Haber Detayı
Bakan Fidan: Uluslararası Sistem Gazze’de Sınıfta kaldı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze’de yaşananların uluslararası sistemin işlevsizliğini açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, Türkiye’nin bir numaralı önceliğinin ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve insani yardımın kesintisiz biçimde ulaştırılması olduğunu vurguladı. İran’daki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini ifade eden Fidan, bölgede yeni bir istikrarsızlık dalgasının tüm Orta Doğu’yu sarsacak sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, medya temsilcileriyle bir araya geldiği kapsamlı değerlendirme toplantısında, 2025 yılının uluslararası sistem açısından “tıkanmışlığın derinleştiği ve bu tıkanıklığın adeta kanıksandığı” bir dönem olarak kayda geçtiğini söyledi.
Fidan hem küresel düzenin yapısal krizine hem de Türkiye’nin bu ortamda izlediği çok boyutlu dış politika çizgisine ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu. “Küresel Düzen Tahribata Uğradı” Bakan Fidan, küresel yönetişim sisteminin kurallara dayalı yapısının ciddi biçimde aşındığını vurgulayarak, uluslararası hukukun ve insani değerlerin art arda yaşanan krizler karşısında etkisiz kaldığını ifade etti. “2025 yılı, uluslararası sistemin kapasitesinin ciddi bir testten geçtiği bir yıl oldu” diyen Fidan, devletlerin mevcut ittifak ilişkilerini sorgulamaya başladığını, yeni güvenlik ve iş birliği arayışlarının hız kazandığını söyledi.
Çatışmaların, ekonomik dalgalanmaların ve teknolojik dönüşümlerin ülkeleri stratejilerini yeniden tanımlamaya zorladığını belirten Fidan, bu ortamda diplomasinin barışçıl çözüm için vazgeçilmez bir araç haline geldiğini vurguladı.
Gazze: “Uluslararası Sistem Sınıfta Kaldı” 2025’in Türkiye dış politikası açısından en ağır gündem maddesinin Gazze olduğunu belirten Fidan, İsrail’in saldırılarını açık bir dille “soykırım” olarak nitelendirdi. “Gazze’de yaşananlar, sadece bölgesel bir trajedi değil; uluslararası hukukun, insan haklarının ve küresel yönetişim modelinin sınandığı bir eşik oldu.
Açıkça söylemek gerekir ki, günümüz küresel sistemi bu sınavda sınıfta kaldı” diyen Fidan, Türkiye’nin Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde dost ve kardeş ülkelerle birlikte ateşkes ve insani yardım için yoğun bir diplomasi yürüttüğünü ifade etti.
Gelinen noktada kırılgan ama umut vadeden bir tablo olduğunu belirten Fidan, hedeflerinin ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi, Gazze’nin yeniden imarı ve Filistinlilerin kendi devletleri çatısı altında barış içinde yaşayabilmesi olduğunu söyledi.
ABD özel temsilcisi Steve Witkoff tarafından ilan edilen Gazze Planı’nın ikinci aşamasına geçilmesini önemli bir gelişme olarak değerlendiren Fidan, sürecin ağır aksak da olsa ilerlemesinden memnun olduklarını dile getirdi.
İkinci aşamada önceliğin, Filistinli teknik komitenin Gazze’nin idaresini devralması olduğunu belirten Fidan, ardından Barış Kurulu’nun ilan edileceğini ve günlük icraatı yürütecek yönetim mekanizmasının oluşturulacağını aktardı.
Önümüzdeki haftalarda bu yapıların hayata geçirilmesini beklediklerini söyleyen Fidan, uygulamada zorluklar olacağını ancak Türkiye’nin sürecin kesintiye uğramaması için diğer ortaklarla yakın temas halinde olacağını vurguladı.
Fidan, siyonist terör rejimi hükümetinin barış planına isteksiz yaklaştığını, nihai hedefinin Filistinlilerin Gazze’den çıkarılması olduğunu belirterek, buna rağmen uluslararası toplumun ve bölge ülkelerinin baskısıyla sürecin bu aşamaya geldiğini söyledi. “Gazze’ye insani Yardım Önceliğimiz’’ Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze’ye yönelik insani yardım çalışmalarının Türkiye için şu anda öncelik olduğunu vurgulayarak, özellikle kış şartlarında Filistinlilerin yaşadığı insani dramın kabul edilemez olduğunu söyledi.
