Haber Detayı

CTP Genel Başkanı İncirli: ‘AK Parti KKTC’de erken seçime olumlu’
Gündem aydinlik.com.tr
17/01/2026 08:00 (7 saat önce)

CTP Genel Başkanı İncirli: ‘AK Parti KKTC’de erken seçime olumlu’

Kıbrıs’ta iki devletli çözümü kabul etmediklerini söyleyen CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, “Kıbrıs Türk Devleti tanınmış değil, tanınacağını beklemek de gerçekçi değil.” dedi. İncirli, bu sene yapılacak bir erken seçime CHP yanı sıra AK Parti’nin de olumlu baktığını ifade etti

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) 19 Ekim 2025'te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde ana muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)’nin Genel Başkanı Tufan Erhürman cumhurbaşkanı seçildi.

Ersin Tatar’ın cumhurbaşkanlığı döneminde ‘adada federasyon fikrinin artık geçersiz ve iki devletli çözümün tek geçerli tez olduğu’ savunulurken, Erhürman’ın cumhurbaşkanlığıyla birlikte şimdi tekrar müzakerelerin başladığı bir siyasete dönülüyor.

Erhürman cumhurbaşkanı olsa da, KKTC’de hükümet hâlâ UBP liderliğinde kurulan ulusalcı ittifakta. ‘Kıbrıs değişim istiyor’ diyen CTP yöneticileri, 2026 yılı içinde bir erken seçim istiyor.

Erhürman’ın cumhurbaşkanlığı sonrası yerine CTP Genel Başkanı olarak seçilen Sıla Usar İncirli, Ankara’yı ziyaret ederek, CHP ve AK Parti yöneticileriyle görüştü.

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ile KKTC'ye geri dönüşü öncesi bir otelde bir araya gelerek Kıbrıs’a dair sorularımızı yönelttik.

Yaklaşık 2 buçuk saati aşkın görüşmeden öne çıkan bazı bölümler şöyle: ÖZGÜR ÖZEL İLE GÖRÜŞME “Sayın Özgür Özel her Kıbrıs’a geldiğinde partimizi ziyaret eder.

Onun dışında Sosyalist Enternasyonel’e üyeyiz her iki parti de.

CHP'yle yaptığımız görüşmelerde bir nezaket ziyaretinin ötesinde bazı alanlarda da birlikte çalışmak için adım atmış olduk.

Görüşmemizde ortak neler yapabiliriz ve Kıbrıs’la ilgili bazı acil konuları konuştuk. “Bunlardan biri Taşınmaz Mal Komisyonu.

Bizim için çok önemli, Türkiye Cumhuriyeti açısından da öyle.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde bir iç hukuk yolu olarak kabul edildi bu komisyon.

Rumlar 8.300 dava açtı, 2.300’ü sonuçlandı. 2023 yılına kadar görülen davaların tümünün de parası ödendi.

Fakat bizim hükümet, tazminatlar için oluşturulan fonu bütçede başka harcamalara aktarıyor.

Rum tarafı ‘yavaş ilerliyor, kararlar uygulanmıyor’ diye iddia ederek bu komisyona son vermek istiyor.

Avrupa’da bu konuda bir lobi faaliyeti yürütüyor.

Avrupa Konseyi Delegeler Komisyonu'nda bu komisyonun iç hukuk yolu olmaktan çıkarılması tehdidiyle karşı karşıyayız 2 yıldır.

Bu komisyonun iptal edilmesi için karar verecek komitenin 46 üyesinin 21’inin oyunu aldılar. 3 komite üyesi daha evet derse Taşınmaz Mal Komisyonu tehlikede. ‘AYAĞIMIZA DOLANACAK MAYINLARI TEMİZLEMEYE ÇALIŞIYORUZ’ “8 yıldır Rum tarafıyla hiçbir müzakere olmadı.

Tufan Erhürman müzakereleri yeniden başlatmaya çalışıyor.

