Haber Detayı
TAİDER Başkanı Perçin: Aile şirketlerinin uzun ömürlü olması için ‘kasalar’ ayrılmalı
Aile işletmelerinde birinci nesilden ikinciye geçiş oranının yüzde 30, ikinci nesilden üçüncüye geçiş oranının yüzde 12, üçüncü nesilden dördüncü nesle geçiş oranının ise yüzde 4 olduğuna işaret eden TAİDER Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin, “Gelecek kuşaklara aktarılması için şirket kasasıyla, ortakların kasasının ayrı olması lazım” dedi.
Hamide HANGÜLEkonominin bel kemiğini oluşturan aile işletmeleri, üretimden ihracata, istihdamdan inovasyona kadar Türkiye’deki işletmelerin yaklaşık yüzde 95’ini oluşturuyor.
Bu yapıda en kritik konu şirketin gelecek kuşaklara aktarılması.
İstatistiklere göre, aile işletmelerinde birinci nesilden ikinciye geçiş oranının yaklaşık yüzde 30 olduğuna işaret eden Türkiye Aile İşletmeleri Derneği (TAİDER) Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin,“İkinci nesilden üçüncüye geçme yüzde 12, üçüncü nesilden dördüncüye ancak yüzde 4’ü geçebiliyor” diye konuştu.Odağımız, aile işletmelerinin sürdürülebilirliği İş Portföy ve TAİDER’in, aile işletmelerinde sürdürülebilirlik ve finansal bilinçte bilgi paylaşımını güçlendirmek için üç yıllık stratejik işbirliğinin duyurulduğu basın toplantısında konuşan Perçin, Türkiye’de işletmelerin yüzde 95-96’sının aile şirketi olduğunu söyledi.
Perçin, sözlerini şöyle sürdürdü:“İlk odaklandığımız konu, aile şirketlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak.
Yani ‘ne yaparsak aile şirketleri sürdürülebilirliğini korur’ diye...
Biz, daha çok nesiller arası devir, kurumsallaşma, sistem kurma, şirketin devamlılığıyla ilgiliyiz” dedi.
İş Portföy ile gerçekleştirilen işbirliği kapsamında ise dört ilde Kuzey Yıldızı etkinliği düzenleyerek aile şirketleriyle bir araya geleceklerini açıklayan Perçin, “Üç yıl boyunca çok güzel işler yapacağız.
İstanbul, İzmir, Gaziantep, Ankara’da paneller düzenleyeceğiz.
Aile işletmeleriyle daha çok birlikte olacağız.”Aile anayasasından önce kurumsallaşma önemli Türkiye’deki işletmelerin ömrünün ortalama 25-30 yıl gibi düşünüldüğünde, nesiller arası geçişin düzgün yapılması, aile anayasasının sınırlarının çizilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Perçin, “Şirketler bizim için emanet.
Onlar bir değer.
Kurucu neslin bin bir emekle kurduğu işler maalesef üçüncü nesillerde patlayınca insanın canı acıyor.
O nedenle o emaneti iyi geçirmek lazım” dedi.
Aile şirketlerinde aile anayasasından önce şirketin belli bir sistem içinde yürüyor olması gerektiğine işaret eden Perçin, “Önce şirketi kurumsallaştırmak, sistemi kurmak çok önemli.
Bir de şirketin kasasıyla, ortakların kasasının ayrı olması” diye konuştu.İş Portföy Genel Müdürü Burak Sezercan da aile şirketlerinin, üretimden istihdama ve yatırıma kadar ekonominin bel kemiğini oluşturduğunu, bu yapının kalıcı başarısının güçlü bir finansal perspektifin yanında sağlıklı ve sürdürülebilir yatırım kararlarıyla mümkün olduğuna işaret etti.
Aile işletmelerinin sürdürülebilirliğinin önemine vurgu yapan Sezercan, “Bugün üretim, ihracat, ithalat, inovasyon, hangi alana bakarsanız aile işletmeleri görüyorsunuz.
Dolayısıyla sürdürülebilirliği çok önemli.
Bu iş memleket meselesi diyoruz.
TAİDER’le işbirliğimizin ana teması finansal sürdürülebilirlik, nesiller arası geçişlerde aile işletmelerinin yara alarak değil, güçlenerek ekonomiye katkılarının devam etmesi.
Üç yıllık işbirliğimiz boyunca TAİDER zirvesinde ana sponsor olarak yer alacağız.
Birincisi, ulusal aile işletmeleri zirvesi, ikincisi de aile işletmeleri sürdürülebilirlik toplantıları.
Bu yıl il bazında İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep olmak üzere, sonra diğer illerimizde yayılacak şekilde gerçekleştirilecek” diye konuştu.
Sezercan, aile fonlarının da olduğunu, söz konusu fonların değer katarak yönetilmesinin de önemli olduğunu vurgu yaptı.Kuşaklara aktırılamamada üç ana başlık varAile işletmelerinin yeni kuşaklara aktarılamama ve ortalama 25-30 yılda ömrünü tamamlama nedenlerine yönelik bir başka soru üzerine Gülfem Yorgancılar Perçin, bu nedenleri şöyle açıkladı:“En temeli aile içi iletişim, nesiller arası devir, kurumsallaşamama gibi başlıklar ilk üçte başı çekiyor.” Aile şirketlerine nasıl bir yönlendirme yaptıkları sorusuna ise Perçin, şöyle yanıt verdi:“Program bittikten sonra firmaya bir geri bildirim raporu hazırlıyoruz. ‘Bakın burada zafiyet var, o konuya eğilirseniz iyi olur’ diye.
Raporu verdikten sonra bu, şirketin inisiyatifine kalmış.
Çünkü bu bir bütçe işi.
Ancak Kuzey Yıldızı’na katılan firmalar bir daha katılabiliyor.
Yani eksik gördüğü şeyi tamamlıyor, sonra tekrar katılıyor.
Bu programı bitirdikten sonra da başka regülasyonlara başvuruyorlar.”Aile şirketleri arasındaki anlaşmazlıklarda derneğin hakem rolü olup olmadığı yönündeki bir soru üzerine Perçin, bunun şirket içi bir durum olduğunu ifade etti.
Perçin, “Şirketin önce kurumsallaşması, sonra aile anayasasının gelmesi lazım.
Aile anayasasını da belirli dönemlerde güncellemek lazım” dedi.