Haber Detayı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kritik Açıklamalar: 'Ankara Susuzluğa Mahkum Edildi'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde 'TRT Genç Kanalı Açılış Etkinliği'nde konuştu. Erdoğan, "Ankara’nın susuzluk sorununda bir kez daha şahitlik ettik. Kapasite açıklarını suç bastırarak kapatmaya çalışan bu beceriksizler korosuna bizim buradan şunları sormamız lazım. Gecenin ayazında vatandaşı elinde su bidonlarıyla sıraya sokanlar mı suçlu, yoksa bunu haberleştirenler mi suçlu?" açıklamasında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen TRT Genç Kanalı Açılış Etkinliği'nde açıklamalarda bulundu.Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar:Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum.
TRT Genç televizyon kanalımızın açılış etkinliği vesilesiyle sizlerle bir arada olmanın, bilhassa gençlerimizi burada, milletin evinde ağırlamanın bahtiyarlığı içerisindeyim.
Cumhurbaşkanlığı Külliyemize hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.Sözlerimin hemen başında aziz milletimizin ve İslam âleminin Leyle-i Miraç’ını tebrik ediyor, bu mübarek gecenin sizlerle birlikte tüm insanlığa hayırlar getirmesini, huzura vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Cenab-ı Allah, Miraç gecesinin feyzi ve hürmetiyle Gazze başta olmak üzere gönül ve kültür coğrafyamızın dört bir tarafında zulüm gören kardeşlerimizin yâr ve yardımcısı olsun diyorum.Bu kıymetli programı tertip eden TRT’mizi, TRT yönetimini ve emeği geçen herkesi yürekten kutluyor, TRT Genç’in yayına hazır hâle gelmesine katkı sunan herkesi tebrik ediyorum.
Bugün yayın hayatına başlayan TRT Genç televizyon kanalımızın gençlerimize, ailelerimize, medyamıza ve milletimize hayırlı olmasını canıgönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle 31 Ocak’ta yayın hayatına başlamasının 56. yıl dönümünü kutlayacak olan TRT Televizyonu’nu da tebrik ediyor, tüm TRT çalışanlarımıza başarılarla dolu daha nice yıllar diliyorum."TRT, BUGÜN DE ÇOK ÖNEMLİ BİR MİSYON ÜSTLENİYOR"Kıymetli misafirler, sevgili genç kardeşlerim, Türkiye’nin hem belleği hem de geleceği olan TRT, yayın hayatı boyunca ülkemizde ve dünyada pek çok tarihi hadiseye tanıklık etti.
TRT muhabirleri ve TRT kameramanları, kimi zaman canlarını tehlikeye atma pahasına Türkiye’yi dünyadan, dünyayı Türkiye’den haberdar ettiler.
Babalarımızın kulakları her akşam ajanslardaydı; biz de Türkiye’yi ve dünyayı uzun yıllar TRT’den takip ettik.
Sadece habercilikte değil, diziden belgesele, sinema filmlerinden spora, kültüre, sanata ve müziğe kadar her alanda TRT, hayatımızda vazgeçilmez bir konuma sahip oldu.
Bizim kuşak ve bizden sonraki nesil TRT ile büyüdü dersek herhâlde abartılı bir cümle kurmuş olmayız.
Zaman zaman TRT Arşiv’de o eski yıllara ait kesitleri seyrettikçe, nostaljiyle birlikte Türkiye’nin ve dünyanın nereden nereye geldiğini de yeniden hatırlıyoruz.Kimliğiyle TRT, bugün de çok önemli bir misyon üstleniyor.
Enformasyon ve kültür savaşlarının insanlığın gündemini belirlediği bir dönemde TRT, hakikat mücadelesini en güçlü şekilde verirken, iyiyi, doğruyu ve hakkı önceleyen yayın ve yapımlarıyla kültürel yozlaşmaya karşı millî değerlerimizin adeta bir seti olarak karşımızda duruyor.
Bugün açılan TRT Genç kanalımızı, bu çabaların gençlerimize uzanan en somut tezahürlerinden biri olarak görüyorum.
TRT Çocuk ile yıllardır miniklerimize yönelik yayın yapan, dijital içerik üreten kurumumuzun şimdi de gençlerimizi sorumlu yayıncılık anlayışıyla buluşturmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum.Burada şunu da gururla ifade etmek isterim: TRT’mizin imzasını taşıyan bazı yapımların dünyanın en prestijli festival ve organizasyonlarından ödüllerle dönmesi takdire şayan bir başarıdır.
TRT ortak yapımı Hüzün Üçgeni filmi, 75.
Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye Ödülü ile dönerek hepimizin göğsünü kabarttı.
TRT World tarafından hazırlanan bir belgeselimiz, haber ve güncel olaylar kategorisinde Emmy Ödülü’nü alarak ülkemize bir ilki yaşattı.
Yine Filistin’deki işgalin en sinsi yönlerinden biri olan yerleşimciler meselesini ele alan Kutsal İşgal belgeseli, dünya çapında büyük yankı uyandırdı.
Bu yıl 98.
Akademi Ödülleri’nde en iyi uluslararası film kategorisinde yarışacak Filistin 36 filmine şimdiden başarılar diliyorum."GÜNÜMÜZDE AİLE KURUMU, BÜYÜK BİR SALDIRI VE KUŞATMA ALTINDADIR"Şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Kültür savaşlarının muharebe alanlarından biri de malumunuz ailedir.
Günümüzde aile kurumu, daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı ve kuşatma altındadır.
Dizilerden sinema filmlerine, çizgi filmlerden oyunlara ve oyuncaklara kadar ilgili ilgisiz her yere özenle yerleştirilen karakterlerle çarpık ilişkiler özendiriliyor, sapkınlıklar teşvik ediliyor.
TRT’nin gerek geleneksel gerekse tabii gibi dijital mecralarda aile odaklı, temiz içerikleri yaygınlaştırma çabasını bu bakımdan çok kıymetli buluyorum.Bir kere şunu çok iyi anlamalıyız sevgili arkadaşlar.
Bizim için TRT’nin başarısı, ailedeki tüm fertlerin hiçbir endişe duymadan, gönül rahatlığıyla izleyebileceği yapımlara imza atmasıdır.
Bugün yayın hayatına başlayan TRT Genç ile bu çizgideki yayınların daha da artacağına ve çeşitleneceğine inanıyorum.
Bilimden teknolojiye, kültür sanattan spora, tarihten güncel hayata kadar geniş bir yelpazede yapacağı yayınlarla TRT Genç kanalımız, gençlerimizin zihinsel, duygusal ve kültürel gelişimine destek olacaktır.
Özellikle çağımızın vebası olan bağımlılıkla mücadelede TRT Genç gibi mecraların katkısına ihtiyaç duyuyoruz; şurası bir gerçek ki ekran, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde ciddi artış yaşanıyor.Aydınlık yarınlarımızın güvencesi olan gençlerimiz, dijital platformların ve sosyal medyanın da etkisiyle bu belaların pençesine daha fazla düşüyor; oyunlaştırma stratejisinin etkisiyle neredeyse her telefon maalesef bir çeşit kumarhane hâline geldi.
Eğlence için, vakit geçirmek amacıyla girilen dijital oyunlar bilhassa gençlerimizi sanal bahis ve kumar illetine bulaştıran bir tuzak işlevi görüyor; tütün, sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımı da yine bu mecralar tarafından özendiriliyor, gençlerimizin sağlığı ve geleceği çalınıyor.Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarına baktığımızda, en büyük müsebbibin alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu olduğunu görüyoruz; aynı şekilde boşanmaların, eşler arası ve aile içi kavgaların sebeplerinin en başında da bu illetler geliyor."UYUŞTURUCU, ALKOL, SANAL BAHİS, KUMAR TERÖR KADAR ZARARLI BOYUTLARA ULAŞTI"Değerli misafirler, çok sevgili genç kardeşlerim; meseleyi bütün yönleriyle değerlendirdiğimizde şu gerçeği hepimiz çok net görebiliyoruz: Uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar ve sigara bağımlılığı, millî bünyemiz açısından terör kadar, hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır.
Aileler parçalanmakta, nesiller kaybolmakta, istihdama, üretime, eğitime ve sağlığa gitmesi gereken kaynaklar, insanlık düşmanlarının kanlı dişlilerini ne yazık ki beslemektedir.Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların, iktidara gelince “içkiyi ucuzlatacağız” diyenlerin ısrarla görmediği acı gerçek işte budur.
Alkolü, sigarayı ve uyuşturucuyu adeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo da budur.Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum işte budur; ama biz bunu görüyoruz, duyuyoruz, tehlikenin farkındayız. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla siyaset yapan bir hükümet olarak her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız.
Güvenlik kuvvetlerimiz ve yargımız aynı şekilde görevlerini layıkıyla yapıyor; ancak hangi türde olursa olsun bağımlılık öyle bir beladır ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor.
Bunun için aile, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler ve özellikle medya olarak hep beraber seferberlik ruhuyla hareket etmek, elimizdeki her imkânı devreye almak durumundayız.
