Haber Detayı
OSD Başkanı Eroldu: Her şey devletten beklenmez, verimlilik şart
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek’in ihracatçılara yönelik ‘her şeyi devletten beklemeyin’ çıkışı sanayide tartışma yaratırken, otomotiv sektöründen daha dengeli bir yaklaşım geldi. OSD Başkanı Eroldu, Şimşek’in açıklamalarına büyük ölçüde katıldıklarını belirterek, sektörün odağına verimlilik ve rekabetçiliği koyması gerektiğini vurguladı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ihracatçılara yönelik olarak yaptığı “Her şeyi devletten beklemeyin, devletin yapabileceklerinin bir sınırı var” açıklaması, reel sektörde geniş yankı uyandırmıştı.
Özellikle tekstil sektöründen gelen “Biz desteği devletten beklemeyeceksek nereden bekleyeceğiz?” çıkışı, sanayi politikaları ve kamu desteğinin sınırları tartışmasını yeniden gündeme taşımıştı.
Bu tartışmalar sürerken, otomotiv sanayinden daha dengeli ve uzun vadeli bir perspektif geldi.
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, geçen hafta yaptığı değerlendirmede, Şimşek’in açıklamalarına büyük ölçüde katıldıklarını belirterek, sektörün odağına verimlilik ve rekabetçiliği koyması gerektiğini vurguladı.“Rekabetçilik kaybının etkisi hissediliyor” Cengiz Eroldu, otomotivde yatırım kararlarının kısa vadeli reflekslerle değil, uzun soluklu stratejilerle alındığını hatırlatarak, bugün sanayinin 2023–2024 döneminde alınan kararların sonuçlarını hayata geçirdiğini söyledi.
Ancak rekabetçilik kaybının etkilerinin orta vadede daha belirgin hissedilebileceğine dikkat çeken Eroldu, bu durumu sektör açısından önemli bir risk alanı olarak tanımladı.
Eroldu, “Bu noktada otomotiv sanayinin temel sorumluluğu açık” diyerek, hem ana sanayi hem de tedarik sanayi tarafında verimlilik odaklı dönüşümün şart olduğunu ifade etti.
Son iki-üç yılda kur gelişmelerinin yarattığı baskıyı verimlilik çalışmalarıyla dengelemeye çalıştıklarını belirten Eroldu, mevcut ekonomik göstergelerin de bu yaklaşımın ne kadar kritik olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.“Kamu-sanayi ilişkisi karşılıklı alışveriş” Cengiz Eroldu, “Her şeyi devletten beklemek yerine, sanayinin kendi yapması gerekenler var” görüşünü güçlü şekilde desteklediklerini vurgularken, bu yaklaşımın devlet desteğinin önemsiz olduğu anlamına gelmediğinin de altını çizdi.
Türkiye’de kamu yönetiminin otomotiv sanayini her platformda desteklemeye çalıştığını söyleyen Eroldu, asıl meselenin kamu ile sanayi arasında doğru dengeyi kurmak olduğunu dile getirdi. “Türkiye’nin bilançosu, şirketlerin bilançosundan daha önemli” ifadesiyle dikkat çeken Eroldu, sanayinin ülke ekonomisiyle birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti.
Sanayinin istihdam ve katma değer yarattığını, kamu desteğinin de bu nedenle yalnızca Türkiye’de değil ABD ve Avrupa’da da yaygın olduğunu hatırlatan Eroldu, kamu–sanayi ilişkisinin karşılıklı bir alışveriş olduğuna işaret etti.Otodan 41,5 milyar dolarlık ihracat OSD üyelerinin toplam kapasitesinin 2.2 milyon seviyesinde olduğunu hatırlatan Cengiz Eroldu, Avrupa içerisinde ciddi bir üretim kapasitesine sahip olduklarını vurguladı.
Otomotiv sanayinin 2025 yılında önemli başarılar elde ettiğini anlatan Eroldu, “41,5 milyar dolarla bugüne kadar yapılmış olan en büyük ihracat rakamını gerçekleştirdik.
Yine hafif ticari araç ihracatı, 435 bin adetle bugüne kadarki en yüksek rakamına ulaşmış oldu.
Türkiye, Avrupa ve diğer dış pazarlar için otobüs ve minibüs üretiminde önemli bir merkez olma özelliğini sürdürmektedir.
Nitekim 2025 yılında gerçekleştirilen 12 bin 655 adetlik üretim ile bu alanda da bugüne kadar ulaşılan en yüksek ihracat rakamı elde edilmiştir” dedi.İhraçta lider sektör OSD verilerine sektör bazında bakıldığında otomotivin liderlik baremeinin devam ettiği görüldü. “2025 yılında Türkiye’nin toplam ihracatından aldığımız pay, yüzde 16,5’ten yüzde 17,6’ya yükselmiştir.
Aynı zamanda 2025 yılı, birçok alanda en yüksek rakamlara ulaşılan bir yıl olmuştur” dedi.
Kilogram başına ihracat gelirinin 12,19 dolardan 13,10 dolara yükseldiğinin altını çizen Cengiz Eroldu: “Otomotiv sanayi toplamında ise bu değer yaklaşık 1 dolarlık artışla 8,3 dolardan 9,1 dolara çıkmıştır.
Bu gelişme, sanayi adına son derece olumlu bir göstergedir.
Elbette burada şunu da belirtmek gerekir: Euro’nun Amerikan doları karşısında değer kazanması, ihracat rakamlarımızı dolar bazında pozitif yönde etkileyen unsurlardan biri olmuştur.
