Haber Detayı
Güneş Viter: Türkiye Hentbolunda Kurumsal Sistemlerin Önemi
Milli hentbolcu Güneş Viter, Türkiye'nin Dünya Kadınlar Hentbol Şampiyonası'ndaki performansını değerlendirirken, hentbolda sürdürülebilir başarının sadece bireysel çabalarla değil, kurumsal sistemlerin oluşturulmasıyla mümkün olduğunu vurguladı. Viter, cinsiyet eşitliğinin önemine de değinerek, kadın hentbolunun gerçek potansiyelinin ciddiyetle sahiplenilen kurumsal politikalarla açığa çıkacağını belirtti.
TÜRKİYE'nin de katıldığı Dünya Kadınlar Hentbol Şampiyonası kapsamında Stuttgart'ta kıyasıya bir mücadele devam ederken; Milli hentbolcu Güneş Viter, hem sahada hem de yönetim masasında yaklaşık 30 yıldır yer aldığı kadın hentboluna dair değerlendirmelerini paylaştı.
Viter, "Türkiye, çok yetenekli sporcular yetiştirebilen bir ülke.
Bunu voleyboldaki yükselişimizden de açıkça görüyoruz.
Ancak hentbolda kritik eşik, bireysel çaba ve dönemsel başarıların ötesine geçip kurumsal bir sistem oluşturmakla aşılabilir" dedi.2004 yılında Antalya'da düzenlenen dünya şampiyonasında uyguladığı 'Güneş Hareketi' ile Avrupa Hentbol Federasyonu'nun (EHF) teknik komitesi tarafından 'üstün beceri' sınıfına dahil edilen sporcu, hentbolda cinsiyet eşitliği için uygulanabilecek politikaları anlattı.
Viter, "Türkiye kadın hentbolunda son yıllarda önemli başarılar elde etti.
Ancak bu başarıların büyük kısmının hala dönemsel olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Uzun bir aradan sonra A Milli Kadın Takımı'nın Avrupa Şampiyonası'nda yer alması, Antalya Konyaaltı Belediyesi'nin EHF Challenge Kupası'nı kazanması ve Türkiye'nin hem salon hem plaj hentbolunda çeşitli yaş kategorilerinde Avrupa şampiyonalarına ev sahipliği yapması elbette çok değerli gelişmeler.
Ne var ki bu başarılar henüz kurumsal bir sürdürülebilirliğin ürünü değil.
Türkiye'de hala bireysel çaba ve kulüp temelli girişimlerle ilerleyen bir başarı modeli var" dedi.2022-2024 döneminde Türkiye Hentbol Federasyonu Kadın Kurulu Başkanı olarak da görev yapan Viter, Türkiye'nin Avrupa'nın ilk 16 hentbol ülkesi arasına girme potansiyeline dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Ülkemizin genç nüfusu, atletik yapısı ve kültürel olarak spora yatkınlığı potansiyelimizi daha da güçlendiriyor.
Türkiye, çok yetenekli sporcular yetiştirebilen bir ülke.
Bunu voleyboldaki yükselişimizden de açıkça görüyoruz.
Ancak hentbolda kritik eşik, bireysel çaba ve dönemsel başarıların ötesine geçip kurumsal bir sistem oluşturmakla aşılabilir.
Uzun vadeli bir ulusal strateji, okul sporlarıyla kulüp yapılarının entegrasyonu, bilim temelli antrenör eğitimleri, profesyonel kulüp yönetimi ve tesisleşme gibi alanlarda güçlü politikalar üretildiği takdirde Türkiye yalnızca ilk 10'a girmekle kalmaz, orada kalıcı da olabilir."'KADIN HENTBOLUNUN GERÇEK POTANSİYELİ, KURUMSAL POLİTİKALARLA AÇIĞA ÇIKIYOR'Kadın sporcuların, antrenörlerin ve altyapıdaki kız çocuklarının koşullarının iyileştirilmesine yönelik birçok politika ve program geliştiren Viter, "Hentbolda cinsiyet eşitliği açısından kırılma noktası, kadın hentbolunun "yardım edilmesi gereken bir alanö gibi görülmekten çıkıp, federasyon ve kulüpler tarafından açık bir şekilde stratejik yatırım alanı olarak tanımlanmasıdır.
Sahada son derece yetkin kadın sporcularımız, antrenörlerimiz ve hakemlerimiz olmasına rağmen, karar mekanizmalarının büyük çoğunluğuna hala erkekler egemen.
Bu durum, cinsiyet eşitliğini kişilerin iyi niyetiyle yürüyen kırılgan bir yapıya dönüştürüyor.
Kadın hentbolunun gerçek potansiyeli, ancak bu alanı ciddiyetle sahiplenen kurumsal politikalarla açığa çıkıyor.
Aksi halde bireysel çabalar ne kadar güçlü olursa olsun, kalıcı dönüşümün sağlanması zorlaşıyor" diye konuştu.Viter, "Federasyon ve kulüplerin cinsiyet eşitliğini güçlendirmek için atabileceği kısa vadeli adımlar aslında oldukça ulaşılabilir.
İlk olarak kurumsal bir "cinsiyet eşitliği eylem planıö hazırlanması, bu alandaki hedeflerin görünür ve takip edilebilir olmasını sağlayabilir.
Kadın antrenör ve yöneticilerin gelişimini destekleyen eğitim programları oluşturmak, kadın maçlarının yayın ve tanıtım süreçlerini iyileştirmek ve teknik personel için toplumsal cinsiyet ile çocuk koruma eğitimlerini zorunlu hale getirmek de hızlı etki yaratabilecek uygulamalar arasında yer alıyor.
Bu tür adımlar, yalnızca kadınların değil, tüm ekosistemin profesyonelleşmesine katkıda bulunacak güçlü mekanizmalar üretiyor" ifadelerini kullandı.'HENTBOLDA GELİŞİM, SÜREKLİ ÖĞRENME VE SPOR KÜLTÜRÜNÜN PARÇASI OLMA İSTEĞİNDEN GEÇİYOR'BoMoVu (Sosyal Güçlenme İçin Beden ve Spor Hareketi) ile Türkiye'de çocuk koruma belgesi Defne Spor Kulübü Çocuk Koruma Politikası'nı hazırlayan Viter, sözlerini hentbolda kendini geliştirmek isteyenlere tavsiyelerde bulunarak sonlandırdı: "Kendini hentbolda geliştirmek isteyen sporculara en önemli önerim çok yönlü olmaları.
Fiziksel güç ve teknik beceri kadar oyun zekası, karar verme becerisi ve iletişim kapasiteleri de gelişimin bir parçası.
Uluslararası deneyim elde etmek, yabancı dil bilmek ve akademik yaşamla sporu birlikte yürütmek, sporcuların kariyerlerini güçlendirebiliyor.
Antrenörler için ise çocuk koruma, iletişim, spor psikolojisi ve modern antrenman bilimi gibi alanlarda düzenli eğitim almak, kendi antrenmanlarını analiz etmek ve sporcu merkezli yaklaşımı temel almak çok değerli.
Hangi rolde olursa olsun, hentbolda gelişimin anahtarı sürekli öğrenme ve güvenli, destekleyici bir spor kültürünün parçası olma isteğinde yatıyor."