Haber Detayı

Ankara'daki STK'ler Gazze'ye konteyner gönderilmesi çağrısında bulundu
Gündem aydinlik.com.tr
16/01/2026 15:59 (4 saat önce)

Ankara'daki STK'ler Gazze'ye konteyner gönderilmesi çağrısında bulundu

Ankara Filistin Dayanışma Platformu’nu (ANFİDAP) oluşturan sivil toplum kuruluşları, Gazze’deki ihtiyaçların karşılanabilmesi için bölgeye konteyner gönderilmesi yönünde çağrı yaptı.

Ankara Filistin Dayanışma Platformu’na (ANFİDAP) bağlı sivil toplum kuruluşları, Gazze’ye konteyner desteği sağlanması için çağrıda bulundu.

Ümmet Hareketi Derneği’nde gerçekleştirilen programda konuşan Filistinli gazeteci Zahir Elbek, kış koşullarının etkili olduğu Gazze’de barınma ihtiyacının aciliyet kazandığını vurguladı.

Yapılan basın açıklaması şu şekilde:  “GAZZENİN ÇOCUKLARINA SICAK YUVA OLSUN” Değerli basın mensupları, kıymetli sivil toplum temsilcileri ve kamuoyunun vicdan sahibi tüm kesimleri hepinizi saygıyla selamlıyoruz.

Recep ayının son haftasında idrak ettiğimiz Dünya Kudüs Haftası vesilesiyle, Filistinli ve Gazzeli kardeşlerimizin yaşadığı sıkıntıları hafifletmek, onlarla dayanışma içinde olmak, tek yürek olmak amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz  Gazze, aylardır sistematik ve süreklilik arz eden bir saldırı sürecinin altında tutulmaktadır.

Sivillerin doğrudan hedef alındığı, yaşam alanlarının bilinçli biçimde yok edildiği bu süreç artık bir askeri çatışma olarak değil, açık bir soykırım ve toplu cezalandırma pratiği olarak karşımızda durmaktadır.

Konutlar, hastaneler, okullar ve ibadethaneler ayrım gözetilmeksizin bombalanmış, Gazze halkı ağır bir çileye mahkûm edilmiştir.

Bu saldırılar sonucunda yüz binlerce insan yerinden edilmiş, yüz bine yakın insan hayatını kaybetmiş, çok daha fazlası ise yaralanmış veya kalıcı sakatlıklarla yaşamaya mahkûm edilmiştir.

Bugün Gazze’de insanlar yalnızca bombardıman tehdidi altında değil, aynı zamanda açlık, susuzluk, salgın hastalıklar ve açıkta kalma gerçeğiyle karşı karşıyadır.

En temel insani ihtiyaçlara erişim neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır.

Kamuoyuna ateşkes olarak sunulan süreç ise sahada kalıcı bir güvenlik ve insani rahatlama üretmemiştir.

Ateşkes, ihlallerle aşındırılmış, siviller için güvenli hiçbir alan bırakılmamıştır.

İnsani yardımların önünün açılacağı yönündeki sözler ya hayata geçirilmemiş ya da son derece sınırlı ve sembolik düzeyde tutulmuştur.

Yardım meselesi, insani bir sorumluluk olmaktan çıkarılarak siyasi pazarlıkların bir unsuru haline getirilmiştir.

Bu tablo içerisinde Gazze’de en acil ve en yakıcı sorunların başında barınma gelmektedir.

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü'nün (IOM), açıklamasına göre İsrail'in yoğun saldırıları sonucu Gazze'deki evlerin yüzde 90'ından fazlası yıkılmış veya zarar görmüştür, yüz binlerce insan evsiz bırakılmıştır.

İnsanlar enkazların arasında, geçici örtüler altında, açık arazilerde yaşam mücadelesi vermektedir.

Kış şartlarının ağırlaşmasıyla birlikte barınma sorunu artık bir konfor meselesi değil, doğrudan hayatta kalma meselesi haline gelmiştir.

Soğuk, yağmur ve altyapısızlık özellikle çocuklar, yaşlılar ve hastalar için ölümcül riskler doğurmaktadır.

Gazze Şeridi’ni yeniden etkisi altına alan şiddetli soğuk hava dalgalarının yol açtığı felaket boyutundaki insani sonuçlara karşı uyarıda bulunuyoruz.

