kader noktası oldu.
Hanlar, Konaklar ve İnanç Yapıları Kervan yolu üzerinde Çavuşlu, Hayrat, Kahve Düzü, Soğuksu, Ebeler, Ağaçbaşı, Taşlı, Limonsuyu ve Gezge-Balangis gibi 10 ayrı han-konaklama bölgesi bulunuyor.
Bunlardan Kahve Düzü Hanı ve Taşlı Hanı, günümüze sağlam ulaşabilmiş en önemli örnekler arasında yer alıyor.
Yolun sağladığı ticari refah, çevredeki köy ve kasabalarda ihtişamlı konakların, süslemeli camilerin ve taş kiliselerin inşa edilmesini sağladı.
Karacakaya, Gültepe, Dirlik ve Üstündal mahallelerindeki avlulu konaklar; taş, ahşap ve göz dolma tekniğinin Karadeniz’e özgü en nitelikli örneklerini sunuyor.
Mübadele öncesi döneme ait bazilikal kiliseler ve zengin ahşap süslemeli camiler ise bölgenin çok kültürlü yapısını belgeleyen önemli miraslar arasında.
Denizcilik Kültürünün Beşiği: Sürmene Araklı ve Sürmene çevresi, yalnızca kara ticaretinin değil, denizciliğin de merkezlerinden biri oldu.
Antik çağdan itibaren gemi yapımı, halat üretimi, ahşap ve metal el sanatları bu liman çevresinde gelişti.
Strabon’un bahsettiği “Kamarae” tipi teknelerin, günümüz Sürmene çapar teknelerinin atası olduğu düşünülüyor. 1.
Dünya Savaşı’nda Sürmeneli kayıkçıların yüzlerce tekneyle asker ve mühimmat taşıdığına dair kayıtlar, bu denizcilik geleneğinin yakın tarihte de ne denli güçlü olduğunu gösteriyor. *Savaşın İzleri: Harmantepe Şehitliği Kervan yolu, yalnızca ticaretin değil, mücadelenin de tanığı oldu. 1916 yılında Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Soğuksu–Madur Dağı hattında verilen çetin savunmada şehit düşen askerler için oluşturulan Harmantepe Şehitliği’nde, kimliği tespit edilebilen 156 şehidin mezarı bulunuyor.
Bu alan, yolun tarihsel derinliğine bir başka anlam katıyor.
Sürmene–Bayburt Kervan Yolu, bugün sahip olduğu doğal, tarihi ve kültürel değerlerle sürdürülebilir turizm açısından büyük bir potansiyel taşıyor.
Yayla turizmi, kültür rotaları, kuş gözlemciliği, doğa fotoğrafçılığı ve eko-turizm gibi farklı alanlarda değerlendirilebilecek bu güzergâh, Trabzon–Bayburt hattında yeni bir turizm aksı oluşturabilir.
Uzmanlara göre; yolun altyapı standartlarının iyileştirilmesi, yönlendirme levhaları, tanıtım çalışmaları ve yerel konaklama modellerinin desteklenmesi halinde, bölge nitelikli turist için güçlü bir çekim merkezine dönüşebilir.
Böylece, binlerce yıl önce ticaret kervanlarını ağırlayan bu kadim yol, gelecekte kültür ve doğa tutkunlarını ağırlamaya devam edebilir. 1.
Araklı (Hyssus) Limanı ve delta ovası – Kuşbakışı 2.
Ağaçbaşı Yaylası ve turbalık alanı – Sisli yayla manzarası 3.
Kahve Düzü Hanı / Taşlı Hanı – İç ve dış cephe 4.
Karacakaya ve Gültepe konakları – Avlulu mimari detay 5.
Harmantepe Şehitliği – Anıt ve mezar taşları 6.
Kervan yolu taş döşemeleri – Detay çekim 7.Sürmene çapar teknesi – Denizcilik