Haber Detayı

Gazi’nin son söylevi -2
Dr. r. bülend kırmacı haber3.com
17/01/2026 18:16 (1 saat önce)

Gazi’nin son söylevi -2

Gazi’nin son söylevi -2

Atatürk’ümüzün 1 Kasım 1937 tarihinde TBMM 3.

Yasama Yılı’nı açış konuşmalarını, tarihe bir kez daha geçsin diye dört bölümlük bir yazı dizisi olarak siz okurlarımızla paylaşmak istedim.

Bu makale bu yazı dizisinin ikinci bölümünü oluşturmaktadır.Kısaltmalar yaparak ve naçizane kendi yorumlarımı da katarak aktaracağım bu Konuşmanın tam metnine aşağıda kaynak olarak vereceğim linkten erişilebilir (*).Gazi konuşmasında şöyle sesleniyor:“Dış ticarette izleyeceğimiz ana prensip, ticaret dengemizin aktif karakterini korumaktır.

Çünkü Türkiye'de ödeme dengesinin en önemli temelini bu oluşturmaktadır… Kota uygulaması, belirgin anlaşma şartlarımızı kabul etmiş ülkeler için tam olarak kaldırılmıştır.

Bu ülkelerden piyasanın kayıtsız şartsız ithalat yapabilmesi sağlanmıştır.”(Atatürk burada dış ticaret dengesi ve dış ticarette “karşılıklılık” ilkesini vurgulamakta bu düşüncesini “iç ticarete gelince, bunda, en önde gördüğümüz kural, kurumlaştırma ve belirgin ticaret kuruluşları kurma ve akılcı çalışmadır.” diyerek bir metodolojik esasa bağlamaktadır. -bk)Gazi’nin “piyasa ekonomisi” tanımlaması henüz literatüre girmeden bu konudaki tespitleri de büyük öngörüsünün ve halkçı düşünce yapısının bir belirtisidir:“Kesin zorunluluk olmadıkça piyasalara karışılmaz; bununla birlikte hiçbir piyasada da başı boş değildir.

Sırası gelmişken Cumhuriyetin tüccar düşüncesini de kısaca belirteyim.

Tüccar, ulusun emeği ve üretiminin değerlendirilmesi için, eline ve bilgisine güvenilen ve bu güvene yaraşır olması gereken adamdır.”(Atatürk, sınırsız bir piyasa ekonomisine belirgin şekilde mesafeli durmakta, ticaret zümresinin “işini yaparken” dürüstlükten ayrılmaması gerektiğine dair belli bir çerçeveyi çizmektedir. -bk)Gazi devamla:“İhracat mallarımız için hükümetin yakın denetimi altında, satış kuruluşlarının kurulması önemlidir.

Bunu göz önünde tutan Ekonomi Bakanlığı geçen yıl içinde, Iğdır'da, Ege ve Trakya bölgelerinde çeşitli konularla ilgili satış kooperatifleri kurmuş ve onları faaliyete geçirmiştir.

Önümüzdeki yıl içinde, başta fındık olmak üzere, diğer belli başlı ürünlerimizi de ilgilendiren birlikler kurulmalıdır.” demektedir.(Planlı kalkınmadan yana olan Atatürk, üretimin girdi ve çıktılarının tüm Ulusun yararına değerlenmesi için kamu öncülüğünde kooperatifçiliğe vurgu yapmaktadır. -bk)Ve benim de en çok önem verdiğim konulardan biri olan “sanayileşme” konusunda Gazi söylevini şu şekilde taçlandırmaktadır:“Endüstrileşmek, en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır.

Çalışması ve yaşaması için ham maddeleri ülkemizde bulunan büyük küçük her çeşit sanayii kuracağız ve işleteceğiz.

