Haber Detayı
Enstitü Sosyal "Çocuk Koruma Kanunu'nda Güncel Yaklaşımlar ve Uygulamalar" paneli düzenledi
Enstitü Sosyal, çocuk adalet sistemi ve güncel meseleler üzerine çevrimiçi bir panel düzenledi. Panelde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı yetkilileri, çocukların korunması ve yargılanma süreçlerine dair önemli bilgileri paylaştı.
Enstitü Sosyal, "Çocuk Koruma Kanunu'nda Güncel Yaklaşımlar ve Uygulamalar" başlıklı çevrimiçi panel düzenledi.Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nden Doç.
Dr.
Turgay Öntaş moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, çocuk adalet sistemine ilişkin güncel meseleler değerlendirildi.Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Özge Aydiş Toy, toplumun en kırılgan ve geleceğin en belirleyici unsuru olan çocukları, hukuki ve sosyal politikalar ekseninde özellikle risk kavramı üzerinden değerlendirmenin önemli olduğunu söyledi.Toy, risk altındaki çocuğun, bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimi nedeniyle tehlike altında, zorunlu olan destek hizmetlerine ihtiyaç duyan çocuk olduğunu belirtti.Riskin sadece evsiz çocuklar için değil, yalnız kalan çocuklar için de çok önemli bir tehlike olduğunu dile getiren Toy, "Aile yapısındaki işlevsizlikler, görünmez istismar biçimleri, her istismarın fiziksel olmadığını düşündüğümüz zaman duygusal manipülasyon ve çocuğun aşağılanması gibi durumlar da risk faktörleri olabilir." ifadelerini kullandı.Çocuklara özgü yargılama usulü ve diversiyonAdalet Bakanlığı Adil Destek ve Mağdur Hizmetleri Daire Başkanı Meral Gökkaya, çocuklara özgü yargılama usulü ve diversiyon konusuna vurgu yaparak, 12 yaşından küçük çocuklarda ceza ehliyeti olmadığını, 12-15 yaş arasındaki çocuklar için de suçu anlama-anlamlandırma durumuna göre davranışlarını yönlendirme yeteneğine bakıldığını söyledi.Gökkaya, 15-18 yaş grubundaki çocukların ise ceza ehliyeti olduğunun kabul edildiğini dile getirerek, "Çocuk küçük yaşta olduğunda hem eğitime tekrar devam etmesi hem de suç ortamından uzaklaşması, farklı tedbirlerin alınmasıyla, çocuğun korunması dolayısıyla kurtarılması da mümkün olabilecek.
Bu refleksi zamanında gösteremediğimizde bu tedbirleri almak veya o çocuğun tekrar suça bulaşmasını engellemek çok mümkün olmayabiliyor." diye konuştu.15-18 yaş grubundaki çocukların, genelde ailelerin ve toplumun koruyamadığı için suça sürüklenen çocuklar olduğunu aktaran Gökkaya, şunları kaydetti: "Tekrar tekrar suça bulaştıklarında ve yaşları da büyümeye başladığında gerçekten bu çocuklarla ilgili alınan tedbirlerin etkili olma ihtimali çok zayıflamış oluyor.
Ceza ehliyeti anlamında geçtiğimiz sene ve bu sene en çok tartışılan konu, 15-18 yaş arasındaki çocukların ceza ehliyetlerinin tam olarak algılanması.
Belki bazı suçlar için tam olarak yetişkinler gibi yargılanmalarıyla ilgili konular gündeme geldi.
Burada ceza ehliyetinin tam olduğunu zaten Türk Ceza Kanunu kabul ediyor ama yaşından dolayı indirim uyguluyor."Gökkaya, çocuk mahkemelerinin yaygınlığına dikkati çekerek, "Ülkemizde 85 tane çocuk mahkemesi, 16 tane de çocuk ağır ceza mahkemesi var.
Çocuk mahkemelerimiz, asliye ceza mahkemelerinin görev alanına giren işlere bakıyorlar ve 46 ilde mevcut.
Hakimler Savcılar Kurulu'nun 2021 yılındaki kararıyla çocuk ya da çocuk ağır mahkemesi kurulacak kadar çocuk olmayan yerlerde, belirli asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri çocuk yargılamalarına bakmakla görevlendirildi." şeklinde konuştu.Diversiyonun, çocuğun, resmi ceza yargılamasına girmeden, suça ilişkin sorumluluğunun onarım ve iyileşme temelli yollarla üstlenmesini sağlayan bir yöntem olduğunu belirten Gökkaya, diversiyonun aileye daha fazla sorumluluk veren konular olduğunu söyledi.Koruyucu-destekleyici tedbirlerEnstitü Sosyal Araştırmacısı Fatma Betül Ercan da "Çocuk Koruma Kanunu'nda gerekli değişiklikler ve yeni düzenlemeler" başlıklı bir konuşma yaptı.Ercan, yetişkinlerin yargılanma sürecinin suç üzerinden ele alındığını, çocuklar konu olduğunda ise yaşı, içinde bulunduğu durum ve ailesel faktörlerin ele alındığını belirtti.Çocukların risk grubuna girdiği andan, hapis cezası aldığı ana kadarki sürecin değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Ercan, şunları söyledi: "Koruyucu-destekleyici tedbirlerin güçlendirilmesi, uygulanmasıyla ilgili süreçlerin mevzuatta açık ve net bir şekilde yazılması, kimin neyden sorumlu olduğu, bunun takibinin nasıl yapılacağına dair açık bir mevzuat oluşması burada önemli noktalardan bir tanesi gibi gözüküyor.
Bunun önemli olmasının sebeplerinden bir tanesi şu, koruyucu ve destekleyici tedbirleri biz eğer risk altındaki çocuklara doğru bir şekilde uygulayabilirsek, bu aslında bu çocukların risk grubundan çıkmasına da vesile olabilecek uygulama olur."Ercan, çocuk suç işlediğinde, suçun mahiyetine bağlı olarak yaptığı hatanın karşılığını anlamasını sağlayacak alternatif yaptırımlar üretmenin sağlıklı olacağını kaydederek, "Hapis cezası yerine, öncelikle alternatif yaptırımlar uygulanırsa, hapis cezasına gidilen yolun azalacağını ve çocukların suçla ilişkisinin daha onarıcı bir şekilde değiştirileceğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı.Panel, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.