Haber Detayı

Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: Emekli memurun 21 bin 150 TL zararı var
Türkiye cumhuriyet.com.tr
16/01/2026 09:17 (6 saat önce)

Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: Emekli memurun 21 bin 150 TL zararı var

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, memurların çalışırken aldığı maaş ile emeklilikte aldığı maaş arasındaki farka dikkati çekerek, ''Emekli memura 8 bin 71 TL seyyanen zam o gün 'yansıtacağız' denilip yansıtılmadığı için bugün her emekli memurun 21 bin 150 TL zararı var'' dedi.

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, memurların çalışırken aldığı maaş ile emeklilikte aldığı maaş arasındaki farka dikkati çekerek, Emekli memura 8 bin 71 TL seyyanen zam o gün 'yansıtacağız' denilip yansıtılmadığı için bugün her emekli memurun 21 bin 150 TL zararı var.

Kamu görevlileri, görevdeyken aldığı maaşın yüzde 75-80'ini emekli olduğunda alırdı.

Bu ek tazminatların, ilave iyileştirmelerin, seyyanen zam gibi düzenlemeler yerine merkezi daha daha doğrusu kök kısma, taban aylığa yapılan zamlar ve benzeri durumlar da geçerli fakat öyle bir noktadayız ki 'seyyanen zammı emekliliğe dahil edeceğiz' denildiği halde dahil edilmedi.

Ek dersler, sınav görevleri, döner sermaye ücretleri, arazi tazminatları, ek ödemeler kapsam dışı, dolayısıyla devlet kayıt dışı çalışıyor dedi.

Memur-Sen, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla gazetecilerle bir araya geldi.

Etkinliğe, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ile sendika temsilcileri katıldı.

Etkinlikte konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, öğretmen atamalarından ücret adaletsizliğine, ek ders ücretlerinden kamu personel sistemine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Öğretmen açığının devam ettiğini belirten Yalçın, kadrolu istihdam çağrısı yaparak, Öğretmen açığı konusu hala gündemimizdedir ve varlığını korumaktadır.

Kadrolu öğretmen ataması konusunda kontenjanın yükseltilmesini ve yeni atamaların yapılmasını istiyoruz.

Çünkü ücretli öğretmen sistemi yerine kadrolu öğretmen istihdamı esas olmalıdır dedi.

Ücretli öğretmenliğin güvencesiz bir yöntem olduğunu vurgulayan Yalçın, okulların kadrolu öğretmenlerle buluşturulması gerektiğini söyledi.

MİLLİ EĞİTİM'DE YER DEĞİŞİKLİKLERİ AİLE BÜTÜNLÜĞÜ AÇISINDAN CİDDİ SORUNLAR DOĞURMAKTADIR Son dönemde öğrenci gelişim raporları nedeniyle öğretmenlerin zorlandığını belirten Yalçın, anaokullarında istenen yoğun veri girişlerinin ardından Bakanlığın süreci zamana yayma yönünde adım attığını hatırlattı.

Öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde yapılan değişikliklere de değinen Yalçın, rotasyon uygulamasının sağlıklı olmadığını dile getirerek, Bugün gelinen noktada bu uygulamanın sağlıklı ve uygulanabilir olduğu kanaatinde değiliz.

Milli Eğitim'de yer değişiklikleri aile bütünlüğü açısından ciddi sorunlar doğurmaktadır.

Eğitim çalışanları kamu personelinin yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır ve bu büyüklükte bir yapıda aileleri yeniden bir araya getirmek kolay değildir dedi.

Kadro fazlası öğretmenlerle ilgili resen atamaların geçmişte ciddi sorunlar yarattığını belirten Yalçın, engelli öğretmenlerin yer değişikliği konusunda da sahadan gelen sorunları Bakanlıkla paylaştıklarını ifade etti.

Yetkili konfederasyon olarak yaklaşımlarının yalnızca tepki vermek olmadığını vurgulayan Yalçın, Sorumlulukla hareket etmek, sorunları diyalogla çözmek temel yaklaşımımızdır ifadesini kullandı.

EK DERS ÜCRETİ YETERSİZDİR VE SEYYANEN ARTIŞLARLA İYİLEŞTİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR Ek ders ücretlerinin düşüklüğünün öğretmen odalarında en çok dile getirilen konulardan biri olduğunu söyleyen Yalçın, Saatlik 160 lira düzeyindeki ek ders ücreti yetersizdir ve yalnızca oransal zamlarla değil, seyyanen artışlarla iyileştirilmesi gerekmektedir diye konuştu.

Maliye'nin bu konuda adım atmadığını belirten Yalçın, sahadaki ihtiyacın sürdüğünü dile getirdi.

