Haber Detayı

Btp Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Cumhurbaşkanına Hakaret" İddiasıyla Yargılandığı Davada Beraat Etti
Güncel haberler.com
15/01/2026 16:19 (1 gün önce)

Btp Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Cumhurbaşkanına Hakaret" İddiasıyla Yargılandığı Davada Beraat Etti

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, yargılandığı 'Cumhurbaşkanına hakaret' davasında beraat etti. Kararın ardından BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, yargıya olan güvenin düşüklüğüne dikkat çekerek hukukun üstünlüğüne vurgu yaptı.

(İSTANBUL) - Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Cumhurbaşkanına hakaret" iddiasıyla yargılandığı davada beraat etti.

Kararın ardından konuşan BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, "Bugün yargıya güven, bütün kamuoyu araştırmalarında yerlerde.

Bunun nedeni, yargının bu tarz olaylarda siyasetin bir şekilde işin içine girdiği davalardaki tutumu oluyor.

Bunu düzeltecek olan, tekrar o güveni artıracak olan yargının kendisidir" dedi.BTP lideri Hüseyin Baş'ın "Cumhurbaşkanına hakaret" iddiasıyla yargılandığı davanın duruşması, İstanbul 11.

Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Hüseyin Baş'ın katılmadığı duruşmada, Baş'ın avukatları Prof.

Dr.

Ümit Kocasakal, Lütfullah Önder ve Ahmet Erimhan mahkemeye son savunmalarını sundu.

Yaklaşık bir saat süren duruşmanın ardından mahkeme başkanı, Hüseyin Baş hakkında beraat kararı verdi.Kararın ardından açıklama yapan Prof.

Dr.

Ümit Kocasakal, beraat kararının, ifade özgürlüğü ve hukuk devleti ilkeleri açısından önemli olduğunu vurguladı.Lütfullah Önder ise davanın başından itibaren hukuki dayanağının bulunmadığını, kararın, hukukun üstünlüğünün bir göstergesi olduğunu ifade etti."Hukukun gereği yerine geldi"Karar sonrası konuşan Prof.

Dr.

Kocasakal, şunları kaydetti: "Hukukun gereği yerine geldi.

Hiç açılmaması gereken bir davaydı aslında.

Demokratik hukuk devletinde hiç kimse eleştirinin dışında olmadığı gibi, cumhurbaşkanı gibi siyasilerin, kamu görevlilerinin konumları ve fonksiyonları gereği birtakım eleştirilere daha fazla katlanma yükümlülüğü vardır.

Şimdi hukuk bunu söylüyor bize… Dolayısıyla sonuçta bir siyasi partinin genel başkanının il kongresinde yaptığı siyasi nitelikli bir konuşmasından cumhurbaşkanına hakaret çıkmaz.

Söylenen sözlerde hakaretamiz bir yön olmadığı gibi, demokrasinin ve hukuk devletinin gereği olan, partinin genel başkanı olarak da Siyasi Partiler Kanunu'ndan ayrıca kaynaklanan bir hakkı icra etmiştir müvekkil ve genel başkan.

Bu kararı sadece Sayın Hüseyin Baş'ın beraatı olarak görmemek lazım.

Bunun üzerinden aslında hukuk devleti ve demokrasi kazanmıştır.

Burada eğer bir mahkumiyet kararı çıksaydı, bunun ifade hürriyeti, siyasi faaliyetler ve eleştiri hürriyeti bakımından çok olumsuz sonuçları olurdu.

Hakarete varmayan eleştiriden tüm toplum kazanır; çünkü eleştiri toplumsal bir denetim mekanizmasıdır.

Bundan iktidar da dahil herkes kazanır.

Eleştiri aslında iktidarları da besleyen bir şeydir.

O yüzden ben hukukun gereğinin yerine geldiğini düşünüyorum.

Bu da halen hukuka güvenmek bakımından, her ne kadar yaşadığımız çok olumsuz örnek varsa da yine de bir şey yaratıyor.""Hiç açılmaması gereken bir davaydı"Avukat Lütfullah Önder de adliye önünde yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi: "Açılmaması gereken bir davaydı bu.

Çünkü hiçbir hakaret kelimesi yok, hiçbir hakaret cümlesi yok, hakaret kastı yok.

Buna rağmen siyasi eleştiri bugün hakaret dosyasının konusu oldu ve yargılamaya konu edildi.

Eğer buradan bir mahkumiyet çıkmış olsaydı, sadece bir insana dönük bir yaptırım, bir ceza olmaktan öte, artık milletin siyasi eleştiri yapma hakkının engellenmesi, bunun cezalandırılması anlamına gelirdi.

Dolayısıyla burada her ne kadar yargılanan bir siyasi partinin genel başkanı, bir isim, bir kişi görünse de aslında Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi.

Beraat kararı o anlamda kıymetlidir, o anlamda önemlidir.

Son dönemde hukuk, adalet anlamında çok olumsuz örnekler görüyoruz ve yaşıyoruz.

Bu anlamda olumlu, hukukun gereğinin yapıldığı kararları gördüğümüzde mutlu oluyoruz.

Aslında hukukun gereği yapıldığında bu bir mutluluk değildir; bu hakkın yerini bulmasıdır.

Ancak o kadar olumsuz örneğe şahit oluyoruz ki bu tarz olumlu örnekler herkesi mutlu ediyor.

Aslında buradan şu sonuç da çıkıyor: Bugün yargıya güven, bütün kamuoyu araştırmalarında yerlerde.

Bunun nedeni, yargının bu tarz olaylarda siyasetin bir şekilde işin içine girdiği davalardaki tutumu oluyor.

Bunu düzeltecek olan, tekrar o güveni artıracak olan yargının kendisidir.

Siyasetten etkilenmediğini gösteren, hukuk neyi emrediyorsa bunun gereğini yapan kararları veren mahkemelerin sayısı arttıkça insanımızın yargıya olan güveni de artacaktır.

Bu anlamda düştüğümüz yerden hepimiz kalkmış olacağız.

Başta genel başkanımıza geçmiş olsun diyoruz; aynı zamanda on binlerce Bağımsız Türkiye Partisi üyesine ve gönüllüsüne geçmiş olsun diyoruz."

İlgili Sitenin Haberleri