Haber Detayı
Dizilerimiz kültürümüzü yansıtmıyor! Ne böyle bir Türkiye var ne de böyle bir Türkçe
Son dönemde ihracat rekoru kıran Türk dizileri, kültür politikaları açısından ‘yumuşak güç’ olarak gösteriliyor. Buna karşın dizilerin şiddet ve entrika içermesi ve dilin yanlış kullanımı Türk kültürünün ve Türkçenin yanlış tanıtılmasına neden oluyor.
Son dönemde Türk dizileri yurt dışında yakaladığı başarıyla dikkat çekiyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığının açıkladığı verilere göre Türkiye ABD’den sonra en çok dizi ihraç eden ülke oldu.
Türk dizileri 170 ülkede 1 milyar seyirciye ulaştı.
TÜRK DİZİLERİ İHRACAT REKORU KIRDI En çok ihraç edilen diziler arasında “Erkenci Kuş”, “Kurtlar Vadisi”, “Aşk-ı Memnu”, “Eşref Rüya”, “Bahar”, “Yargı”, “Uzak Şehir” gibi yapımlar yer alıyor.
MIPCOM fuarında Türk dizileri nin bölüm başına 200 bin dolardan satılması önemli bir eşik olarak gösteriliyor.
Diziler; Suriye, Azerbaycan, Bangladeş, Fas ve Cezayir gibi ülkelerin yanı sıra Avrupa’da da izleniyor.
Yapımlar, hem televizyon kanallarında hem de dijital platformlarda yayınlanıyor.
Türk dizileri kültür politikaları açısından “yumuşak güç” olarak tanımlanıyor.
Milyonlarca yabancıya ulaşan diziler sayesinde pek çok insan Türkçe öğrenmeye başladı.
Dizilerle Türkçe öğrenenlerden biri de Paris’te büyüyen Cezayir asıllı Fransız sosyal hizmetler çalışanı Soundouce Khemies. 25 yaşında olan Khemis, İlk olarak “Kiralık Aşk” adlı yaz dizisini izlediğini söyledi. “Çukur”, “Uzak Şehir” gibi dizileri de beğendiğini belirten Khemies “O yüzden sadece dizilerle öğrendim ben Türkçeyi ve hiçbir ders almadım bu zamana kadar.
O yüzden çok yardımı oldu dizilerin.” ifadelerini kullandı.
DİZİLER YABANCILARA BOZUK TÜRKÇE ÖĞRETİYOR Türk dizilerinin yakaladığı bu ticari kazanım her ne kadar bir kültürel gelişim olarak gösterilse de durum pek de öyle değil.
Bozuk bir dille yazılan senaryolar, yapılan telaffuz hataları, Türkçenin bozulmasına yol açıyor.
Ayrıca bu durum yabancıların Türkçeyi yanlış öğrenmesine de neden oluyor.
Dil sorunlarının başında Türkçenin yapısına uygun olmayan dil kalıplarının kullanılması geliyor.
Dizilerin yabancı yapımlardan uyarlanması ya da senaristlerin ihracatı düşünerek İngilizce kalıplar kullanmaya çalışması dili yozlaştırıyor. “Senin sorunun ne?”, “Kendine iyi bak”, “Bunu yapabilirsin” gibi çeviri kalıplar sıkça kullanılıyor.
Ayrıca dizilerde dil hataları da söz konusu.
Gereksiz özne kullanımı en çok yapılan hatalar arasında geliyor.
Senaryolarda yapılan yanlışlardan birisi de zaman kiplerinin yazımıyla ilgili.
Senaryolarda genel geçer doğrular veya alışkanlıklar için, şimdiki zaman eki olan “-yor” ekinin kullanımı örnek gösterilebilir.
Yapılan bir diğer hata ise Türkçe ve İngilizce sözcüklerin karma bir şekilde kullanılması.
Plaza dili olarak adlandırılan bu sözcükler hemen hemen her dizide yer alıyor.
Dizilerdeki dil yanlışları ve anlatım bozuklukları sadece metinlerde kalmıyor.
Oyuncular da sözcükleri yanlış telaffuz ediyor.
Örneğin; Türkçede “e” sesinin kapalı olmasına rağmen çoğu oyuncu bu sesi açık biçimde seslendiriyor.
Oyuncular “bence” demek yerine “bance”, “belki” demek yerine ise “balki” demeyi tercih ediyor.
Bir diğer sorun ise r harfiyle ilgili yaşanıyor.
Çoğu zaman “r” harfi yutuluyor.
TÜRKİYE’DE HAYAT DİZİLERDEKİ GİBİ DEĞİL Çoğu Kore ve Asya uyarlaması olan dizilerin teması, oluşturulan karakterler, kullanılan mekânlar Türkiye’yi yansıtmıyor.
Zengin erkek-fakir kız denkleminde kurulan yaz dizilerinde fakir kızın bahçeli bir evde oturması ve görece lüks bir yaşantısının olması bu duruma örnek gösterilebilir.
Ayrıca lüks ve şatafata yer verilmesi; dizilerin pek çoğunun Türkiye’de sınırlı sayıda insanın sahip olduğu köşk ve yalılarda geçmesi, bu gerçek dışılığa başka bir örnek. “Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz”, “Çukur” gibi dizilerde gösterilen çatışma sahneleri de ülkenin gerçekleriyle örtüşmüyor.
İstanbul’un ortasında onlarca insanın makineli silahlarla çatışmaya girmesinin olağandışı olduğu bilinen bir gerçek.
Mafya dizileri Türkiye’yi kartellerin egemen olduğu bir ülke olarak gösteriyor.
Entrika, ihanet, şiddet gibi temaların işlenmesi Türk kültürünün yanlış tanıtılmasına neden oluyor. ‘Türk dizileri insanları yozlaştırıyor’ Rus psikolog ve sosyolog Raushan Birmagambetova, Türk dizilerinin yozlaşmaya neden olduğunu dile getirdi.
Birmagambetova verdiği bir röportajda şu ifadeleri kullandı: “Türk dizilerinden dolayı insanlar yozlaşıyor.
Genel olarak ne görüyoruz?
Entrika var, dedikodu var, agresiflik ve acımasızlık var, aldatma var.
İnsan bunu izlediğinde, hayatın normali böyle diye düşünmeye başlıyor.
Yani o da farkında olmadan buna inanıyor.
Yani insan bu şekilde yaşamak istemez ama bu dizilere odaklanmaktan dolayı beyindeki sinirsel bağlantılar bunu kopyalıyor.
Bu çok üzücü bir şey.”