Haber Detayı
TÜSİAD’dan verimlilik seferberliği çağrısı
TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras, 2026 yılının Türkiye için verimlilikte seferberlik yılı olması gerektiğini vurgulayarak, “Verimlilik Türkiye’nin enflasyonsuz refah üretebilmesinin ve dünyada rekabetçi olabilmesinin temel yoludur. Verimlilik artarsa ücretler reel olarak artar, dış açık küçülür, gelir dağılımı düzelir. Türkiye açısından mesele net. Bunu görmeliyiz” dedi.
MERVE YİĞİTCAN TÜSİAD’ın Seçimli Olağan Genel Kurulu dün yapıldı.
Olağan Genel Kurulu’nda açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras, büyük değişimlerin yaşandığı ve tarihe geçecek bir 2025 yılının geride kaldığını söylerken, tüm dünyanın 2026 yılına da hızlı girdiğini vurguladı.
ABD’nin Venezuela müdahalesinin jeopolitik gelişmeleri başka bir boyuta taşıdığını dile getiren Aras, çeşitli belirsizlik içeren bu dönemin de Türkiye için bir fırsat oluşturabileceğine değindi.
Ülke olarak doğru pozisyon alarak ve bölgesel avantajları kullanarak verimliliğe dayalı uygulanacak kalkınma modeli ile hedeflere ulaşılabileceğine dikkat çeken Aras, yeni dünya düzeninde büyümenin kalbinin verimlilik olmak zorunda olduğuna işaret etti.
Aras, “Verimlilik artmazsa büyüme kırılgan kalır.
Enflasyonla mücadele zorlaşır ve uzar, ücretler reel olarak yükselmez, refah artışı gerçekleşmez.
Zamanla gerçekleşen enflasyon ile algılanan enflasyon arasında fark oluşur.
Verimliliğe dayalı ekonomik büyümeye geçebilirsek ülke olarak kalkınmayı sağlayabiliriz” dedi.
Üretimde bugünkünden daha iyisini yapmalıyız Ekonomik büyümenin niceliksel bir kavram olduğunu ve milli gelirdeki artışı ifade ettiğini, ancak kalkınmanın ise niteliksel olduğunu kaydeden Aras, “Yani yapısal bir dönüşümü ifade eder. ‘Nasıl yaşıyoruz?
Kim kazanıyor?
Sağlık, eğitim, kurumsal kalite ve gelir dağılımı nasıl?’ sorularını sorar.
Ekonomik büyüme olmadan kalkınma olmaz ama ekonomik büyüme otomatik olarak kalkınma yaratmaz.
Kalkınma, büyümenin topluma adil ve sürdürülebilir şekilde yayılmasıdır.
Kalkınma sağlayacak büyüme ancak verimlilikle elde edilebilir.
Bu yüzden 2026’nın ana gündemi verimlilik seferberliği olmalıdır” ifadelerini kullandı. “Bugün yaptığımız mal ve hizmet üretiminden daha iyisini yapmak zorundayız” diyen Aras, katma değeri yüksek, daha kaliteli, AB standartlarına uygun, yüksek teknoloji kullanarak, daha az kaynakla daha fazla ürün ve hizmet üretilmesi gerektiğini savundu.
Küresel ekonominin daha seçici ve maliyetli bir düzene geçtiğini, bunun da geçici bir dalga olmadığını, üretimin ve ticaretin üstüne yeni bir maliyet bindiğini ifade eden Aras, oluşan yeni mimarinin, rekabetin ölçüsünü de değiştirdiğini aktardı.
Ortaya çıkan bu dönüşümün jeopolitik ve yaptırımlar rejiminde, sanayi politikası rejiminde ve standartlar rejiminde somutlaştığını anlatan Aras, “Bu üç değişim birleşince küresel rekabetin ölçütü değişiyor.
Ucuz üretim tek başına yetmiyor.
