Haber Detayı
‘Tarih Maduro’ya ihanet edeni gösterecek’
‘Tarih Maduro’ya ihanet edeni gösterecek’
Tarih hainlerin kim olduğunu söyleyecek.
Tarih bunları ortaya çıkartacak!” Bu sözler Trump tarafından kaçırılan Venezuela Lideri Nicolas Maduro’nun 35 yaşındaki oğlu Nicolas Ernesto Maduro Guerra’ya ait.
Oğul Maduro Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi Lideri’dir.
Venezuela Yasama Organı Meclisi’nde La Guaira Eyaleti milletvekilidir.
Babası tarafından atanarak Başkanlık Özel Müfettişler Birliği Başkanı ve Venezuela Ulusal Film Okulu Koordinatörü olarak görev yaptı. “Uyuşturucu kaçakçılığıyla iltisaklı” olarak ABD’nin kara listesinde.
Başkan Maduro’nun 2018’den beri Başkan Yardımcılığı görevini yapan Delcy Rodriguez’in Venezuela Geçici Devlet Başkanlığına atandığı yemin töreninde Maduro’nun oğlu babasına hitaben duygusal bir konuşma yaptı: “Baba!
Hepimizi ailemizde güçlü insanlar olmamız için yetiştirdin.
Ve işte buradayız, dönene kadar görevimizi yerine getiriyoruz.
Vatan emin ellerde baba.” Sormak gerekir; kendi liderini koruyamayan, kendi toprağından ve ikamet ettiği konutundan eşiyle kaçırılırken buna engel olamayan vatan, ordu, siyasi parti, polis, istihbarat, özel güvenlik nasıl emin ellerde olabilir?
Yeni bilgilere istinaden, “en korunaklı mekan” olarak Başkan Maduro ve Eşi için tasarlanan “küçük üs” aylardır takip altındaymış.
ABD’NİN ELİNDEKİ BİLGİLER Maduro’nun kullandığı güzergahlar, kaldığı mekanlar, refakat eden korumalar, evin bölümleri, dehlizler, alternatif çıkış ve kaçış yolları, ikamet yerinde yer alan hava savunma silahları, askeri araçların türü ve sayısı, sinyal bozucu ve karıştırıcı araçların yeri, başkanla en üst düzey askeri, siyasi ve istihbarat başkanları arasında iletişimi sağlayan muhabere odası hakkında ABD’nin elinde detaylı bilgiler var.
Bilgiler içerideki hücreler tarafından düzenli olarak ABD’ye aktarılmış. “ABD himayesi altında devlet” statüsünde olan Porto Riko’da Başkan Maduro’nun kaldığı yerler inşa edilmiş.
ABD Özel Kuvvetleri burada haftalarca eğitim yapmış.
Trump tarafından konulan 50 milyon dolar ödül, birçok Brütüs devşirmek için önemli bir sebep.
TARİHTEKİ BENZER OLAYLAR Ancak gelişmeler bu “ihaneti” yapanların 50 milyon dolar ödül için değil “ulvi bir isteklendirme” ile hareket ettikleri itikadını güçlendiriyor.
Ama önce tarihte yaşanmış benzer üç vakıayı arz edelim: Tarihte adı, sanı, zürriyeti, ailesi Roma İmparatorluğunun temel taşlarını dizmiş, Roma’yı devlet ve imparatorluk aşamasına taşımış olan en önemli siyasi, askeri lideri Gaius Julius Caesar (Kaysar-Sezar) “Roma diktatörlük pençesine düşmesin, tek adam rejimi olmasın, Roma Cumhuriyeti korunsun!” diye himayesine aldığı, evladı gibi yetiştirdiği Marcus Junius Brutus’un (Markus Brütüs) de içinde yer aldığı kalabalık bir “dost” grubu tarafından katledilmişti.
Peki bu cinayet ulvi amaca hizmet etti mi?
Hayır.
Aksine, istikrarlı ve izdi-harlı (çiçeklenme, gelişme, parlama, aydınlanma, güzelleşme demek) birkaç dönem hariç liderini “ulvi bir hedef” için feda ettiğine inanan zihniyet, Roma’nın felaket harcını döşemiş oldu.
Tunus-Kartacalı dahi komutan Hani-Bal İspanya’dan yola çıktı.
Kartaca ve Doğu Akdeniz ticaretini tekeline almak isteyen Roma’yı karlı Alp Dağlarını aşarak kuşattı.
Kuşatma uzun sürdü.
Kartaca’dan destek talebinde bulundu.
Yardım göndermek ve Roma’yla savaşı finanse etmek ve bu tehdidi ilelebet ortadan kaldırmak için direnmeyi seçenler azınlıkta kaldı.
Bunlara mukabil, dönemin Kartaca altın-dinar zümresi ile hem Hani-Bal’dan kurtulur hem de Kartaca’ya ve kendimize hayrımız dokunur tamahında olanlar Roma’dan ticaret, siyaset, makam ve koruma ödülü karşılığında Hani-Bal’ı yalnız bıraktılar.
Hani-Bal Antakya şehrine Kral Antakya’ya (Antiochia) sığınır.
Roma tehdidi Antakya’ya ulaşınca Kapadokya’da saklanır.