O sebeple Taşınmaz Mal Komisyonu çok önemli.

Bu konuyu gündeme getirdik ve Avrupa’da CHP'den bu konuda destek istedik. “Tabi esas başlığımız, Kıbrıs'ın kuzeyindeki sosyal ve ekonomik vaziyette.

Şu anda Kıbrıs'ın kuzeyinde sosyal ve ekonomik olarak yaşanan zorluklar var.

Ve bu zorlukların üstesinden gelinmesi için de bir etkin seçim lazım. “Ayrıca Schengen üyeliği konusunu da gündeme getirdik.

Kıbrıs Cumhuriyeti (Rum tarafı) Avrupa Birliği'nin dönem başkanı oldu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen Ve 6 ay boyunca görev yapacak.

Bizim oradaki tavrımız şu; biz artık Kıbrıslı Türkler olarak görünür olmak istiyoruz.

Yani gelip de biz yokmuşuz gibi davranılmasında artık gına gelmiş durumdayız.

Bununla ilgili de taleplerimizi ortaya daha yüksek sesle koyuyoruz.

Schengen vizesi alabilirseniz her yere gidersiniz.

Alamazsanız başınız dertte demektir.

Ara bölge var biliyorsunuz, Yeşil Hat, o konuda dikkatli olunmasını istiyoruz. “Yani önümüzdeki dönem ayağımıza dolanacak mayınları, riskleri temizlemeye çalışıyoruz şimdiden. ‘ERKEN SEÇİM İÇİN EN MAKUL ZAMAN 2026’NIN İLK YARISI’ “Kıbrıs sorununda 2017 Crans Montana’dan sonra, Sayın Ersin Tatar döneminde tam bir tıkanıklık durumu vardı ve yeniden görüşmeler, müzakereler yapılmamıştı.

Biz pozisyonumuzu kaybettik.

Uluslararası toplumda avantajlı bir haldeyken -neydi avantajımız?

Çözümü isteyen taraf Kıbrıslı Türklerdir ve Türk tarafıdır- imajını Sayın Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde kaybettik.

Kaybettikten sonra da başımıza çeşit türlü işler gelmeye başladı.

Rum lideri ortada gezip de ‘esas çözümü isteyen biziz’ diye reklamını yaptı.

Bu tıkanıklık olduğu için Kıbrıs Türk Halkı, Tufan Erhürman’ın yüksek bir oyla kazanmasının önünü açtı.

Ve ondan sonra Rum lideri artık o pozisyonu kaybetti ve biz yeni bir pozisyon koyduk. “Tufan Erhürman’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle değişim arzusu bitti mi?

Hayır, bitmedi. 2019'dan beri Ulusal Birlik Partisi hükümetleri devam ediyor.

Hükümet değişiyor, kabine değişiyor.

Bir şekilde yamalı bohça gibi devam ediyor.

Ve mali açıdan tam bir sıkışmışlık hali var. 26 milyar lira bütçe açığı var. “Bu sebeplerden dolayı erken seçim istiyoruz.

Erken seçim için en makul zaman 2026 yılının ilk yarısıdır.

Yani Haziran olmadan bu işin başlamasıdır.

Çünkü aralık ayında yerel yönetim seçimi var, onun takvimini değiştiremeyiz.

Belki ikisi birleştirilebilir de.

UBP erken genel seçim yapmayı tercih istemiyor.

Ama buna direnemeyecekler.

Erken genel seçim olacak.

Biz onu Türkiye'deki temaslarımızda da anladık.

Ankara'da yaptığımız temaslarda 2026 yılında bir erken genel seçim olacağını düşündüklerini hem iktidar hem de muhalefet bize hissettirdi.

BAHÇELİ’NİN ‘KKTC’Yİ 82.

İL YAPALIM’ ÇIKIŞI “İç siyasete yönelik bir mesajdı o.