Güvenilir, ölçülebilir, standartlara uyumlu üretim gerekiyor.
Bu yeni düzende büyüme ile kalkınma arasındaki ilişki daha belirgin hale geliyor.
Verimlilik açık ara ön plana çıkıyor, rekabet gücünü arttırarak büyümenin kalkınma yaratmasını sağlıyor” diye konuştu.
Türkiye’nin stratejik avantajları var “Verimlilik Türkiye’nin enflasyonsuz refah üretebilmesinin ve dünyada rekabetçi olabilmesinin temel yoludur” diyen Aras, “Verimlilik artarsa ücretler reel olarak artar.
Verimlilik artarsa dış açık küçülür.
Verimlilik artarsa gelir dağılımı düzelir.
Türkiye açısından mesele net.
Bunu görmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin verimliliği artırarak rekabet gücü yaratacak stratejik avantajları olduğundan bahseden Aras, bunlara örnek olarak coğrafi konumu, üretim çeşitliliği sunan sanayiyi, savunma sanayindeki gelişimi, tarım alanı ve sulama imkanlarını, sağlık hizmetlerindeki başarıyı, ülke içindeki bölgesel rekabet avantajlarını ve insan kaynağını gösterdi.
Somut ölçülebilir 5 hedef önerisi 2026 yılında verimlilik artışını sağlamak için Türkiye’nin beş somut ölçülebilir hedefi olması gerektiğini de söyleyen Aras, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunları gerçekleştirebilirsek büyümeyi kalkınmaya dönüştürebiliriz.
Birinci hedef, insan kaynağını tam kullanmak. 2025 Kasım verilerine göre istihdam oranı yüzde 49,2.
Erkek istihdam oranı yüzde 66,8 iken kadın istihdam oranı sadece yüzde 31,9.
Kadın istihdamı bir yan başlık değil, üretimin ve rekabetin ana başlığıdır.
Çözüm çok net.
Çocuk ve yaşlı bakımı altyapısını ve okul öncesi eğitimi güçlendirerek kadınların istihdama daha fazla katılımlarını sağlamalıyız.
İkinci hedef, beceri ile işi eşleştirmek ve okuldan işe geçişi sağlamak.
Üçüncü hedef, verimli firmayı büyütmek ve kaynak akışını verimli firmalara yönlendirmek.
Dördüncü hedef, rekabetin ve kuralların üretkenliği ödüllendirdiği, kayıt dışını yok ettiği bir ortam yaratmak.
Beşinci hedef ise teknolojiyi ve iyi yönetimi yaygınlaştırmak.” Verimlilik seferberliğinin tek bir proje olmadığını vurgulayan Aras, “Bu beş hedefi bir arada okuduğumuzda tablo netleşiyor. 2026 verimlilik seferberliğini özel sektör ve kamu olarak hep birlikte gerçekleştirmeliyiz.
Biz iş dünyası olarak bu dönüşümün parçası olmak zorundayız. 2026’yı bir geçiş yılı gibi görmeyelim. 2026’yı verimlilik ile kalkınma yılı yapalım” ifadelerini kullandı.
Orhan Turan bayrağı Ozan Diren'e devretti Olağan genel kurulda yapılan seçimle TÜSİAD yönetim kurulu başkanlığına oy birliğiyle Ozan Diren seçildi.
DİMES CEO’su ve Diren Holding Yönetim Kurulu Üyesi olan Ozan Diren’in başkanlığındaki yeni yönetimde yer alan isimler ise Meltem Uslu Akol, Elif Çoban, Fatih Kemal Ebiçlioğlu, Azmi Gümüslüoğlu, Aslı Güreşcier, Perihan İnci, Şerafettin Karakış, Ömer Mert, İzzet Özilhan, Ahu Serter ve Feyyaz Ünal oldu.