Roma’ya esir düşmemek için intihar eder.
Peki Kartaca “Roma’nın ödülleri ve vaatleri” sayesinde daha mı iyi oldu?
Elbette hayır.
Aksine Roma Kartaca’yı ateşe verdi, yaktı kül etti.
Libya’nın “Çöl Aslanı” “İtalyan faşist ordularının kâbusu” Ömer Muhtar’ı teslim olmaya, İtalyanlarla antlaşmaya ve İtalya faşist Lideri Mussoloni liderliğinde Libya’nın idaresinde yer almak için onu ikna etmeye gelen Libyalı zengin sınıf hevesinde olan eski dostlarına, “Libya için ya tam istiklal ya ölüm.
Ben cellatlarımdan daha uzun yaşayacağım ama tarih sizi hain olarak yargılayacak!” demişti.
Ve öyle de oldu.
Tarihin not ettiği mümeyyiz-ayrıcalıklı siyasi-askeri dehalardan birisi Mustafa Kemal Atatürk, “Bağımsızlık benim karakterimdir.
Türk Milleti için ya tam istiklal ya ölüm!” demiş, milletimizin kendi milli ekonomisi, sanayisi, ordusu, savunması, istihbaratı, eğitimi için savaşmış.
Bu ulvi hedefleri bağımsız, onurlu ve hür yaşamanın olmazsa olmazları, temel prensipleri olarak benimsedi.
Ölümünden sonra iktidar olanlar zoru başarmak, muasır medeniyeti yakalamak, ABD demokrasisi ve hürriyetlerinden nasiplenmek adına ABD limanına sığınmayı kurtuluş sandı.
Türkiye önce bağımsızlığını ardından tüm kazanımlarını heba etti.
İflah olmadık ve halen bunun sancılarını yaşıyoruz.
RODRİGUEZ’İN HAMLELERİ Başkan Maduro’yu Trump’a teslim etme senaryosu, Venezuela ve halkını kurtarmak için “Başkanı feda etmek tek yol!” itikadında olan ve bu sayede ABD’nin ambargosu, ablukası, baskıları, korsanlığı, işgali ve şerrinden Venezuela’yı “kurtaracağına” inanmış bir kliğin ameli olarak zuhur edebilir.
Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez, Maduro’ya ihanet edenlerin başında yer aldığı iddia edilen Maduro’nun yakın arkadaşı Tümgeneral Javier Marcano Tabata’nın görevine son verdi.
Ancak bu hamle halkın geniş kesiminde mevcut olan şüpheleri ortadan kaldırmaya yetmiyor.
Delcy Rodriguez, Venezuela Yasama Meclis Başkanı olan kardeşi Jorge Rodriguez önünde yemin ederek Geçici Devlet Başkanı oldu.
Ulusa sesleniş konuşması kapsamında Rodriguez, “Bilinmelidir ki, Geçici Devlet Başkanı tehdit edildiği için korkuyor diye bir şey yok.
Hayır, hayır, hayır!
Tehdit altında olan Venezuela’dır; Venezuela’nın tamamı tehdit altındadır.
Bu nedenle, egemenliği önümüze koyarak diplomatik mücadeleyi vermek üzere ulusal birliğe çağrı yapıyorum.
Ve size şunu söylüyorum: Eğer bir gün, Geçici Devlet Başkanı olarak Washington’a gitmem gerekirse, dimdik ayakta giderim; sürünerek değil.
Üç renkli bayrağımızla giderim; kalbimin ritmini ‘Gloria al Bravo Pueblo’ (Venezuela Millî Marşı) belirleyerek giderim.
Ayakta olur, asla sürünerek ya da eğilerek değil; ayakta olur.
Bir Venezuelalıya, bir Venezuelalı kadına yakışan budur.” demiş.
Güzel hoş demiş de; Trump, Rodriguez’in ABD Dışişleri Bakanı Rubio ile uzun bir görüşme yaptığını ve “ne gerekiyorsa yapacağını” dediğini iddia etti.
Rodriguez’den bir yalanlama gelmedi.
Ardından ABD’nin el koyduğu altı petrol yüklü geminin satışından elde edilecek 500 milyon dolar gelirin Venezuela ile paylaşılacağını açıkladı.
Rodriguez bu parayla eğitim ve altyapıya yatırım yapılacağını vadetti.
Ardından yedi ABD petrol şirketinin tekrar Venezuela petrol sahalarına dönmek üzere görüşmelerin start aldığı duyuruldu.
Liderini kaçıran Trump’la anlaşmak, ABD petrol şirketlerinin yeniden Venezuela topraklarında cirit atması, altın ticaretinin ABD ile birlikte koordine edilmesi, nadir elementlerin konuşulması, masada olması, Trump’ın Venezuela muhalefet lideri ABD’nin “gözdesi” Bayan Machado için “Venezuela halkında bir karşılığı yok!” ifadesi, Rodriguez ile iyi anlaştıklarına vurgu yapması, ablukalar, ambargolar, baskılar, saldırılar, ekonomik sıkıntılarla boğuşan Venezuela’yı kurtaracak mı?
Tarihte, celladına umut bağlayanların hayırla yad edildikleri görülmemiştir.