Bakan Fidan, yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da süreci yakından takip ettiğini belirterek, “Gazze’deki kardeşlerimizin soğukta, bu şartlar altında yaşamasını başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere hiçbirimizin yüreği kaldırmıyor” dedi.
Türkiye’nin insani yardım kapsamında konteyner gönderme konusunu uluslararası toplantılarda gündeme getirdiğini aktaran Fidan, siyonist terör rejiminin uzun süredir metal içeren yardım malzemelerinin Gazze’ye girişine izin vermediğini hatırlattı.
Siyonist terör rejiminin, tıbbi malzemeler dahil olmak üzere metal içeren ürünleri “çift kullanımlı” olarak değerlendirdiğini belirten Fidan, bunun gerekçe olarak sunulduğunu ifade etti.
Bu noktada Birleşmiş Milletler kurumlarının sahada daha etkin hale gelmesinin kritik olduğuna dikkat çeken Fidan, “BM’nin ilgili yapıları devreye girdikçe işgal güçlerinin bu konudaki etkisinin ve direncinin azalacağını düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin süreci uzun süredir hazırlık aşamasında yürüttüğünü belirten Fidan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlarla koordinasyon sağlandığını kaydetti.
Fidan, şartların uygun hale gelmesi durumunda konteynerlerin derhal Gazze’ye gönderileceğini vurguladı.
Mevcut engeller nedeniyle yalnızca çadırların Gazze’ye girişine izin verildiğini belirten Fidan, ancak çadırların her koşulda yeterli ve kalıcı bir çözüm sunmadığını da sözlerine ekledi. ‘İran’da Yaşananları Yakından Takip Ediyoruz’ İran’daki gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bakan Fidan, a yaşanan gelişmelerin Türkiye açısından doğrudan önem taşıdığını belirterek, Ankara’nın süreci yakından izlediğini ve önceliğinin bölgesel istikrar ile güvenlik olduğunu vurguladı.
Bakan Fidan, bölgenin geçmişten gelen ve zamanla evrilen çok sayıda yapısal sorunla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, bunlardan birinin İran’ın uzun yıllardır maruz kaldığı yaptırımlar ve bölgedeki siyasi uyumsuzluklar olduğunu söyledi.
Türkiye’nin İran’la ilişkilerinin tarihsel derinliğine dikkat çeken Fidan, iki ülke arasında yüzyıllara dayanan değişmeyen bir sınır, yoğun ticari bağlar ve güçlü sosyal ilişkiler bulunduğunu hatırlattı. “İran’da olacak her şey bizi yakından ilgilendiriyor” diyen Fidan, Türkiye’nin komşusu ve dostu olarak Tahran’la defalarca görüşmeler yaptığını kaydetti.
Fidan, İran’ın uluslararası aktörlerle yaşadığı sorunları diyalog yoluyla çözmesinin ve bu sorunların bölge geneline yayılacak istikrarsızlık senaryolarına dönüşmemesinin Türkiye’nin de menfaatine olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin hiçbir koşulda güç kullanımına yol açacak bir süreci tasvip etmediğini vurgulayan Fidan, son dönemde yaşanan askeri gerilimlere işaret etti.
Geçtiğimiz aylarda yaşanan ve “12 gün süren savaşlar” olarak tanımlanan süreçte, İran’ın önce siyonist terör rejimi, ardından Amerika Birleşik Devletleri tarafından sınırlı da olsa saldırılara maruz kaldığını hatırlatan Fidan, bu sürecin belirli bir noktada durmasının önemli olduğunu ancak tekrar etme ihtimalinin kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
Bakan Fidan, İran’da yaşanabilecek geniş çaplı bir istikrarsızlığın bölgenin kaldırma kapasitesinin çok üzerinde olacağı uyarısında bulunarak, Türkiye’nin diplomatik çabalarını sürdüreceğini belirtti.
Fidan, ABD ile İran arasındaki sorunların gerek arabulucular üzerinden gerek doğrudan temaslarla çözülmesinin en doğru yol olduğunu ifade etti. “Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz” diyen Fidan, Türkiye’nin süreci yakından izlemeye devam edeceğini sözlerine ekledi.
