Haber Detayı

Araştırma sonucu: Çalışanların yüzde 84ü çalıştığı kurumu seviyor
cnnturk.com
17/01/2026 14:32 (1 saat önce)

Araştırma sonucu: Çalışanların yüzde 84ü çalıştığı kurumu seviyor

10 ülkede farklı sektör ve yaş gruplarından 8.700 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı araştırmasının sonuçları açıklandı. Araştırmada elde edilen bulgulara göre Türkiyede çalışanların yüzde 84ü çalıştığı kurumu sevdiğini ifade etti.

80 farklı çalışanın içgörüleri ve gerçek yaşam hikâyeleriyle zenginleştirilen çalışmanın, motivasyon, iş-yaşam dengesi ve çalışan beklentilerine dair küresel ölçekte yeni bir tablo sunduğu belirtildi.

Araştırmanın, iş dünyasında Sessiz İstifa ve Büyük Kopuş gibi kavramlarla tanımlanan sürecin aslında bir kopuş değil, bağlılığın yeniden tanımlanması olduğunu gösterdiği belirtildi.Pluxeenin Ipsos iş birliğiyle gerçekleştirdiği İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı araştırması, çalışan beklentilerinde köklü bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor.

Türkiyenin de aralarında bulunduğu Brezilya, İngiltere, Hindistan gibi farklı coğrafyalardan 10 ülkede, 8.700 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre, küresel olarak çalışanların yüzde 83ü çalıştığı şirketi sevdiğini ya da olumlu hisler beslediğini ifade ediyor.

Ancak bu bağlılık artık koşulsuz bir adanmışlık üzerinden değil; denge, anlam ve karşılıklı değer temelinde şekilleniyor.Kamuoyunda iş hayatı çoğu zaman sessiz istifa ve büyük kopuş kavramlarıyla anılırken araştırma, bu anlatının eksik kaldığını gösteriyor.

Bulgulara göre Türkiyede çalışanların yüzde 84ü çalıştığı kurumu sevdiğini ya da beğendiğini ifade ederken çalışanlar işteki iyi olma hâllerini 10 üzerinden 7,9 puanla değerlendiriyor.

Bu tablo, çalışanların işlerinden duygusal olarak uzaklaşmadığını; aksine iş ve işyeriyle beklenenden daha güçlü fakat daha dengeli bir bağ kurduğunu ortaya koyuyor.

Dengeli Bağlılık kavramı, bağlılığın biçim değiştirerek daha bilinçli, değişken ve sınırları olan bir tutum haline geldiği gerçeğine işaret ediyor.Araştırma, Türkiyede iyi yaşam algısının merkezinde maddi göstergelerden çok insan ilişkilerinin yer aldığını net biçimde ortaya koyuyor.

Türkiyede çalışanların yüzde 54ü hayatı iyi kılan en önemli unsur olarak etrafımda iyi insanlar var ifadesini öne çıkarırken; kendine zaman ayırabilmek (yüzde 42) ve iyi hissetmek (yüzde 41) ikinci sırada geliyor.

Çalışanlara Haftada fazladan 4 saatin olsaydı ne yapardın? sorusu yöneltildiğinde ise yüzde 31i sevdikleriyle daha fazla vakit geçirmek istediğini, yüzde 19u ise egzersiz yapmayı tercih edeceğini belirtiyor.Öte yandan çalışanların yüzde 35i işinin hayatının merkezinde olduğunu söylerken yüzde 58i elimden geldiğince çok çalışırım diyor – bu gelişmekte olan ekonomiler ortalamasının oldukça üzerinde bir oran.

Ancak bu tablo, işin her şeyin önüne konulduğu bir yaşamı değil; çabanın ilişkiler, kişisel iyilik hâli ve zamanı yönetebilme becerisiyle dengelendiği bir yaklaşımı işaret ediyor.Pluxee Türkiye CEOsu Eda Uluca Özcan, araştırmanın iş dünyası için taşıdığı mesaja şu sözlerle dikkat çekti: Günümüzde çalışanları yalnızca işteki rolleriyle ele almak artık mümkün değil.

Araştırmamız, her geçen gün daha fazla çalışanın iş ile kişisel yaşam arasında yeni bir denge kurduğunu ortaya koyuyor.

Biz bu yaklaşımı Dengeli Bağlılık olarak tanımlıyoruz.

Bu yaklaşım, şirketlerle çalışanlar arasındaki ilişkiyi de köklü biçimde yeniden tanımlıyor.

Türkiyede çalışanların yüzde 43ü için samimi ve destekleyici bir iş ortamı iş yerinde memnuniyetin en önemli unsuru. yüzde 40ı gösterdiği çabanın görülmesini ve takdir edilmesini bekliyor, yüzde 35i ise özerklik ve karar alma yetkisinin kendileri için kritik olduğunu söylüyor.

Bugün bağlılık; sessizce geri çekilmek ya da koşulsuzca adanmak arasında değil, karşılıklı güven ve değer üretimi üzerinde şekilleniyor.

İşverenler için asıl fark yaratan nokta da burada başlıyor: çalışanlarını tek tip beklentilerle değil, bireysel ihtiyaçları ve yaşam evreleriyle anlayabilmek.Araştırma, çalışan bağlılığının artık ya tamamen adanmış ya da kopmuş gibi keskin tanımlarla açıklanamayacağını gösteriyor.

Bağlılık; hayatın farklı evreleri, kişisel öncelikler ve bireyin içinde bulunduğu koşullara göre ton değiştiriyor.

Bu dönüşümü bireyin özel hayatına verdiği önem ve kişisel hedefleriyle toplumsal aidiyet arasında kurduğu denge olmak üzere iki temel eksen üzerinden ele alan araştırma, sekiz farklı bağlılık profili ortaya koyuyor.

Araştırmada bağlılık, sabit bir tutum değil; hayatla birlikte şekillenen, esneyen ve yeniden ayarlanan canlı bir deneyim olarak karşımıza çıkıyor.Araştırma, Türkiyede iş yerini cazip kılan unsurlara dair de içgörüler sunuyor.

Çalışanlar için iyi maaş yüzde 48 ile ilk sırada yer alırken ihtiyaca uygun yan haklar yüzde 36 ile hemen ardından geliyor.

Çalışma aynı zamanda, çalışanların destekleyici bir ortam, takdir edilme ve kendilerine zaman ayırabilme gibi insani ihtiyaçlara her zamankinden daha fazla önem verdiğini ortaya koyuyor.Eda Uluca Özcan, araştırmanın özellikle bağlılık konusunda önemli bir tablo çizdiğini, bağlılığı şekillendiren beklenti ve motivasyonların değiştiğini vurgulayarak şöyle konuştu: Çalışanı gerçekten gören, dinleyen ve destekleyen kurumlar, bağlılığı doğal olarak güçlendiriyor.

Bu araştırma ile çalışma hayatının geleceğini şekillendiren bu yeni bağlılık kurallarını keşfetmeyi, liderler ve karar vericiler için görünür kılmayı amaçladık. çalışan–işveren ilişkisini yalnızca ölçen değil, geliştiren bir yaklaşımla; daha insan odaklı, dengeli ve sürdürülebilir bir çalışma dünyasına katkı sağlamaya devam edeceğiz.

İlgili Sitenin Haberleri