Bu durum, devam eden soykırım ve boğucu abluka koşulları altında; konutların ve altyapının büyük ölçüde tahrip edilmesi, ayrıca bir buçuk milyondan fazla Filistinlinin, en temel insani yaşam koşullarından yoksun zorunlu göç kamplarına sürülmesiyle daha da ağırlaşmaktadır.

Belgelenmiş saha verilerine göre, kış mevsiminin başlamasından bu yana şiddetli soğuk hava dalgaları nedeniyle hayatını kaybeden çocukların sayısı 7’ye yükselmiştir.

Buna ek olarak, şiddetli rüzgârlar ve etkili alçak basınç sistemi nedeniyle iki gün içinde 7.000 çadır sürüklenmiş ve kullanılamaz hâle gelmiştir.

Bu veriler, özellikle ısınma imkânlarının neredeyse tamamen yokluğu, güvenli barınma alanlarının bulunmaması, battaniye ve kışlık giysi konusundaki ciddi yetersizlikler ile insani yardımların yeterli miktarda girişine yönelik kısıtlamaların sürmesi bağlamında, en kırılgan grupların yaşamını tehdit eden insani felaketin giderek derinleştiğine dair son derece tehlikeli bir göstergedir.

Önceki açıklamamızda, bu alçak basınç sistemi ve yaklaşmakta olan diğer meteorolojik sistemlerin beraberinde getirdiği dondurucu soğuk ve sert hava koşullarının sonuçları konusunda güçlü biçimde uyarıda bulunmuştuk.

Bu insani felaket tablosu, acil bir müdahale gerçekleşmediği takdirde, özellikle çocuklar, hastalar ve yaşlılar arasında can kayıplarının artacağına işaret etmektedir.

Bu ölümcül sonuçların ve işlenen suçların tam ve doğrudan sorumluluğunu İsrail işgaline yüklüyor, bunları yavaş öldürme, aç bırakma ve zorla yerinden etme politikalarının bir uzantısı olarak değerlendiriyoruz.

Uluslararası toplumu, Birleşmiş Milletleri ve insani ile insan hakları kuruluşlarını; derhâl ve gecikmeksizin güvenli barınma merkezlerinin sağlanması, ısınma ve acil yardım malzemelerinin hiçbir kısıtlama olmaksızın bölgeye ulaştırılması ve çok geç olmadan hayatta kalanların kurtarılması için harekete geçmeye çağırıyoruz.

Bu noktada Türkiye’nin sahip olduğu tecrübe ve imkanlar hayati bir önem taşımaktadır.

Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremi sonrasında deprem bölgelerinde vatandaşlarımızın barınması için konteyner kentler kurulmuş, geçici ama güvenli yaşam alanları oluşturulmuştur.

Bugün ise kalıcı konutların inşa edilmesiyle birlikte bu konteynerlerin önemli bir kısmı boşa çıkmaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanı tarafından da kamuoyuna açık şekilde dile getirildiği üzere, konteyner barınma çözümleri Gazze için acil ve uygulanabilir bir seçenektir.

Bizler buradan açık bir çağrı yapıyoruz: Deprem bölgesinde artık, vatandaşlarımızın konutlarına taşınmış olanlarından geriye kalan, boşa çıkmış, kullanılmayan bu konteynerler atıl bırakılmamalı; deniz ve kara yolları dahil olmak üzere tüm uluslararası insani koridorlar zorlanarak Gazze halkının yararına sunulmalıdır.

Yakın zamanda gemilerle, tıpkı Küresel Sumud Filosu’nun Akdeniz’e açılarak küresel vicdanı harekete geçirdiği gibi, deniz yoluyla ve karadan bu konteynerler Gazze’ye ulaştırılmalıdır.

Bu çağrımız devletlere, uluslararası kuruluşlara, sivil toplum örgütlerine ve vicdan sahibi tüm insanlara yöneliktir.

Gazze halkı için geçici ama onurlu, güvenli ve insani yaşam alanları oluşturmak mümkündür.

Mesele imkân meselesi değil, irade meselesidir.

Sessiz kalmak suça ortak olmaktır.

Bugün atılacak her somut adım, yarın yaşanacak bir hayatın teminatı olacaktır.

Kudüs haftası vesilesiyle Mescidi Aksa'nın özgür olduğu günlere kavuşmak duasıyla...

Ankara Filistin Dayanışma Platformu olarak kamuoyuna saygıyla duyururuz.

İlgili Sitenin Haberleri