Suriye Yönetimi ile SDG Arasındaki Gerilim Suriye Kürtlerinin, yalnızca Suriye’ye özgü sorunları çözmeye yönelik, yerel bir siyasi yapı içinde bir araya gelmesinin doğal olduğunu vurgulayan Fidan, ancak mevcut durumun bununla örtüşmediğini ifade etti.
Suriye’de SDG veya YPG adına yürütülen herhangi bir siyasi sürecin, Kandil’den onay alınmadan hayata geçmesinin mümkün olmadığını ifade eden Fidan, bu durumun süreci sürekli olarak zorlaştırdığına dikkat çekti.
Buna rağmen Türkiye’nin önceliğinin Suriye’de istikrarın sağlanması olduğunu vurgulayan Fidan, 10 Mart Mutabakatı’nın bir an önce uygulanmasının kritik önemde olduğunu belirtti.
Fidan, Türkiye’nin savunduğu yaklaşımın “anayasal vatandaşlık” temelinde şekillendiğini ifade ederek, insanların kendi kimliklerini, kültürlerini ve inançlarını özgürce yaşarken, aynı bayrak altında yaşadıkları ülkenin refahından ve gücünden eşit şekilde yararlanmasının barış ve istikrar açısından en sağlıklı model olduğunu söyledi.
Bu modelin modern dünyada defalarca denendiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini vurguladı.
Ülkeyi etnik kimlik, inanç veya siyasi yapılar üzerinden parçalara ayırmanın ciddi riskler barındırdığına işaret eden Fidan, “Siyasal entiteler oluşturarak adacıklar meydana getirmek bölünmeye davetiye çıkarır.
Bunu bir ideolojik tartışma olarak değil, ortak insanlığın menfaati açısından bir sorun olarak ele almak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. ‘’Bölgesel Güvenlik Platformu Oluşturulmalı’’ Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bölgesel istikrar ve güvenliğin ancak bölge ülkelerinin doğrudan ve nitelikli iş birliğiyle sağlanabileceğini belirterek, kapsamlı bir bölgesel güvenlik platformunun oluşturulması gerektiğini söyledi.
Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da uzun süredir bu yönde bir vizyon ortaya koyduğunu hatırlatarak, bölgenin kronik sorunlarının temelinde ülkeler arasındaki güvensizliğin yer aldığını ifade etti.
Bu güvensizliğin zamanla çatlaklar oluşturduğunu, dış müdahalelere zemin hazırladığını ya da iç savaşlar üzerinden yeni istikrarsızlık alanları doğurduğunu vurguladı.
Türkiye’nin bu sorunlarla yıllardır mücadele ettiğini, sahada ve diplomasi masasında tecrübe kazandığını belirten Fidan, yapılan analizler sonucunda net bir öneri geliştirdiklerini söyledi.
Fidan, “Uzun yıllardır ekonomik iş birliği yapıyoruz.
Artık güvenlik alanında da kurumsal bir iş birliği ve ortak bir platform oluşturulması gerekiyor” dedi.
Önerilen platformun dış aktörlere karşı değil, doğrudan bölge ülkelerinin birbirlerinin güvenliğine dair karşılıklı taahhütte bulunmasını amaçladığını ifade eden Fidan, bu yaklaşımın sorunların büyük bölümünü otomatik olarak çözeceğini belirtti. “Bölge ülkeleri birbirinden emin olduğu anda sorunların yüzde 80’i zaten çözülmüş oluyor” değerlendirmesinde bulundu.
Körfez ülkeleri başta olmak üzere tüm bölge ülkelerinin karşılıklı güven temelinde hareket etmesinin kritik olduğunu vurgulayan Fidan, geniş katılımlı bir güvenlik platformunun hayata geçirilmesi halinde diğer siyasi ve ekonomik sorunların çok daha kolay çözülebileceğini dile getirdi.
Bakan Fidan, bu yönde temasların ve görüşmelerin sürdüğünü ancak henüz somut bir anlaşmaya imza atılmadığını da kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyonunun dar kapsamlı değil, daha kapsayıcı, daha geniş ve bölgesel dayanışmayı güçlendiren bir yapı oluşturmak olduğunu belirten Fidan, hedefin kalıcı istikrar ve güvenlik üreten bir mekanizma kurmak olduğunu ifade etti.