Haber Detayı

‘Stratejimiz kültür ve sanatın insanlara ve topluma yararlarını görünür kılmak’
Kelebek hurriyet.com.tr
18/01/2026 07:00 (8 saat önce)

‘Stratejimiz kültür ve sanatın insanlara ve topluma yararlarını görünür kılmak’

İstanbul’un kültür ve sanatın başkenti olarak anılmasında büyük payı olan festivalleri düzenleyen İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) artık yeni bir genel müdürü var. Kurumda 20 yıldır çalışan Yeşim Gürer Oymak yeni görevinin açıklanmasıyla yaşadığı heyecanı anlattı.

Yeşim Gürer Oymak İKSV Genel Müdürlüğü görevini Görgün Taner’den devralacak.Düzenlediği etkinliklere bilet almak için kuyrukta beklediği kuruma genel müdür olmak...

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) genel müdürlüğüne getirilen Yeşim Gürer Oymak’ın geçen hafta yaşadığı heyecanı tahmin etmek hiç zor değil. 20 yıldır vakıfta çalışan Oymak hem mutluluğunu Hürriyet Pazar’la paylaştı hem de hedeflerine ilişkin sorularımızı yanıtladı.20 yıldır bir parçası olduğunuz ailede önemli bir görev üstlendiniz.

Vakfın kapısından ilk girdiğiniz günü anımsıyor musunuz?

Bu önemli görevi üstleneceğim için hem çok mutluyum hem de çok heyecanlıyım; İstanbul’un en köklü kültür-sanat kurumunun genel müdürlüğünü devralacak olmak bana onur veriyor.

İKSV’yi düşündüğümde vakfın kapısından ilk girdiğim günden de önce, AKM önünde ilk sıra bekleyişlerimiz geliyor aklıma. 90’larda farklı kültür kurumlarında çalışarak başladığım, 2006’dan bu yana da önce İstanbul Müzik Festivali Direktörü, sonra genel müdür yardımcısı olarak İKSV’de sürdürdüğüm çalışma hayatıma yön veren tutkunun temeli o zamanlarda atılmıştı.

Savaşlar, ekonomik krizler, yapay zekâ gibi teknolojik gelişmelerin yıkıcı yönleri.

Bu dönem kültür-sanat kurumlarını sizce nasıl etkileyecek?Bugün karşı karşıya olduğumuz teknolojik dönüşüm, iklim krizi, toplumsal çatışmalar gibi konular sanat üretimini ve sunumunu doğrudan etkiliyor.

Yapay zekâ, sanat üretiminin yerini tutamayacak olsa da bana kalırsa sanatçının rolünü kökten yeniden tanımlayacak.

Bu koşullarda kültür-sanat kurumlarının da tüm bu konulara duyarlı, esnek, etkileşime açık olması gerekiyor.

Önümüzdeki dönemde kültür-sanat ekosistemini, özellikle canlı performans sanatlarını güçlendirmek ve devamlılığını sağlamak bizim ve bizim gibi kurumların öncelikleri arasında olacak.

Stratejilerimizi de kültür ve sanatın insanlara ve topluma yararlarını görünür kılmak, daha fazla insanın bu ekosistemin parçası olmasını sağlamak yönünde geliştireceğiz.‘Sahne korkum var’Türkler nasıl bir izleyici?Türkiye’de coşkulu, duygusal, samimi, etkileşim içinde olmayı seven bir kültür-sanat izleyicisi var.

Hem klasik hem de güncel olanla çok hızlı bağ kurabiliyorlar.

Seyircimizdeki bu denge ve çeşitlilik, program yaparken geniş bir perspektiften bakmamızı sağlıyor.

Dünyada kültür-sanat alanında olan biteni yakından takip eden, içeriği çok iyi değerlendirebilen, nitelikli bir izleyici kitlemiz var.Bugüne kadar birçok sanatçı ve topluluğu seyirciyle buluşturdunuz.

Sizde ayrı yeri olanlar var mı?Ne mutlu ki bana, İstanbul Müzik Festivali Direktörü’yken festivalde görmek istediğim sanatçı ve toplulukların büyük bir çoğunluğunu İstanbul’a davet edebilme şansına eriştim.

Ama tabii bazı konserler var ki, benim için apayrı bir öneme sahiptir.