Bu etkiyi de gerçekçi bir şekilde değerlendirmek gerekir.”“En önemli sorun dengesizlik” Sektördeki en önemli sorunun dengesizlik olduğunu ifade eden Cengiz Eroldu, “Türkiye, hala otomobil ihracatından daha fazla ithalat yapan bir konumdadır.
Bu durum, otomotiv sanayinin doğrudan sorumluluk alması gereken alanlardan biridir.
Türkiye’de otomotiv yatırımlarının artırılması, iç pazara daha fazla Türkiye’de üretilmiş otomobilin sunulması büyük önem taşımaktadır.
Bu konu, önümüzde çalışılması gereken bir başlık olarak durmaktadır. 7,7 milyar dolarlık açık Türkiye ekonomisi açısından son derece önemlidir” diye konuştu.
Tedarik sanayinin yeterince büyümediğini ifade eden Eroldu, bunun temel nedenlerinden birinin, 2024’ten itibaren başlayan ve 2025 yılında da devam eden kur-enflasyon farkı nedeniyle yaşanan rekabetçilik kaybı olduğuna değindi.“Adet bazında haberler iyi ama 2017’nin gerisinde” Adetsel ihracatta da sevindirici bir haber aldıklarını anlatan Cengiz Eroldu, “2025 yılında yüzde 4,4’lük bir artış gerçekleştirdik. 2024 yılında Türkiye’de 1 milyon 13 bin toplam araç ihracatı yapılmışken 2025’te 1 milyon 58 bin ki bu aslında yıl içerisinde sizlerle paylaştığımız beklentilerimize de paralel bir şekilde 1 milyon 50 binin üzerinde bir rakamla gerçekleştirildi.
Hala tabi 2017’de gerçekleştirdiğimiz 1 milyon 333 binin bir miktar gerisindeyiz ama yatırım yapmaya devam eden bir sanayi o açıdan da olumlu bir trendde olduğumuzu söyleyebilirim.
Tabi bizim yaptığımız ihracatın yüzde 60-70’i AB ülkelerine yönelik, o açıdan Avrupa’daki otomobil ve ticari araç pazarının nasıl davrandığı bizim için son derece önemli” açıklamasında bulundu.Yerli payı yüzde 29’a gerilediCengiz Eroldu, 2025 yılında toplam otomotiv pazarında yerli araç payının yüzde 29’a düştüğünü açıklayarak, “Bu oranın bugüne kadarki en düşük seviye.
Yerli payı 2024’te yüzde 31 seviyesindeydi” dedi.
Otomobil tarafında dış ticaret açığının dikkat çektiğini belirten Eroldu, yerli payındaki gerilemeyle birlikte Türkiye’de otomotiv arzının artırılması ve yeni otomobil yatırımlarının ülkeye çekilmesinin öneminin bir kez daha ortaya çıktığını kaydetti.Kapasite arttı kullanım geriledi OSD Başkanı Cengiz Eroldu, Türkiye otomotiv sanayiinde 2025 yılında yapılan yatırımların üretim kapasitesini artırdığını ancak kapasite kullanım oranlarında gerileme yaşandığını söyledi.
Eroldu, toplam üretim kapasitesi 2 milyon adetten 2 milyon 200 bin adede yükseldiğini belirterek, kapasite kullanım oranının 2024’te yüzde 70 seviyesindeyken geçen yıl yüzde 67’ye gerilediğini kaydetti.
Eroldu, yüzde 67–70 bandındaki kapasite kullanımının rekabetçilik açısından yeterli olmadığını anlatarak, hedeflerinin yapılan yatırımlarla bu oranı yukarı çekmek olduğunu ifade etti.
Kur, enflasyon ve makroekonomik baskıların sürdüğü bir dönemde yüzde 70’in altında kapasiteyle çalışmanın sektör açısından ciddi bir zorluk yarattığını belirten Eroldu, otomotiv sanayinin bu iki baskıyı aynı anda yönetmeye çalıştığını da dile getirdi.Traktör zorda ithal kamyon da kapasiteyi baskıladı Cengiz Eroldu, alt kırılımlara bakıldığında en olumsuz tablonun traktör üretiminde yaşandığına dikkat çekti. 2025 yılında traktörlerde kapasite kullanım oranının yüzde 35 seviyesine gerilediğini belirten Eroldu, bu düşüşün tarım sektöründeki zayıf seyir ve talep daralmasından kaynaklandığını söyledi.
Kamyon tarafında ithalatın artmasının, Türkiye’deki üretim tesislerinde kapasite kullanımını olumsuz etkilediğini ifade eden Eroldu, bunun yerli üretim açısından önemli bir risk alanı oluşturduğunu vurguladı.AB menşeinde Türkiye'yi Gümrük Birliği ayırıyor ‘Made in EU’ konusuna da değinen Cengiz Eroldu, olası en kötü senaryoların yalnızca Türkiye’de üretilen otomobilleri değil, tedarik sanayi ve komponent üretimini de kapsayacağını belirtti.
Ancak bu riskin sadece Türkiye’ye özgü olmadığını vurgulayan Eroldu, Avrupa Birliği’ne üye olmadan AB’ye otomobil ihraç eden Fas ve Sırbistan gibi ülkelerin de aynı tabloyla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Türkiye’nin bu ülkelerden ayrıştığı temel noktanın Gümrük Birliği anlaşması olduğunu ifade eden Eroldu, “Fas ve Sırbistan’ın Gümrük Birliği yok.
Türkiye bu açıdan bir adım önde” değerlendirmesinde bulundu.
Bu çerçevede risk bulunduğunu ancak bunun abartılmaması gerektiğini belirten Eroldu, mevcut hukuki altyapının Türkiye otomotiv sanayisi için önemli bir koruma sağladığını vurguladı.