En başta vatan savunması olmak üzere, ürünlerimizi değerlendirmek ve en kısa yoldan, en ileri ve zengin Türkiye idealine ulaşabilmek için bu bir zorunluluktur.”Bu düşünce ile, beş yıllık ilk sanayi planından geri kalan ve bütün hazırlıkları bitirilmiş olan birkaç fabrikayı da ivedi olarak gerçekleştirmek ve yeni plan için hazırlanmak gerekir.”(Atatürk bu sözleriyle, bütünsel kalkınmanın ve halkçı ekonominin gerçeğinde hayatımıza kazandırdığı Planlama anlayışına atıfta bulunmakta ve sanayileşmeyi, endüstrileşmeyi “ulusun büyük davası” olarak tanımlamaktadır…-bk)Gazi, konuşmasının bu bölümünde ekonomik yaşamın vazgeçilmez ve asli unsurlarından olan “küçük esnaf ve sanatkara” da değinmektedir:“Küçük esnafa ve küçük sanayi sahiplerine, ihtiyaç duydukları kredileri kolayca ve ucuzca verecek bir kurum kurulmalı ve kredinin, normal şartlar altında, faiz oranı azaltılmaya çalışılmalıdır.”…Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1 Kasım 1937 konuşmasının bence en önemli bölümlerinden biri madencilik ile ilgili olan bölümdür.Şöyle sesleniyor Gazi:“Türkiye'de devlet madenciliği, milli kalkınma çalışmaları ile yakından ilgili önemli konulardan biridir.”Tekrar okuyalım:“Türkiye'de devlet madenciliği, milli kalkınma çalışmaları ile yakından ilgili önemli konulardan biridir.”(Bu sözün üzerine söylenecek söz olmasa gerekir.

Atatürk madenciliği kamusal bir uğraş, bir temel faaliyet alanı olarak yiğitçe tanımlamıştır. -bk)“Genel endüstrileşme düşüncemizden başka, maden araştırma ve işletme işini, her şeyden önce, dış kredi imkanlarımızı ve döviz gelirimizi artırabilmek için sürdürmek ve buna özel bir önem vermek zorundayız.Maden Tetkik ve Arama Dairesinin çalışmalarında gelişme göstermesini ve bulunacak madenlerin, rantabilite hesapları yapıldıktan sonra, planlı biçimde hemen işletmeye konulmasını sağlamanız gerekmektedir.

Elde bulunan madenlerin en önemlileri için üç yıllık bir plan yapılmalıdır.Ereğli Şirketini satın aldığımızı ve Ereğli kömür havzasında rasyonel bir üretim planının, günün sorunu olduğunu biliyorsunuz.

Bunun tamamlanması çabuklaştırılarak, kömür üretimimiz kısa bir sürede en az bir misli artırılmalıdır.Diğer yandan Maden Tetkik ve Arama Dairesinin Divriği sahasında bulduğu ve cevher oranı yüksek olan demir madeninin hemen işletilmesine geçilmeli ve Karabük demir - çelik sanayiimiz ihtiyaç planı dışındaki bölümünün ihracatına başlanılmalıdır.”Madencilikle ilgili söylevinin bu bölümünde yalnız hedef koyan değil o hedefe erişilmesi yolunda atılan somut yapılaşma adımlarını da vurgulayan Atatürk, söylevinin bu bölümünde kendisinin de çok önemsediği liman işletmeleri ve denizcilik konusuna giriyor:“Liman işlerinde modern ve planlı çalışma ve tarifelerde ucuzluk yapılmasının verimli sonuçları, ticarette dikkati çekmiştir.

Bu yolda devam edilmesinde yarar olacaktır.Ekonomik yapımızdaki gelişme, deniz ulaşım araçları ihtiyacını her gün artırmaktadır.

Yeni sipariş edilen gemilerden bir kısmı, önümüzdeki ilkbaharda gelmiş bulunacaktır.

Fakat bunlar, bu günden görülmekte olan ihtiyaca cevap verecek sayı ve büyüklükte değildir.Yeni gemiler inşa ettirmek ve özellikle eski tersaneyi ticaret filomuz için hem tamir, hem yeni inşaat merkezi olarak faaliyete getirmek için gerekli araçları sağlamak zorundayız.”Şu günlerde, yüksek Meclise, su ürünleri ve Deniz Bank hakkında bir tasarı gelecektir.

Konunun yüksek ilginizi çekeceğinden şüphe etmiyorum… En güzel coğrafi konumda ve üç tarafı denizle çevrili olan Türkiye, endüstrisi, ticareti ve sporu ile, en ileri denizci ulus yetiştirmek yeteneğindedir.

Bu yetenekten yararlanmalıyız.

Denizciliği Türk'ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve bunu en kısa zamanda başarmalıyız.”Atatürk’ün 1 Kasım 1937 TBMM Genel Kurulu söylevinin denizcilikle ilgili bölümlerini en geniş bir hatırlatma umuduyla paylaştım.O gün bugündür daha hala bir Denizcilik Bakanlığı yapılandırılamadık, bu eksiğimizi de unutmayalım.Devam edecek…(*): Kaynak: https://cdn.tbmm.gov.tr/TbmmWeb/tarihce/ataturk_konusma/5d3yy.htm

İlgili Sitenin Haberleri