Biz üzerimize alınmadık. ‘FEDERASYON KELİMESİ ZEHİRLİ HAL ALDI’ (Rumların Annan Planı’na hayır demeleri, müzakere girişimlerinin olumsuz sonuçlanması, Güney Kıbrıs’ın İsrail ve Batılı ülkelerin adaya silah yığmasına kapı aralamaları, Hristodulidis’in KKTC topraklarını geri alacağına dair son mesajları… Bütün bunlara rağmen CTP hâlâ Kıbrıs’ta federasyon tezini savunuyor mu?) “Federasyon kelimesi zehirli bir kelime halini aldı.

İnsanlar onu duyunca çok rahatsız oluyorlar.

Ama bizim tarif ettiğimiz farklı.

Siyasi eşitliğe dayalı iki toplum, iki kesimlilik.

Federasyon kelimesini unutun.

Biz ne arzu ediyoruz.

Bir kere bu saatten sonra iki kesimli olmama hali mümkün değil.

Onların yeri güneyde, bizimki kuzeyde.

İki toplumlu olacak.

İki toplum da orada var.

Siyasi eşitlik olacak.

Yani o devleti birlikte yönetecekler.

Etkin katılım ve dönüşümlü başkanlık olacak.

Bizim siyasi eşitlikten anladığımız da budur.

Dolayısıyla hiç kimse bizim istemediğimiz bir şekilde uluslararası bir kararı da alamayacak.

Ama biz kendimiz Kuzey'de, onlar Güney'de iki topluluk, iki kesimli bir yapıda yaşayacağız.

Bizim tarif ettiğimiz şey bu.

Ortak bir yönetim. ‘İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMÜ KABUL ETMİYORUZ’ “İki devletli çözüm demek, Türkiye'nin garanti ve ittifak anlaşmalarının tüm ada yerine sadece kuzeyde olan devlet sınırı içerisinde geçerli olması anlamına gelir.

Biz bunu kabul etmiyoruz.

TÜRK ASKERİNİN ADADAKİ VARLIĞI “Garantör anlaşması kapsamında adada her zaman Türk ve Yunan askeri bugüne kadar da bulunmuştur ve bulunacaktır.

Yarın olası bir çözümde, kapsamlı çözümde de bu devam edecektir.

Belki o günün koşullarına göre bu yeniden revize edilebilir. “Yürüttüren tüm müzakere süreçlerinde KKTC Cumhurbaşkanı Türkiye'yle mutlak istişareler içerisinde süreçleri yürütmüştür.

Sayın Erhürman da bir istisna değildir. ‘KKTC’NİN TANINACAĞINI BEKLEMEK GERÇEKÇİ DEĞİL’ “’İki devletli çözüm’den KKTC'nin tanınması mı kastediliyor?

Biz tam olarak bu iki devletlilikten ne kastedildiğini anlamış değiliz.

KKTC'nin tanınması kastediliyorsa, bunun mümkün olmadığını herhalde herkes görmüştür.

İki devletli çözüm, iki kurucu devletin oluşturacağı çözüm ise bizim onunla hiçbir sorunumuz yoktur.

Bizim söylediğimiz şey şu anda Kıbrıs'ın kuzeyinde ve Kıbrıs Adası'ndaki mevcut durumun artık sürdürülebilir olmadığıdır.

Şu andaki çözümsüzlük durumunu CTP olarak reddediyoruz. “Belki de federasyona ulaşamayabiliriz.

Ama federasyona ulaşamayacağımız noktaya gelinceye kadar o görüşmelerin, o müzakerelerin yapılması gerekiyor. “Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tanınmış bir ülke değil.

Tanınacağını da beklemek gerçekçi değil.

O yüzden Kıbrıs sorununun çözümü yönünde bütün tarafların adil ve kalıcı bir çözüm yönünde bütün tarafların istekli olması ve o yönde ilerlemesini biz kaçınılmaz görüyoruz.”

İlgili Sitenin Haberleri