Haber Detayı
Gazze'de "İkinci Aşama" Çıkmazı
7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in sistematik saldırıları altında modern çağın en ağır soykırım sahnelerinden birine tanıklık eden Gazze'de, ABD öncülüğünde dile getirilen "İkinci Aşama" söylemi tartışmaların odağına oturdu.
İlk aşamadaki ateşkes girişimlerinin insani yıkımı durduramaması ve sahadaki trajedinin boyut değiştirmesi, yeni planın samimiyetine dair ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Ateşkes İnsani Rahatlama Sağlamadı Gazze’de ilan edilen geçici ateşkesler, sahadaki sivil halk için bir nefes alanı olmaktan ziyade belirsizliğin yeni bir boyutu haline geldi.
Bombardımanlar azalsa da kuşatmanın sürmesi, insani yardımların sistematik olarak engellenmesi ve açlığın bir silah olarak kullanılması; ölümü "bombalardan" alıp "soğuk ve hastalığa" devretti.
Bugün yüz binlerce Filistinli, ısınma imkanı olmayan çadırlarda, temiz suya erişimden yoksun bir şekilde yaşam mücadelesi veriyor.
ABD’nin Vizyonu ABD Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından ana hatları çizilen “İkinci Aşama”, Gazze’nin “istikrara kavuşturulmasını” ve güvenliğin tesisini hedefleyen bir geçiş süreci olarak tarif ediliyor.
Ancak bu tanım; işgalin sona ermesi, Filistin halkının egemenliği ve siyasi iradesi gibi temel başlıkları bilinçli bir şekilde saf dışı bırakıyor.
Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.
Dr.
Levent Ersin Orallı, ABD’nin bu yaklaşımını şu sözlerle eleştiriyor: "Güvenliği merkeze alan ancak siyaseti erteleyen planların, Filistin halkı açısından kalıcı bir düzen üretmesi mümkün değildir.
İlk aşamanın başarısızlığı, Filistin halkını sürecin öznesi olmaktan çıkaran bu dışarıdan kurgulanmış yaklaşımlardır." Teknokratik Model ve Meşruiyet Sorunu İkinci aşamanın en çok tartışılan maddelerinden biri olan "Gazze Ulusal Yönetim Komitesi", siyasetten arındırılmış teknokratik bir yapı olarak kurgulanıyor.
ABD yönetimi bu modeli "pragmatik" bir çözüm olarak sunsa da, halkın seçmediği bir yapının Gazze’de nasıl bir meşruiyet zemini bulacağı meçhul.
Doç.
Dr.
Orallı, bu modelin ciddi riskler barındırdığını vurgulayarak, "Gazze halkı için asıl mesele teknik kapasite değil, temsil edilmektir.
Özgür iradeye dayanmayan hiçbir yapı sahada kalıcı olamaz," uyarısında bulunuyor.
Silahsızlanma mı, Savunmasızlaştırma mı?
Yeni aşamanın en sert iddiası olan "Gazze’nin tamamen askerden arındırılması" hedefi, bölgede teknik bir güvenlik planından ziyade varoluşsal bir tehdit olarak algılanıyor.
Witkoff’un "yetkisiz personelin silahsızlandırılması" vurgusu, İsrail işgali sürerken Filistinliler için "savunmasızlaştırma" anlamına geliyor.
Orallı’ya göre, siyasal haklar tanınmadan dayatılan bir silahsızlanma şartı, süreci kaçınılmaz bir tıkanıklığa sürükleyecektir.
Yeniden İnşa Beton mu, Özgürlük mü?
Projenin "Yeniden İnşa" ayağı ise büyük ölçüde fiziksel yıkımın onarılmasına odaklanmış durumda.
Ancak uzmanlar, siyasi bir dönüşümden kopuk bir imar faaliyetinin "yıkımı yönetmekten" öteye gitmeyeceğini belirtiyor.
Doç.
Dr.
Levent Ersin Orallı, Gazze’deki asıl yıkımın siyasal hak yoksunluğu olduğunu belirterek ekliyor: "Yeniden inşa, ancak Filistin halkının özgür iradesine dayanan bir siyasi iradeyle anlam kazanabilir.
Aksi takdirde yapılan her yatırım geçici kalmaya mahkumdur."