Bunlardan biri 2010’da günümüzün en büyük bestecilerinden Arvo Part’ın (Estonyalı besteci) İstanbul Kültür Başkenti için yazdığı eserin dünya prömiyerini festivalde gerçekleştirmek ve kendisine ödül vermek.

Diğeri Berlin Filarmoni Orkestrası’yla Efe (viyolonsel) ve Fora (kontrbas) Baltacıgil kardeşlerin solist olmaları ve son olarak 2011’de Venezuela’dan getirdiğimiz günümüzün yıldız şeflerinden Gustavo Dudamel yönetiminde Simon Bolivar Senfoni Orkestrası’nın konserleri ve etkinlikleriydi.Konservatuvar mezunusunuz.

Hiç sahnenin arkasında değil de önünde olmayı istedi- ğiniz oldu mu?Uzun yıllar konservatuvarda piyano eğitimi almış olsam da sahneye çıkmak benim için hiçbir zaman bir öncelik olmadı, bilakis çocukluğumdan beri sahne korkusu olan bir insanım.

İşin mutfağı ve artistik programlama benim için her zaman daha ilgi çekici bir alan oldu.İKSV’nin festivallerinin sadık bir kitlesi var.

Ama bir yandan da hayatının büyük bölümü dijital dünyada geçen genç kuşaklar var arkadan gelen.

O gençleri festivallere çekmek için neler yapmayı planlıyorsunuz?Yeni kuşak içerikle ilişkisini daha hızlı, daha çokyönlü ve daha katılımcı bir biçimde kurmak istiyor.

Bu da bizim hem anlatım dilimizi hem de erişim yollarımızı gözden geçirmemizi gerektiriyor.

Biz de yeni izleyici kitleleriyle iletişimin farklı yollarını deniyor ve içerikler üretiyoruz.

İKSV dijital erişim kanalları için bu mecranın alışkanlıklarına uygun içerikler üretiyor, bienal ve festival programlarımız içinde mutlaka çocuklar ve gençlerle bir araya gelebileceğimiz etkinliklere yer veriyoruz.

İKSV Alt Kat’ın yürüttüğü çalışmalar, Eczacıbaşı Genç Bilet gibi gençlerin etkinliklere erişimini kolaylaştırmaya yönelik uygulamaları da bu anlamda çok önemsiyoruz.Kültür-sanat alanında çalışmak isteyen çok genç var.

Onlara tavsiyeleriniz neler olur?Kültür-sanat dünyası farklı disiplinleri buluşturan, hayatla ve insanla doğrudan ilişki kuran bir alan.

Belki tam da bu yüzden, sadece mesleki bir yol değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi.

Bu alana adım atmak isteyen gençlere öncelikle açık fikirli ve meraklı olmalarını, farklı alanlardan beslenmelerini ve dünyada bu alanda ne olup bittiğini sürekli takip edip bilgilerini güncel tutmalarını öneririm.

İşin mutfağında olmak zaman zaman yorucu olabilir ama bir fikrin hayata geçişini adım adım tecrübe etmek, bir sanatçıyı izleyicileriyle buluşturmak, o büyülü anların insanların hayatlarına kattıklarına bizzat şahit olmak her şeye değer. ‘Bir sonraki bienalin hazırlıklarına başladık’18.

İstanbul Bienali’nin son iki ayağının iptal edilmesi tartışmalara neden oldu.

Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?18.

İstanbul Bienali için Christine Tohmé bize üç ayaklı bir küratoryal çerçeve üzerinde çalışmak istediğini söylemiş ve üç yıla yayılacak bir yapı önermişti. 2025’te de çok başarılı bir bienal düzenledik; 600 bini aşan izleyici sayılarına ulaştık, zengin bir düşünce dünyası sunan ve farklı karşılaşmalar için alan yaratan bienal sergisini dünyanın dört bir yanından sanat profesyonelleri de takip etti.

Serginin izleyiciyle kurduğu ilişki, sergileme dili özellikle dikkat çekiciydi.

Bu başarılı ilk ayağın ardından küratörümüz, kişisel sebeplerle bienalin ikinci ve üçüncü ayaklarını sürdüremeyeceğini belirtti.

İKSV olarak bizim görevimiz bienalde her edisyonun en iyi şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak.

Küratörümüzün kararından sonra da bienali ilk ayağıyla tamamlanmış kabul ederek bir sonraki bienalin hazırlıklarına başladık.

İlgili Sitenin Haberleri