Haber Detayı

Keşmir safranı iklim kriziyle yüzleşirken, bir vadinin hafızası da tehdit altında
Gastroda odatv.com
16/01/2026 12:42 (2 saat önce)

Keşmir safranı iklim kriziyle yüzleşirken, bir vadinin hafızası da tehdit altında

Dünyanın en pahalı baharatı safran, Keşmir Vadisi’nde iklim kriziyle yüzleşiyor. Azalan hasat, değişen doğa ve direnen aileler…

Keşmir Vadisi’nde sonbahar, her yıl yalnızca birkaç günlüğüne mor bir mucizeye sahne olur.

Pampore çevresindeki tarlalarda açan binlerce crocus çiçeği, dünyanın en pahalı baharatının — safranın — sessiz doğumunu müjdeler.

Ancak bu doğum giderek zorlaşıyor.

İklim krizi, kuraklık, ani yağışlar ve ekolojik dengenin bozulması, yüzyıllardır süren bir tarım geleneğini kırılgan bir eşiğe sürüklüyor.1947 yazından bu yana safran tarlalarında çalışan Noor Mohd Bhat, Pampore yolunun kenarındaki küçük dükkanında kırmızı iplikleri parmaklarının arasında evirip çevirirken tek bir şeyi söylüyor: “Safran Tanrı’nın hediyesi.

Ama doğayla ilişkimizi kaybedersek, o da bizden uzaklaşır.”Eskiden gün boyu süren hasat, artık birkaç saatle sınırlı. 2024 ve 2025 sezonları, bölge halkının hatırladığı en kötü hasatlar olarak kayda geçti.

Son yirmi yılda Keşmir safranı üretimi yüzde 68 oranında düştü.

Değişen yağış rejimi, artan sıcaklıklar ve kuruyan topraklar, bu narin çiçeğin yaşam döngüsünü altüst ediyor.Safran, dünyadaki en emek yoğun tarım ürünlerinden biri.

Crocus çiçeği yalnızca 36 saat açıyor ve tamamen elle hasat ediliyor.

Yaklaşık 50 çiçekten yalnızca bir çay kaşığı safran elde ediliyor.

Bu yüzden Pampore’de hasat zamanı köy nüfusu üç katına çıkıyor; şehirlerde yaşayan doktorlar, öğrenciler, polisler, herkes ailesinin tarlasına dönüyor.Safranın değeri yalnızca nadirliğinden değil, kimyasından geliyor.

Sher-e-Kashmir Üniversitesi’nde doktora yapan ve aynı zamanda dördüncü kuşak bir safran çiftçisi olan Shubli Bashir, safranın rengini veren crocin, tadını belirleyen picrocrocin ve aromasını oluşturan safranal bileşenlerinin Keşmir safranında benzersiz oranlarda bulunduğunu söylüyor.

İşte bu yüzden Keşmir safranı, İran, Türkiye, İspanya ya da Yunanistan üretimlerinden ayrılıyor.Safranın Keşmir’e nasıl geldiği tam olarak bilinmiyor.

Yerel bir efsaneye göre 13. yüzyılda iki sufi derviş, iyileştirilmelerinin karşılığında safran soğanlarını bir köylüye emanet etti.

Bilim insanlarına göre ise bu yolculuk daha dünyevi; İpek Yolu, ticaret, göç ve kültürel etkileşim.Kesin olan şu ki safran, Keşmir mutfağının omurgası.

Babür imparatorlarına sunulan 36 tabaklı Wazwan ziyafetinden, Orta Asya’ya yayılan safranlı kahwa çayına kadar bu baharat, yalnızca tat değil kimlik taşıyor.İKLİM KRİZİ TARLALARA İNDİĞİNDESon yıllarda sonbahar yağmurları ya hiç gelmiyor ya da sel şeklinde yağıyor.

Kuraklıkla birlikte porcupine (oklu kirpi) gibi hayvanlar yiyecek bulamadıkları için tarlalara iniyor.

Kimyasal gübre ve pestisitlerden uzak duran geleneksel üreticiler, doğayla daha uyumlu yöntemler arıyor.Bazı çiftçiler kontrollü iç mekan üretimine yönelirken, çoğu halen toprağı dinleyerek ilerliyor; soğanları elle ayıklamak, ürün rotasyonu yapmak, toprağı yormamak.

Ancak bu çözümlerin sonuç vermesi yıllar alacak.Safran belki bugün kârlı değil.

Ama Keşmir için halen bir direniş biçimi, bir yeniden doğuş sembolü.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri