Haber Detayı

ŞAM-YPG anlaşmasına Ankara ne diyor? CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova anlattı
cnnturk.com
19/01/2026 11:25 (4 saat önce)

ŞAM-YPG anlaşmasına Ankara ne diyor? CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova anlattı

Suriyede Şam yönetiminin Deyrizor ve Rakka gibi kritik kentleri ele geçirmesinin ardından ateşkes haberi geldi. Cumhurbaşkanı Şara ile terör örgütü YPG elebaşı Mazlum Abdi anlaşma imzaladı. Peki, Şam yönetimi ve YPG anlaşmasına Ankara ne diyor ve bu sürecin neresindeydi? Konuya ilişkin detayları CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova aktardı.

ŞARA DUYURDU: ATEŞKES SAĞLANDIYPG'ye 10 Mart mutabakatına uyması için 31 Aralık'a kadar süre tanındı.

Ancak somut adım atmadılar ve nihayetinde Ocak ayının başında düğmeye basıldı.

Halep ile başlayan süreç YPG'nin tamamen Fırat'ın doğusuna itilmesine kadar gitti.Gelinen noktada SDG ve Şam arasında ABD'nin de girişimleri ile bir ateşkes ve tam entegrasyon anlaşması imzalandı.

Bu anlaşma ile artık yeni bir dönem başlıyor.

Ankara sabırlı ve soğukkanlı takip etti.

Gelinen bu noktada etkisi büyük Tıkanan noktalarda Ankara devredeydi, birçok kilit böyle açıldı diyebilirim.Edindiğim bilgilere göre Milli İstihbarat Teşkilatı sahada tam bir koordinasyon sağladı.

MSB ve Dışişleri Bakanlığı ile eşgüdüm halinde Türkiye'ye yönelik mevcut risklerin bertaraf edilmesi, yeni tehditlerin ortaya çıkmaması ve göç dalgası olmaması amacıyla hassas bir süreç yürütüldü.Cumhurbaşkanına sahadaki gelişmeler hakkında düzenli olarak bilgi verildi, talimatları alındı.Milli İstihbarat Teşkilatı sivillerin zarar görmemesi için de devredeydi.

Suriye yönetimi ile çok yoğun bir temas yürüttüğü belirtiliyor.

Ayrıca hak ihlalleri yapılmaması, bulundukları bölgelerden çekilmek ve teslim olmak isteyen örgüt unsurları ve ailelerin sağlıklı bir biçimde tahliyeleri için gerekli koordinasyonlar sağlandı.Ayrıca çatışmada sivilleri kalkan olarak kullandığı tespit edilen örgütle mücadele eden Suriye yönetiminin, sivillerin zarar görmemesi adına operasyonu daha hassas sürdürmeleri sağlandı.

Kritik altyapı/tesislerin zarar görmemesi, hedef alınmaması ve daha da önemlisi sivillerin zarar görmemesi ve yer değiştirmek zorunda kalmamaları adına yoğun temas ve girişimlerde bulunuldu.Suriye yönetiminin yanı sıra ABD başta olmak üzere DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu bileşenleri ve bölge ülkeleri ile diyalog içerisinde olundu.Şu aşamada yapılan değerlendirmelere gelirsek:İmzalanan anlaşma, Suriye'nin birliği, bütünlüğü ve bütün bileşenlerin barış içerisinde yaşamasının garantisi olarak nitelendiriliyor.Anlaşmanın bütünüyle uygulanması ile ülkenin üniter yapısının sağlamlaşacağı, ekonomik kaynakların tüm Suriyelilerin eşit bir şekilde hizmetine sunulacağı, daha da önemlisi ülkenin iç meselelerini hallederek güçlü ve müreffeh bir Suriye'nin adımlarını atmaya başlayacağı yönünde.Varılan 14 maddelik anlaşma ile Ankara'da yapılan yorumlar SDG'nin lağvedildiği ve özerk bir yönetim yapısı ihtimalinin tamamen ortadan kaldırıldığı yönünde.

Suriye hükümetinin Kandil'in diren talimatına rağmen 48 saat içinde aldığı sonuç sahadaki gerçekliği de net olarak ortaya koydu deniyor.Bu aşamada ABD'nin de YPG-SDG himayesinin son bulduğu yönündeki tespitleri söylemek mümkün.

Fırat'ın batısında da doğusunda da artık tek devlet olacak, bundan başka bir alternatifin bulunmadığı ortaya kondu tespitleri var.Ankara başından beri hep bunu savundu ve gelinen noktada Suriye'nin tüm devlet dışı yapılardan ve aktörlerden arındırılması, bu yapıların Suriye devlet sistemine entegre olması, ülkenin tüm unsurlarının da katılımıyla meşru Suriye hükümeti tarafından yönetilmesi gerektiği bir kez daha vurgulanıyor.Suriye'nin ve bölgenin istikrarı için hayati önemde görülen bu anlaşmanın uygulanmaya geçirilmesine ilişkin aşamalarının takip edilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Bu konuda gerek Suriye gerekse uluslararası toplumun yükümlülüğüne işaret ediliyor.ANLAŞMA ANKARADA NASIL OKUNUYOR?Bu anlaşma ile Ayn el-Arab'ta ağır silahlar Şam'a devredilecek, orada yerel, özel bir polis gücü bulunacak.Haseke'ye Suriye hükümeti vali atayacak.