Okullarda yardımcı personel ve güvenlik ihtiyacının geçici çözümlerle giderilmeye çalışıldığını kaydeden Yalçın, bunun okul yöneticilerini eğitim liderliği yerine personel ve bütçe yönetimine zorladığını söyledi.

Yükseköğretimde ise akademik ücretlerin ciddi bir sorun olduğunu belirten Yalçın, 63 bin lirayla araştırma görevlisi bırakın bilimsel araştırma yapmayı; üç harfli marketlerden ancak ay sonunu getirebilmek için fiyat etiketi araştırabilir dedi.

SEÇİM ZAMANI POPÜLİST YAKLAŞIMLAR SESİN YÜKSELDİĞİ YERE YÖNELİYOR Yalçın, kamu personel sisteminin bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini belirterek, Ya işçileştirip ya memurlaştırıp oradaki o ücret farklılıklarını da ortadan kaldıracak şekilde bu kısmı toparlamak gerekiyor.

Çünkü memurla aynı işi yapan işçinin olduğu yerde farklı ücret uygulaması olursa bu çalışanlar arasında huzursuzluğu büyütür.

Kamu personel sistemi açısından bir bütünlüğe ihtiyaç var diye konuştu.

Seçim zamanı yapılan tartışmalar ve çalışmaların düzeltmekten ziyade sistemi bozduğunu aktaran Yalçın, Seçim zamanı yaklaştığında popülist yaklaşımlar sesin yükseldiği yere yönelerek 'oraya bir şey yapalım' anlayışına dönüştüğü için sesin yükseltemeyenin bu anlamda dezavantajlı düştüğü durumlara dönüşüyor.

Onun için bu yıl özellikle kamu personel sisteminde ücret reformunu içerecek şekilde o piramidi hiyerarşik sistemi, ücret skalasını, çalışma mevzuatı boyutuyla aynı işi yapanlar arasındaki farklılıkları ortadan kaldıracak şekilde köklü bir çalışmaya ihtiyaç var ifadesini kullandı.

MEMUR SENDİKACILIĞI MEVZUATINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMALI Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Yalçın, memur sendikacılığı mevzuatında ciddi boşluklar bulunduğunu ve sendika yasasının değiştirilmesi gerektiğini belirterek, 10 Ocak'ta ikincisi düzenlenen Yargı Kararları ve Hukuki Tartışmalar sempozyumunda söz alan akademisyenlerin, 4688 sayılı yasa çerçevesinde memur sendikacılığı mevzuatında ciddi boşluklar bulunduğunu net biçimde dile getirdiğini aktardı.

Memurların toplu sözleşme sürecinde tutanak düzenlenmesine ilişkin sorunlara da dikkat çeken Yalçın, şöyle devam etti: BİZ BU YIL HAKEME BAŞVURMADIK Bizim memur toplu sözleşmemizde tutanak devlet tarafından tutuluyor.

İşçilerde günlük uzlaştığınız, uzlaşmadığınız konuyu tutanak kâğına getiriyorsunuz ve altına imza atıyorsunuz.

Altını iki taraf da imzalıyor. 5. dönem toplu sözleşmede biz masada uzlaşamadık.

Uzlaşmazlık tutanağı da imzalamadık.

Hakeme giderken 'aslında biz 90 tane maddeyi masada çözmüştük, uzlaşmıştık ama tutanak yok.

Biz şunları uzlaştık ve çözdük' diye durumumuzu anlattık.

İşveren ise daha tartışmaya yeni başladığımız ham halini götürüp hakemin önüne koydu.

Halbuki 90 madde çözmüştük, rakamsal olarak uzlaşamamıştık.

Hakem de 'böyle şey mi olur?

Siz 21 gün çanak çömlek mi oynadınız ne yaptınız?' demek yerine aynen o şekliyle geçmiş dönemin kazanımını kayıt altına aldı.

Yeni hiçbir şey vermeden süreci tamamladı.

Onun için biz bu yıl hakem konusundaki bu çarpıklığa dikkat çekmek için dedik ki 'hakeme başvurmayacağız.' Hakeme bizim ve hükümetin başvuru hakkı var.

Biz başvurmadık. 3600 GÖSTERGE VERİNCE EMEKLİ OLANIN MAAŞINDA 7 BİN 980 LİRA FARK EDİYOR Bir gazetecinin, Yedinci dönem toplu sözleşmesinde 3600 ek gösterge kayıt altına alınmıştı.

Daha önce de 2025 yılının sonunda yürürlüğe girmesini beklediğinizi söylemiştiniz.

