Haber Detayı
Çin’in Kuzey Kore hamlesi: Nükleer silahları...
Rusya ve ABD baskısı altında şekillenen yeni jeopolitik tabloda Çin, Kore Yarımadası’nda nükleer krizi çözebilecek tek aktör olarak öne çıkıyor.
Donald Trump’ın yeniden Beyaz Saray’a dönmesi ve Rusya-Ukrayna savaşı, Kuzeydoğu Asya’nın jeopolitik manzarasını, özellikle de Çin’in bölgedeki rolünü değiştirdi.
Bu değişim, Kuzey Kore ile Rusya arasında imzalanan savunma anlaşması ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e destek amacıyla asker konuşlandırma kararıyla somutlaştı.
Bu gelişmeler, stratejik itidal yönündeki son kalan tüm yanılsamaları da ortadan kaldırdı.
Rusya Kuzey Kore’ye finansman ve teknoloji sağlarken, Japonya ve Güney Kore askeri harcamalarını hızla artırıyor ve nükleer kapasite geliştirilmesini dahi gerektirebilecek uzun vadeli bir çatışmaya hazırlanıyor.
Bu adımlar, nihayetinde bölgenin istikrarsızlaşmasına yol açabilecek ve Çin’in hedeflerini, çıkarlarını ve stratejik planlarını zayıflatabilecek nitelikte.
Çin’in Kore Yarımadası’ndaki hedefleri Çin’in Kore Yarımadası’na yönelik uzun vadeli hedefleri, ulusal çıkarlarının güvence altına alınmasını sağlayacak bölgesel istikrara dayanıyor.
Pekin, ilgili taraflar arasındaki engelleri aşarak sükuneti tesis etmek için çaba göstermeye devam ettiğini ve anlaşmazlıkların diyalog ve diplomatik kanallar yoluyla çözülmesi çağrılarını defalarca yinelediğini her zaman dile getirdi.
Buna karşın, kuzeydeki komşusunun provokasyonları ve Kim rejiminin nükleer faaliyetlerini sürdürmesi karşısında Çin’in tutumu uzun süre belirsizliğini korudu.
Bu veriler ışığında, Çinli gözlemciler Pekin’in artık Kim’e reddedilemeyecek bir teklif sunmasının, inisiyatifi ele alarak Kore Yarımadası’nda arzu edilen barış ve istikrarı sağlayacak cesur bir plan başlatmasının ve böylece ülkenin önde gelen bir bölgesel güç olarak konumunu güçlendirmesinin zamanı geldiğini düşünüyor.
Jiang Li: Pyongyang Çin’den güvenlik garantilerine ihtiyaç duyuyor Bu bağlamda, Wenxuan Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde uluslararası ilişkiler profesörü olan Jiang Li, yaptığı açıklamada, Ukrayna savaşı başta olmak üzere birçok cephede yaşanan son gelişmelerin ve ABD’nin 3 Ocak’ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun devrilmesiyle sonuçlanan son operasyonunun, Pekin için Kore Yarımadası’ndaki krizi sona erdirecek bir girişim sunmak adına uygun bir fırsat oluşturduğunu belirtiyor.
Jiang, Pyongyang’ın Caracas’ta Maduro’ya yapılanların kendisi için de tekrarlanmasından, yani Kim’in benzer bir yöntemle devrilmeye çalışılmasından endişe duyduğunu ifade ediyor.
Bu nedenle Kuzey Kore’nin bu aşamada Çin’den güvenlik garantilerine ihtiyaç duyduğunu vurguluyor.
Ayrıca, Ukrayna savaşının bu yıl içinde sona ermesi beklenirken, Kuzey Kore’nin Rusya ile kurduğu ittifaka bel bağlamasının da zayıflayabileceğini; savaşın ve BM yaptırımlarının yol açtığı tahribatın onarılması için her iki ülkenin de Çin’in ekonomik kaldıraçlarına ihtiyaç duyabileceğini söylüyor.
Jiang’a göre, ABD “sopayı” yukarıda tutarken, Çin Pyongyang rejimine pek çok şey sunabilir.
Bu durum doğal olarak hem Pekin’in hem de Washington’un çıkarlarına hizmet eder; zira Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılmasına yönelik ortak bir istek söz konusudur.
Pekin’in neler sunabileceğine ilişkin olarak Jiang, herhangi bir Çin teklifinin; dünyadan izole edilmiş ülkeye uygulanan yaptırımların kaldırılmasını, Kim liderliğine yönelik güvenlik garantilerinin verilmesini ki bu, Japonya ve Güney Kore’deki ABD güçlerinin varlık gerekçelerinin ortadan kalkmasının ardından ABD’nin bölgeden çekilmesini de içerebilir ve ülke ekonomisinin uluslararası standartlara göre inşa edilmesini sağlayacak maddi teşvikleri kapsaması gerektiğini vurguluyor.
Bu adımların, Kuzey Kore’nin uluslararası topluma entegrasyonunu kolaylaştıracağını ve bu kapalı ülkenin dünyaya açılmasını sağlayacağını ifade ediyor.
Cai Feng: ABD Doğu Asya’dan çekilmeyecek Hong Kong’da yaşayan Asya meseleleri uzmanı Cai Feng, yaptığı değerlendirmede, Çin’in Kim’i nükleer silahlarından vazgeçmeye ikna edebilme ihtimalini zayıf görüyor.
Feng’e göre Pyongyang, onca yıl BM yaptırımlarına direnmişken, sonunda ulusal güvenliğinin birincil teminatı olarak gördüğü ve stratejik bir proje saydığı nükleer programını teslim etmeyi kabul etmez.
Feng, ortada göz ardı edilemeyecek bir güven bunalımı ve güvenlik kaygıları bulunduğunu, ayrıca Kuzey Kore’nin açıkça dile getirdiği talebin, nükleer güç olarak tanınmak olduğunu belirtiyor.
Bu durumun, Trump’ın son açıklamalarında Pyongyang’ı “nükleer güç” olarak nitelemesiyle ve Çin’in geçen yılın sonunda yayımladığı nükleer silahların sınırlandırılmasına ilişkin son beyaz belgede Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılmasına atıfta bulunulmamasıyla zımnen gerçekleştiğini savunuyor.
Cai Feng, Kuzey Kore’nin nükleer silahsızlanması karşılığında ABD’nin Doğu Asya’dan askerlerini çekmesi fikrini de ihtimal dışı görüyor.
ABD askeri varlığının yalnızca Kore Yarımadası krizine bağlı olmadığını; Tayvan meselesi, Çin’i caydırma hedefi gibi başka dosyalarla da ilişkili olduğunu vurguluyor.
Sonuncusunun, ABD’nin Hint-Pasifik bölgesindeki stratejisinin temelini oluşturduğunu ifade ediyor.
ABD, 2003’te başlatılan nükleer silahlara ilişkin Altılı Görüşmeler sürecinden bu yana Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan tam, doğrulanabilir ve geri döndürülemez biçimde arındırılmasını talep ediyor.
Buna karşılık Kuzey Kore, bu tür adımların ancak herhangi bir anlaşmanın nihai aşamasında gerçekleşebileceğinde ısrar ediyor.
O tarihten bu yana Pyongyang nükleer kapasitesini geliştirdi ve tutumunu sertleştirdi.
Nitekim Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, geçen yıl ülkesinin nükleer cephaneliğinden asla vazgeçmeyeceğini taahhüt etmişti.