Kamışlı da Haseke'nin bir ilçesi; dolayısıyla orası da hükümete geçecek diye okunuyor.Haseke'ye atanacak ismin Mazlum Abdi olabileceği konuşuluyor.

Ancak bu onlara özerklik tanındığı anlamına gelmiyor.

Kürtlere Şara'nın kararnamesi ile tanınan hakların da bir sembolik göstergesi olarak atanacak vali Kürt olacak.

Burada önemli olan Suriye'deki Kürtlerin temsil edilmesi deniyor.

İyi niyet göstergesi olarak Mazlum Abdi'ye askeri değil sivil bir makam verilmiş olacak.

Kabul ederse edecek, etmezse üzerinde mutabık kalınacak önereceği başka bir isim atanacak.Hem idari hem askeri olarak artık tam entegrasyon sağlanacak.PKK'lılar gidecek, eski rejim kalıntıları gidecek Gitmezse ne olur?

Rakkada, Deyrezorda olan olur Net.Gümrükler, petrol ve doğalgaz sahaları ile kamu idaresi tamamen Suriye hükümetine geçti; gelirden özel bir pay verilmesi söz konusu değil.Suriye'deki Kürtlere 60 yıl sonra vatandaşlık hakkı tanıyan, Kürtçeyi ulusal dil kabul eden, önemli haklar veren bir kararname var.

Yani artık terörün de bir gerekçesi kalmadı.

Şara bu kararname ile Suriye'deki Kürtler ile PKK'yı ayırdı tespiti var.Kararname, Suriyedeki Kürtlerin yasal güvencesi olarak görülebileceği gibi, Esad rejiminde ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören Kürtler için tarihi bir kazanım olarak niteleniyor Ankarada.Ankara açısından üç başlık kritik önemde:1- Sınır güvenliğiArtık Türkiye–Suriye sınır hattı tamamen Şam yönetiminde olacak.

Orada yeni bir Kandil yaratılmasının tamamen önüne geçildiği yorumları var.

Bazı süreçler biraz daha zaman alacaktır; ancak bir düzene girdi ve Suriye hükümeti güçlendikçe tehdit ve riskler tamamen bitecek deniyor.2- DEAŞ'lı tutukluların bulunduğu kampların güvenliği ve yasal sorumluluğu Suriye hükümeti tarafından üstlenilecek.

Böylece ABD'nin YPG'yi himaye etmesinin ana gerekçesi de ortadan kalktı.3- Gaz ve petrol sahalarının idaresi tamamen Şam'a devredildi.

YPG'nin en önemli gelir kalemi elinden alındı.

Bu devir ile aslında özerk yapı kurulması imkânı da bitti deniyor.Ankara açısından Suriye'de SDG-YPG'nin lağvedilmesi ve özerk yapı ihtimalinin ortadan kalkması, PKK içinde terörsüz Türkiye sürecine direnen ve sabote etmeye çalışan grupların da artık gerçeklerle yüz yüze kalması anlamına geliyor.YPGNİN SİVİL HALKA SALDIRMASIHaseke'de yenilmenin hırsı ile sivil halka dönük katliam yapanlar var.

Hem sivillere hem güvenlik güçlerine saldırıyorlar.Bir cezaevinde katliam gerçekleştirilmesi insan hakları ihlali.

Umarız dünya bu örgütün gerçek yüzünü daha net görmüştür.

Örgüt içinde direnenler var, bu da beklenmedik bir durum değil.Henüz iş bitmiş değil; itiraz edenler, bozmaya çalışacak olanlar çıkacaktır.

Yapılacak çok iş var deniyor; ancak gelinen nokta bazı gerçekleri net olarak ortaya koydu.

ABD'nin desteğini çekmesi ve sahadaki gerçeklik ile bölgeyi tehdit eden terörün artık son bulması söz konusu.Bu nedenle kaynaklar tarihi bir dönemeçteyiz diyor.

Artık tüm aktörler de bu gerçeklik üzerinden yeniden konumunu gözden geçirecektir.

PKK için artık bundan sonrasına dönük olası bir direniş veya kalkışma çıkmaz bir sokak olarak görünüyor.Ankara iki temel politikayı sürdürecek:1- Bölgenin sorunlarının bölgenin kendi gerçekleri ve dinamikleri temelinde çözümü 2- Bölgenin terörden arındırılmasıKi bu bağlamda Suriyede istikrar ve güvenliğin tesisi, terörsüz Türkiye hedefinin tam anlamıyla başarıya ulaşması için kritik öneme haiz olarak nitelendiriliyor.

İLGİLİ HABER DÜNYA Terör örgütü SDG teslim bayrağı çekti!

Şara tek lider: İşte 14 maddelik anlaşma

İlgili Sitenin Haberleri