Bu çerçevede bir gelişme var mı?

Sizin talepleriniz hala devam ediyor mu şeklindeki soruyu Yalçın, şöyle yanıtladı: Bizim talebimiz devam ediyor.

Yedinci dönem toplu sözleşmede biz 3600 ek gösterge birinci derece için istedik.

Diğerleri için zaten o tartışma geride kaldı.

Bu 5 milyon 300 bin kişiyi teşvik edilen bir düzenlemeydi.

Kıymetli bir düzenleme fakat o düzenlemenin son anda bazı konular tartışma masasından kaçırıldığı için acil durumlar ortaya çıktı ve birinci dereceye kadar yükselenlere de verilmesi gereken ek gösterge verilmediği için biz düzenleme kamuoyuna duyurulduğu anda, 'adım önemli ama eksikleri vardı' diye eleştirdik.

Sonra sağolsun Cumhurbaşkanımız 3600 ek göstergeye ilişkin bunun bu geri kalan kısmı da vereceğine ilişkin bir vaatte bulundu.

Bu çok kıymetli.

Bunun bir an önce olmasını istiyoruz.

Geçen dönem toplu sözleşmede kayıt altına aldık ve 'yıl sonu gelmeden bu bitsin' dedik fakat bu yılın sonuna kadar masaya bir türlü tarafları getiremedik.

Onun için bu toplu sözleşmede bu kararı yineledik ve masada da irade bu iki yıl içerisinde mutlaka ama mutlaka çözülmesi yönündeydi.

Biz istiyoruz ki bir an önce çözülsün çünkü 3600 ek gösterge birinci derece 474 bin 800 kişiyi kapsıyor.

Yani emekli olanlarla görevde olanlar dahil edildiğinde bu sayıyı kapsıyor.

Bugün emekli maaşında birinci dereceye 3600 gösterge verince emekli olanın maaşında 7 bin 980 lira fark ediyor.

Onun için birinci derece 3600 gösterge tartışması gündemden düşürmüyoruz.

Emekli memura 8 bin 71 TL seyyanen zam o gün 'yansıtacağız' denilip yansıtılmadığı için bugün her emekli memurun 21 bin 150 TL zararı var.

DEVLET KAYIT DIŞI ÇALIŞIYOR Çalışan memurlar ile emekli memurlar arasındaki maaş farkına ilişkin bir soru üzereni de Yalçın, şunları söyledi: Kamu görevlileri, görev aile ile emekli aile arasında bir korelasyon vardı ve bu 75-80 bandıydı.

Yani görevdeyken aldığınız maaşın yüzde 75-80'ini siz emekli olduğunuzda alırdınız.

Bu ek tazminatların ilave iyileştirmelerin seyyanen zam gibi düzenlemeler yerine merkezi daha daha doğrusu kök kısma taban aylığa yapılan zamlar ve benzeri durumlar da geçerli fakat öyle bir noktadayız ki 'seyyanen zammı emekliliğe dahil edeceğiz' denildiği halde dahil edilmedi.

Ek dersler, sınav görevleri, döner sermaye ücretleri, arazi tazminatları, ek ödemeler kapsam dışı.

Dolayısıyla devlet kayıt dışı çalışıyor.

İşçilerde tüm ücretler emekliliğe tabii.

Memurlarda da eline geçen tüm ücretler emekliliğe tabii olmalı.

Kişi emekli olduğu zaman da görev hâli ile emekli hâli arasındaki bağ korunmalı.

Onun için ben seyyanen zam emekliliğe yansıtılsaydı 21 bin 150 bugün farklı alacaktı diye söylüyorum.

Bugün o zaman bu emeklilikteki tartışma da olmayacaktı.

Mesela öğretmenler örnek verdim sayarken diğer hizmet kollarında da aynı şekilde.

Bazı ödemeler kayıt dışı.

Devlet kayıt dışı çalışmaktan bir defa vazgeçecek.

Tüm ücretler emekliliğe tabii olacak.

Dolayısıyla kişi emekli olduğu zaman o makas, o denge yeniden sağlanmış olacak.

Bu şekliyle olursa bu gittikçe daha da makas açılır.

Gittikçe daha da geriye doğru gider.

Çünkü yüzde 50'nin altına indi.

Bu yüzde 46-47 bandına kadar düştü.

Bu açıdan emekliler boyutuyla tartışmada devam ediyor.

Bunu düzeltmenin yolu tüm gelirlerin kesintisi yapılarak emeklilikte de kapsam dışı sayılmayarak bu bütünlüğün yeniden oluşturulmasından geçiyor.

İlgili Sitenin Haberleri