Seçim sonrası genel kurula hitap eden Diren, konuşmasında TUSİAD’ın 55 yıllık köklü geçmişinde sadece üreten, değer, istihdam yaratan bir ekonomik gücü temsil etmekle kalmadığını, Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda ortak aklın güçlü bir referans noktası olduğunu dile getirdi.
Diren, “Ülkemizin rekabet gücünü daha fazla ve daha yüksek katma değerli üretim ve ihracatla arttırmamız; cazip bir yatırım ortamını sosyal ve yapısal reformlarla desteklememiz gerekiyor.
Türkiye’mizin kalkınma yolculuğunda hepimizin ulaşmak istediği hedef aynıdır.
TÜSİAD’ın hedefi ülkemizin hedefi ile bir ve bütündür” ifadelerini kullandı.
Genel kuruldan… ▶ Genel Kurula katılım yoğundu.
Tuncay Özilhan’ın divan başkanlığı yaptığı toplantıya Rahmi Koç, Güler Sabancı, Bülent Eczacıbaşı, Ömer Koç, Ömer Dinçkök, Ümit Boyner, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Cansen Başaran Symes, Muharrem Yılmaz, Adnan Polat, Erol Bilecik, Ethem Sancak, Leyla Alaton gibi iş dünyasının önde gelen birçok ismi yer aldı. ▶ Ömer Aras, Orhan Turan’ı “Yol ve kader arkadaşım” diyerek takdim etti. ▶ Orhan Turan, sahneye çıkarken alkışlar uzun süre devam etti.
Turan, konuşmasını Nazım Hikmet’in “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...” dizeleriyle bitirdi. ▶ Ömer Aras, yeni dönemde de YİK başkanlığı görevini sürdürecek.
Turan da yeni dönemde YİK üyesi olacak.
Turan: Cumhuriyet çocuğuyum, eğitimle ayağa kalktım TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı olarak son kez Genel Kurul’a hitap eden Orhan Turan, konuşmasına “Bazı görevler vardır; bittiği gün anlam kazanmaya başlar” sözleriyle giriş yaptı.
Turan, “Ben bir Cumhuriyet çocuğuyum.
Mütevazı bir ailenin imkanlarıyla büyüdüm.
Ama benim gibi milyonlarca çocuğun olduğu gibi benim de Cumhuriyetim vardı.
Cumhuriyet’in de fırsat eşitliği vizyonu vardı. ‘Çalışırsan, öğrenirsen, üretirsen yolunu açabilirsin’ diyen bir anlayış vardı.
Hayatımı bu anlayışın sunduğu imkânlarla kurdum.
Eğitimle ayağa kalktım.
Cumhuriyet’in sunduğu her fırsat karşılığında bir sorumluluk doğurur.
Bu yüzden, girişimciliğe başladığım ilk günden itibaren sivil toplum, hayatımın dışında hiç kalmadı.
Çünkü iş dünyası yalnızca değer üretmez.
İş dünyası aynı zamanda düşünmek, tartışmak, yön göstermek zorundadır” dedi.
TÜSİAD’ın meselesi yarını tarif etmek TÜSİAD’ın da tam olarak bu yüzden var olduğunu dile getiren Turan, “TÜSİAD, bir iş dünyası örgütü olmanın ötesinde, iş dünyasının aklının kurumsallaşmış hâlidir.
Bu ülkenin fikir fabrikası, yarını için çalışan bir gelecek atölyesidir.
TÜSİAD’ın meselesi her zaman için günün muhasebesini yapmak değil; yarını tarif etmek olmuştur.
Bu misyonu taşıyan bir kurumun yönetiminde yer almak da başkanlığını üstlenmek de kişisel bir makam değil, kamusal bir görevdir” ifadelerini kullandı.
Tüm süreçte hareket noktasının her zaman TÜSİAD’ın temel ilkeleri olduğunu kaydeden Turan, “Bugün geriye dönüp baktığımda, içimde güçlü bir huzur var” dedi.