Haber Detayı
ABD'den örnek: Halk Partisi'ne ahlâki etiket... Ayıplı gösterip etkisiz bırakmak
Soner Yalçın yazdı...
Konuyu CHP’ye getireceğim, ama bazı bilgiler vermeliyim:ABD’de 19’uncu yüzyılın son çeyreğinde, İç Savaş sonrasında çiftçiler baskıyla karşılaştı:Ürünü düşük fiyata satıyor, borcu yüksek faizle ödüyordu.
Üstelik özel demiryolu tekelleri taşıma ücretlerine sürekli zam yapıyordu… Küçük ve orta ölçekli çiftçiler ekonomik sıkışmaya karşı taban örgütlenmesi başlattı: Çiftçiler İttifakı…Bu hareket, dayanışma yapmak-kooperatif ağını yaymak ve siyaset üzerine baskı kurmak amacıyla yan yana geldi…Yıl 1890.
Florida eyaletinin Ocala kentinde düzenlenen toplantıda çiftçiler bildiri yayınladı:-“Bir ulusun ahlâki, siyasi ve maddi yıkımının eşiğinde olduğu bir zamanda buluşuyoruz.
Yolsuzluk oy sandığını, yasama organlarını, Kongre’yi ve yargının cübbesini bile ele geçirmiş durumda…-“Milyonların alın terinin meyveleri göstere göstere çalınarak tarihte eşi benzeri görülmemiş biçimde birkaç kişi için devasa servetler yaratılıyor; bu servet sahipleri ise Cumhuriyeti küçümsüyor ve özgürlükleri tehlikeye atıyor…”Ocala Platformu, reform önerileri sıraladı:-Demiryollarına kamu denetimi şartı…-Borçlular için kredi kolaylığı…-İşçiler için sekiz saatlik iş günü…Vs.Peki sonra ne oldu?SİYASETE AHLÂK ETİKETİÇiftçiler-işçiler bir araya gelerek “Halk Partisi” (People’s Party) adını alarak örgütlendi...
Çünkü gördüler ki; iki parti Cumhuriyetçiler ile Demokratlar finans ve demiryolu çıkarlarıyla yapısal olarak iç içeydi.
Emekçilerin bağımsız partisi buna son verecekti...Tarih: 8 Kasım 1892.Amerika seçiminde Halk Partisi, bir milyonu aşkın oyuyla yüzde 14 oy aldı. 5 senatör ve 22 temsilciler meclisi üyesi kazandı.
Bazı eyaletlerde koalisyon hükümetleri kurdu.
Bu sonuçlar, ABD’nin iki partili sistemi için ciddi tehdit anlamına geliyordu.Üstelik Halk Partisi, sisteminin ana damarına “kılıç” sokuyor; düzeni ekonomik olarak eleştiriyordu. “Yolsuz elitler” söylemini, bankalar, demiryolları, para politikasına bağlıyordu.
Eleştirileri soyut değil, düzenleyiciydi…Ve:Günümüzde sıklıkla kullanılan “popülizm” kavramı ilk kez o yıllarda doğdu.
Bu hareketi boğmak isteyen kapitalistler, Halk Partisi’ne “popülist” adını verdi.
Halk Partisi’ni meşruiyetsizleştirmek, tehlikeli göstermek, akıldışı bir kalabalık hareketi gibi sunmak istiyorlardı.Oysa partinin adı vardı ve kendilerini “the people/halk” olarak tanımlıyordu…İşte… Anlatmak istediğim yere geldik: Etiketlemek!Etiketlenen Halk Partisi, ne istediğini değil, nasıl parti olduğu savunmaya başladı.Böylece hareketin, kamulaştırma, vergi, para politikası gibi somut talepleri görünmez kılındı.
Tartışma ekonomiden ahlâka kaydırıldı!Amerikan zenginleri ve medyası “popülist” etiketi şu anlama sabitlendi: Halkı kandıran, kolay çözüm vaat eden siyaset...Bu, siyasi bir kavramın içinin boşaltılmasının ilk erken örneğiydi...Sözü CHP’ye getireyim artık:İÇİ BOŞALTILAN KAVRAMLAR“Popülizm” kavramı istisna değil…İlk ortaya çıktıklarında belirli tarihsel çatışmaları işaret eden, fakat zamanla etikete/suçlamaya/boş gösterişe dönüşen yani anlam kaydırması yapılan temel kavramlarından biri de “demokrasi”…Günümüzde salt seçim yapılıyor olması “demokrasi” ile tanımlanıp ekonomik güç ilişkileri bu kavramın dışında bırakılıyor!Demokrasi, mevcut düzen artı sandığa indirgendi.
Bunun dışındaki (kamulaştırma, vergi, gelir adaleti gibi) tüm talepler “akıl dışı” diye etiketleniyor.“Radikal” kavramı da böyle; sorunun köküne inmek olan “Radix” (kök) içi boşaltılarak tehlikeli, uç, irrasyonel etikete indirgendi.Uzatmayayım… Bu tür kavramların hepsinde aynı şey oldu: Kavram çatışma içinden doğdu, yaygınlaştı.
Ama egemen söylem tarafından ahlâkileştirildi, etiketleştirildi ve tarihsel kökeni unutturularak siyasetsizleştirildi.Kavram kaldı, mücadele bitti…Bunca anlatımdan sonra sözü CHP’ye getireceğim:Ana muhalefet partisi son yıllarda kurmaya çalıştığı daha sert, daha talepli muhalefet çizgisi güçlendikçe devreye bilindik mekanizma sokuluyor: Etiketleme, ahlâksızlaştırma, meşruiyetini aşındırma ve geri adım attırma…Sürekli şu ahlâki çerçeve çiziliyor: “Popülist”, “sorumsuz”, “ciddiyetsiz”, “ülkeyi geren kışkırtıcı”...
Hedef; CHP’yi yanlış değil, ayıp bir yerde göstermek!Amaçları CHP’yi tamamen susturmak değil, -Kılıçdaroğlu döneminde olduğu gibi- partiyi sürekli kendini savunmak zorunda hissettirmek.
Yani, CHP’nin temposunu düşürmek, söylemini yumuşatmak, “denge”, “makullük”, “merkez” vurgusuna geri döndürmek…CHP’yi susturmak değil, CHP’yi “makul ama etkisiz” hâle getirmek…Bu dil, ABD’deki Halk Partisi’nin başına gelenle birebir aynı mekanizma...Bir muhalefet sertleştiğinde ona “ahlak” dersi veriliyor ise, orada sorun ahlâk değil, güç dengesidir.CHP bu ahlâki etiketlemeye yenilip duruşunu zayıflatacak mı, göreceğiz.Soner YalçınOdatv.com