Haber Detayı
Kartalkaya'daki otel yangınında eşini ve kızını kaybeden babanın acısı yürek burkuyor
Bolu'daki bir otel yangınında eşi ve kızını kaybeden Hilmi Altın, yaşadığı acının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen yüreğindeki derin yarayı hiç unutamadığını ifade ediyor. Yangının ardından yakınlarının mezarlarını ziyaret eden Altın, adalet arayışının da kendisi için bir dönem oldu.
Bolu'da geçen yılki otel yangınında eşi Kübra ve 9 yaşındaki kızı Alya'yı kaybeden Hilmi Altın, acısını yüreğinde ilk günkü tazeliğiyle yaşıyor.Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te 78 kişinin hayatını kaybettiği, 137 kişinin yaralandığı yangının üzerinden yaklaşık 1 yıl geçti.Yangında yaşamını yitirenlerin acısı, yüreklerdeki tazeliğini koruyor.
Otelde yakınlarını kaybedenlerden biri de Hilmi Altın.
İzmir'de ticaretle uğraşan ve güzel bir tatil hayaliyle gittiği otelde eşi Kübra Tonguç ve kızı Alya'yı kaybeden Altın, yangında tutunmaya çalıştığı pencereden yerdeki yatak üzerine düşerek kurtuldu.Yangından sonra eşi ve kızının hatıralarıyla dolu evine girmekte zorlanan Altın, eşini ve kızının mezarlarını sık sık ziyaret edebilmek için Manisa'nın Soma ilçesinde kayınpederi ve kayınvalidesiyle kalmaya başladı.Her sabah iş yerinden önce Soma Belediye Mezarlığı'na gidip eşine ve kızına dua eden Altın, kabirlerin yanına koyduğu tabureye oturup gözyaşı döküyor.Altın, olaydan sonra hiçbir eşyanın yerinin değiştirmediği kendi evine ise ara sıra ailesinin anılarını yaşatmak için uğruyor.Hilmi Altın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, acısının hiç dinmediğini söyledi.Yaşananları bir türlü kabullenemediğini ifade eden Altın, "Her sabah kahvemi alıyorum geliyorum, önce dua ediyorum.
Sonra sabah Alya'mı okula yollamış gibi eşimle kahve sohbetimi yapıyorum.
Ondan sonra işe gidiyorum.
Mezarlarını hala yaptıramıyorum.
Yaptırınca kabullenmiş olacağım diye düşünüyorum." dedi.Altın, olayın üzerinden bir sene geçtiğine inanmak istemediğini kaydederek, "Doğal bir ölüm olmadığı için insanın bunu idrak etmesi de zaman alıyor.
Bir adalet arayışı da olunca aslında yası bir anda bir kenara bırakıp insan bir an evvel bu büyük katliamda sorumluluğu olan kişilerin cezalandırılmasını istiyor." diye konuştu.Yangına ilişkin yargılama sürecinde Bolu'ya gidip gelirken kilometrelerce yol katettiğini, amacının olayı tam olarak anlamak ve anlatmak olduğunu belirten Altın, "Eve geliyorsun.
Kapıyı çalma lüksüm yok artık çünkü evde kimse yok.
Tek başına giriyorsun eve.
Sessizliğin içinde kalıyorsun.
O zaman insan gerçekten çok zorlanmaya başlıyor." ifadelerini kullandı.Tatil planını yapan çocuklar heyecanlarını yaptıkları takvime çizmişlerHilmi Altın, yangında hayatını kaybeden Atakan Yalçın ve 10 yaşındaki kızı Derin Elif Yalçın'ın aile dostları olduklarını, Alya'nın en yakın arkadaşı olduğu Derin ile tatile gitmek için plan yaptığını söyledi.Kızları çok istediği için tatile gitmeyi kabul ettiklerini belirten Altın, şöyle konuştu: "Alya'nın çok büyük hayaliydi.
Daha önce en yakın arkadaşıyla hiç tatil yapmamıştı.
Hayalleri de ortaktı.
Beraber üniversite okumak ve ev arkadaşı olmak istiyorlardı.
İkisi de veteriner olmak istiyordu, hayvanları çok seviyordu.
Son hafta yaptık rezervasyonu ama şunu gördüm, Alya ve Derin beraber takvim yapmışlar, o takvim çok daha geriden başlıyor.
Alya burada 16 günden başlatmış takvimi. 16 gün kala daha biz ne rezervasyon ne gideceğimizle ilgili bir konuşma yapmıştık hatta ben inatla diyordum ki 'Gitmeyeceğiz.' Alya ve Derin puset arkadaşıydı, can arkadaşlardı, beraber büyüdüler.
Aynı okullara gitmediler ama eve geldiklerinde yine beraberlerdi.
Biz şehir değiştirdik, o bağ yine kopmadı.
Beraber melek oldular.
Derin babasını yanında götürdü, Alya'm annesini götürdü."Altın, yangında hayatını kaybeden 78 kişinin toplum tarafından hep sevileceğini, emanetlerine sahip çıkacaklarını belirtti.Ailesiyle birlikte yer aldığı görüntüler ve fotoğraflara bakarak özlemini gidermeye çalışan Altın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bazen kendimi videoyu izlerken kahkahalar içinde buluyorum çünkü o ana dönüyorum ama video bittiğinde ve ayağa kalktığımda gerçeklik yüzüme vuruyor.
Hiçbir zaman 'Böyle büyük bir acıyı yaşıyorum ama lanet olsun.' demedim.
Herhalde bize başka türlü bir vazife bırakıldı.
Onların mertebesi daha yüksekmiş ki bizden daha erken gittiler.
Belki Rabb'im diyor ki 'Siz başka olayların olmasını engelleyeceksiniz.' Biz de bunun için çaba vereceğiz.
Zor olan bu kadar büyük sevgiden mahrum kalmak, hayatını adadığınız şeylerin bir anda yok olması.
Hayattaki gayemi kaybettim.
Ömrümü adadığım şeyler elimden alındı.
Kalbimin ortasında kocaman bir delik var ve bunun da hiç kapanmayacağını bilerek yaşayacağım."Altın, yargılama sonucunda verilen kararların adil olduğuna inandığını, üst mahkemece onanmasını beklediklerini sözlerine ekledi.