Şüphesiz medyada asıl görev, kamu yayıncımız olan TRT’mize, yani siz TRT çalışanlarına ve yönetimine düşüyor.Kamu spotlarının ötesine geçen yeni bir anlayışla bağımlılık meselesini irdelemeli, incelemeli, bu sorunun üzerine dirayetle gitmeliyiz.
Vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesinde TRT’mizin öncülük etmesini, medyanın tamamına örnek olacak evsafta özgün, kaliteli ve etkili projeler üretmesini bekliyorum.
Her zaman söylüyorum: Madden olduğu kadar manen de güçlü bir gençlik, bu tür sosyal marazlara karşı en sağlam kalemizdir; ideal sahibi, ufuk sahibi, özgüven sahibi, millî ve manevi değerlerine bağlı gençlik derken biz işte bu hassasiyetle hareket ediyoruz.
Açılışını yaptığımız TRT Genç’in bilhassa bu konuda önemli bir boşluğu doldurmasını ümit ve arzu ediyorum.Değerli kardeşlerim, burada şu hususun da altını çizmek mecburiyetindeyim.
Maalesef ülkemizde yapılan her iyi işi taşlamaktan büyük keyif alan bir kesim var; bunlar ezberleri bozulsun, kafa konforları dağılsın istemezler, fildişi kulelerden ahkâm kesmeyi, ona buna ayar vermeyi pek severler.
Özgürlüğü, hak, hukuk ve adaleti dillerinden düşürmezler; ama söz konusu kendi çıkarları olunca savundukları ne kadar ilke, kavram ve prensip varsa hepsini çiğnemekten hiç çekinmezler.
Bu çevrelerin öfke dolu saldırılarından TRT’miz de zaman zaman nasibini almaktadır.
TRT’mizin 86 milyona hitap eden, millî ve manevi değerlerimizi önceleyen, gerçekleri eğip bükmeden anlatan ilkeli yayın politikası, biliyoruz ki bunları ciddi manada rahatsız ediyor.Bakınız, buna en son Ankara’nın susuzluk sorununda bir kez daha şahitlik ettik.
Malumunuz, Türkiye’nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkûm edildi; insanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi, aileler çamaşır, bulaşık ve banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu.
Sosyal medya, çektikleri eziyeti paylaşan, yetkililere seslerini duyurmaya çalışan insanlarımızın feryatlarıyla doluydu. 2026’nın Türkiye’sine asla yakışmayan bu sahnelere hepimiz kimi zaman üzülerek, kimi zaman sorumlular adına utanarak tanık olduk.
Yani ortada, görevi kamu adına gözcülük yapmak olan medya açısından görmezden gelinemez bir haber vardı; kamu yararını gözeten basın kuruluşlarımız da milyonları perişan eden bu sorunu haberleştirdi, vatandaşa mikrofon uzattı, geceleri soğukta su bekleyen insanlarımızın şikâyetlerini ekranlara taşıdı.
Peki ne oldu?
Medya, siyaset ve vatandaşın artan tepkisi, günlerdir halkın çığlıklarını umursamayanları en azından zahirde harekete geçirmeye zorladı; neticede meseleyi tam olarak çözemeseler bile rahat koltuklarından kalkıp halkımıza açıklama yapmak mecburiyetinde kaldılar, fakat her işlerinde olduğu gibi bunu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar.Bir tanesi çıkmış, kışın ortasında susuz bıraktığı insanlarımızdan özür dilemek yerine, sorunu haberleştirdikleri için TRT’yi, Anadolu Ajansımızı ve özel televizyon kanallarını suçluyor; yüzü kızarmadan özgür basını hedef alıyor.
Aynı zatın genel başkanı ise yönetim zafiyetini kabul etmek yerine, itham ve iftira yüklü ifadelerle şahsımızı hedef alıyor.
Söz var ya, şıracının şahidi bozacı; birbirlerinin kusurlarını örtüyorlar.
Şimdi bakınız, değerli kardeşlerim, kapasite açıklarını suç bastırarak kapatmaya çalışan bu beceriksizler korosuna bizim buradan şunları sormamız lazım: Gecenin ayazında vatandaşı elinde su bidonlarıyla sıraya sokanlar mı suçlu, yoksa bunu haberleştirenler mi suçlu?
Kabahat, kış mevsiminin ortasında şehirlerimizi susuz bırakanlarda mı, yoksa vatandaşın çilesini ekrana taşıyanlarda mı?
Basının görevi, kamu adına yöneticileri denetlemek, halkın şikâyetlerine mikrofon uzatmak ve vatandaşın sorunlarına özellikle ekranda yer vermektir.